şükela:  tümü | bugün
  • asgari ücretle çalışanın alacağı parada gözümüz yok. zaten, kuş kadar maaşları var adamların ve canları çıkıyor akşama kadar. işçilerin emeğine değil yazacaklarım.

    2020 yılı için asgari ücretin akşam saatlerinde 2324 tl olacağı söylendi. masayı terk eden var etmeyen var. 2500 tl'de el sıkışırlar gibi.

    bir öğretmen olarak aralık maaşım 3860 tl idi. 5'in 3'üyüm. işe, buradan bakınca 1300 tl'lik bir fark duruyor. yani şimdi biz; millet top, kız, kahve, oyun peşindeyken boşuna mı ders çalıştık? nasıl bir emek adaletsizliği bu?

    asgari ücret 3000 tl olsun. konu, siz değilsiniz emekçiler; konu, bir ülke, nasıl olur da okuyanına bu kadar sırt döner?

    edit: ek dersi neden yazmıyorsun, diye soranlara gelsin... ek ders, türkçe ve matematik branşlarında çok iyidir. hafta sonları kurslarla daha da iyi olur. sınıf, anasınıfı ve rehberlikçi full alır, gerisi yerlerde. ek dersi öyle herkes almıyor. beyni, oturduğu yerde olanlara duyurulur.

    bir diğer embesil grup ise o kadar çalışsaydın öğretmen olmazdın, diyor. ben, hangi yıl girdim ve yüzdelik dilimim kaç, bunu biliyor musun, yok. çünkü, beynin yok, aynen devam.

    asgari ücretle çalışanın alınacağı bir şey yazmışsam hepsinden özür dilerim, ama, yazımda geçiyor; konu asgari ücret değil. top, kız vs. ise biraz daha yazıya bir aksiyon getirsin diye eklendi. allah benden razı olsun da böyle doğru düzgün başlıklar okuyabiliyorsunuz. anlamayanları, kızlık bilmem neyini ne yapan gibi garip başlıklara davet ediyorum. bu başlık aşar sizi. ha salağın teki de üniversitede bilmem neymiş, ne mi olmuş, beni eleştiriyor. salak, kendine demen lâzım, ulan adam okuyan için yazmış, benim hakkımı savunmuş... o salak oradan bana çemkiriyor. hey yavrum hey.

    edit 1: değerli yazarlar ve çaylaklar. bir konuya daha açıklık getireyim. arkadaşlar; konumuz, asgari ücretliler tü kaka, biz harikayız, değil. konu, öğretmenlerin maaşı hiç değil. okuyan demişim, biz, demişim; öğretmenden bahsetmemişim. malın teki de avukatım, ben bilmem neremi yırtarken sen ne yapıyordun, diyor... harbi malsın. polisten az almak için mi okuduk, bekçiden az almak için mi okuduk, özel bir sağlık lisesinden mezun olup taşerondan kadro alan hemşireden az almak için mi okuduk, onun bunun adamı olup yalvar yakar düz memur olandan az almak için mi okuduk, askerden az almak için mi okuduk, imamdan az almak için mi okuduk, açık öğretim mezunu olup da bilmem kimin yeğeni diye başımıza kaymakam olandan az almak için mi okuduk? nedir zorunuza giden anlamak mümkün değil. herkes alsın, herkes kazansın, ama, nedir bu okuyanın dışlanması?

    edit 2: mustafa kemal atatürk'ün 24 mart 1923'te kütahya lisesi'nde öğretmenlere yaptığı konuşma.

    “muallim hanımlar ve muallim efendiler, bu irfan yuvası altında hepinizi bir arada görmekten ve hepinizi selamlamaktan çok memnunum.

    memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.

    fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. bu iki ordunun ikisi de hayatidir.

    yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz.

    biz iki ordudan birincisine, vatan çiğnemeye gelen düşman karşısında kan akıtan birinci orduya -bütün dünya bilir, bütün dünya şahit oldu ki- pek mükemmelen sahibiz. vatanın dört sene önce düştüğü büyük felaketten sonra, yoktan var olan bu ordu, vatanı yok etmeye gelen bu düşmanı kutsal vatan toprağında boğup mahvetti. yalnız bu orduya sahip olmakla, işimiz bitmiş, gayemiz bu ordunun zaferiyle son bulmuş değildir.

    bir millet, irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferin köklü sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuyla mümkündür. bu ikinci ordu olmadan birinci ordunun elde ettiği kazanımlar sönük kalır. milletimizi geçek mutluluğa, kurtuluşa ulaştırmak istiyorsak, bizi ölümden kurtaran ve hayata götüren bugünkü idare şeklimizin sonsuzluğunu istiyorsak, bir an önce büyük, kusursuz, nurlu bir irfan ordusuna sahip olmak zorunluluğunda bulunduğumuzu inkar edemeyiz.

    eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. lakin cenab-ı hakk’a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi.

    artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.

    arkadaşlar, asker ordusu ile irfan ordusu arasındaki birliktelik ve alakayı belirtmek için şunu da ifade edeyim, kıymetli bir eserden ordunun ruhu kumanda heyetidir deniliyor. hakikaten böyledir. bir ordunun kıymeti kumanda heyetinin kıymeti ile ölçülür. siz öğretmenler, sizler de irfan ordusunun kumanda heyetisiniz. sizin ordunuzun kıymeti de sizlerin kıymetinizle ölçülecektir. istiklal mücadelesinde üç dört senedir düşmanı topraklarımızda mahvetmek için yaptığımız savaşla ordunun ruhu olan kumanda heyeti değerlerinin yüksekliğini nasıl ispat etmişse, bundan sonra yapacağımız yenilikler milletimize bir karanlık gibi çöken genel cehaleti mağlup etmek savaşında da irfan ordusunun ruhu olan siz öğretmenlerin aynı yeteneği ortaya koyacağınıza eminim.

    bu konuda size güveniyor ve saygı ile selamlıyorum."

    beni, büyük kurtarıcı mustafa kemal atatürk selamlamış, sen anlasan ne yazar anlamasan ne yazar. kaldı ki müthiş mesajlar geldi, herkese teşekkürler.

    yolunda yürümekten, ilke ve inkılâplarını taşımaktan, çocuklarıma öğretmekten bir adım bile geri atmadım atam. emanetin başım üstüne.
  • alım gücü arttırılıp, enflasyon düşürülürse, tüketim toplumundan üretim toplumuna geçiş yapılırsa asgari ücretlisi de mutlu yaşar, memuru da, mühendisi de. günümüz türkiye'sinde bunlar tabii ki hayalden bile uzak, hikaye anlatmayalım.

    sorun rakamlar değil, sorun ekonomi. ocak zamlarına hazırlanın asgari ücretteki artışla birlikte. 2 verdiklerini 5 alacaklar.
  • umarım bu öğretmen arkadaş, kendisiyle aynı mesleği yapıp, asgari ücretin altında maaş alan ücretli 'okumuş' öğretmen arkadaşları için de böyle duyarlar kasıyordur!

    edit: sustunuz sustunuz, asgari ücretle kıyaslama yapıyorsunuz! ben de okudum kardeşim.ben de üniversite mezunuyum. iki çocuk sahibiyim. asgari ücret üzerinden maaş alıyorum. başlık sahibi arkadaşın entrysini okudum. gayet de güzel anladım. hakkıdır keşke 10 bin tl maaş alsa. ama hakkettiği maaşı asgari ücret üzerinden tespit etmek ezikliktir. bana sığır, öküz ve vb. hayvan isimleriyle saydıranlara da sevgi ve saygılarımı sunarım! küfretmeyi pek sevmem...

    edit: imla
  • calisma şartlarinin arasinda daglar kadar fark oldugunu bilmeyen yazar beyani.
    +5 yil okuyup asgari ucrete calisan da var.
  • o konuda ben de hökümata dargınım sayın suser.
  • sorun herkesin maaşının yavaş yavaş asgari ücrete yaklaşması ve her yıl asgari ücretli çalışan oranının artması. asgari ücret istisna iken artık ülkenin normali oldu. bugün asgari ücret beş bin olsa yarın yapılacak zamlarla alım gücü yine düşecek. o yüzden memura yapılan zamdan fazla olması asgari ücretlilere de yaramıyor.
  • düzgün okuyan birinin başlık sahibinin asgari ücrete dertlenmemiş kendi maaşının düşüklüğüne dertlenmiş olduğunu anlamakta zorluk çekmeyeceği problem.
  • 3 ay yatarak maaş alıp milleti aşağı çekmeye çalışan yazarın hezeyanı. sana 3860 lira vereyim 1 ay maden ocağında çalış ama yok çalışamazsın ama insanlar senin bu yapamadığın işi 2324 liraya yapacak.