şükela:  tümü | bugün
106 entry daha
  • öğrenciyken asansörsüz bir binanın en üst katında yaşadık. beş yıl boyunca. yedinci kat. 105 basamak. ellerimizde market torbalarıyla, eşek ölüsü çantalarla merdivenlerden tırmanırken ali şeriati'nin konfor ruhun bataklığıdır sözünü telkin ederdik birbirimize.
    o kadar çile çekiyorduk, manzara güzel olsa ne bileyim denize nazır olsa.. nerde.. ev, mezarlığa bakıyordu. gece vakti esen sert rüzgarlarla göğe uzanan selvi ağaçlarının gölgelerinin odama vurduğu, gündüz arasından geçtiğimiz parlak mermerli mezar taşlarının gözlerimizi aldığı, bahar gelince badem ağaçlarının çiçeklerini nazlı nazlı kabirlerin üzerine dökerek bir gelin gibi süslediği, dünyanın çilesine elveda demiş nasiplilerin istirahatgahı olan kabristana.
    bu mezarlık beni öyle terbiye etti ki en havai olmam gereken yaşlarda kalendermeşrep biri oldum çıktım. zevkleri bıçak gibi kesen ölümü her an hatırlarken nasıl olmayasın.
    gönül isterdi ki dünyanın çirkinliğini görmeden göçüp gidenlerin arasına karışayım.
    bu yaşa erdirdi allah beni. gençtim, almadı canımı.
    **
    **
    **
    ölüm demişken aklıma gelen bir bilgiyi paylaşmak isterim, bildiğiniz gibi mevt de ölüm vefat da. mevt mutlak anlamda ölüm, vefat ise canın alınması. bunu kur'anda en açık şekilde zümer suresi 42. ayette görebiliriz, ölenler mevt kelimesi ile canı alınıp geri verilenler teveffa lafzı ile ifade edilir. yarı ölüm de dediğimiz uyku bir tür vefattır ancak bununla biyolojik ölüm kastedilmez. nüzul-u isa'yı savunanların delili budur, ali imran 55'te geçtiği gibi
    'canını uyku ölümü ile alacağım’ manasındadır ki, allah hz. isa’yı öldürmemiş, kendi katına yükseltmiştir.
  • kim ekmek alacak denince kavga çıkar.
hesabın var mı? giriş yap