şükela:  tümü | bugün
  • japon futbol cizgi filmlerinden mavi sacli japon cizgi film kahramaninin oynadığı... albatros vuruşu bu çizgifilmin ana konusudur... mavi saçlı çocuk - shun da ilginç bi elemandır, annesiyle alakasız yerlerde görüşürür, dedesi holding sahibidir, holding buna kalacaktır, süper zengin olacaktır falandır... starda oynardı, ilk bölümlerde çocuk albatros vurşunu öğrenmek üzre balta girmemiş ormanlara yolculuk ederdi, daha sonra "efsanevi röveşata vuruşu"nu öğrenmek için yine alakasız yerlere gitti, bu ıssız ve alakasız yerlerde de hep annesiyle karşılaştı, bitürlü anlıyamadık ne biçim anne bu? üstelik shun kasa kasa "efsanevi röveşata vuruşu"nun sıırını ararken futbol oynıyan herkes rahatlıkla röveşata atabiliyordu, sonuç olarak salak şun
  • bu shun'u seslendiren elemani da nerden buldularsa .. tebrik etmek lazim bulani . bir ses bu $a$kin elemana bu kadar iyi uyar .
  • bu shun'un (shun godai) aile ya$ami cidden buyuk ve anla$ilmaz bir kaostu.sanirim babasi da eski futbolcuydu ve bu yuzden midir nedir annesinin babasi olan dedesi futboldan nefret ederdi.hatta bir keresinde limuzininde giderken shun'un maci dev ekrandan veriliyordu da yardimcisi adam gormesin diye maymun oluyordu yani shunun futbolcu oldugundan haberdar degildi.bu arada obur dedesi de bayagi bir zengindi yanli$ hatirlamiyorsam.zaten takimin sahibiydi eleman:godai idman yurdu..
  • gerçek ismi ashita e free kick olan japon çizgi filmi. her ne kadar kötü dublaj ve yetersiz çeviriler nedeniyle özelliginden çok sey kaybetse de yine de bir dönem türkiyede popüler olmustur.
    çizgi filmin kahramanı syun godai* kazara futbolcu olmus bir elemandır. bu ve arkadasları godai kulübünün paf takımında oynarlar. daha sonra dünya gençler sampiyonasına katılırlar falan..syun'un babası eski bir futbolcu, annesi ise bir sopranodur. her ne kadar film japonyada geçse bile elemanımız italyandır. bu filmde chris becken diye bir eleman vardı, benim idolümdü.
  • her zaman saf ve $a$kin shun'un (syun?) maceralarini duzenli izlerdik.

    bir keresinde lopeze gol attiracagim diye forvete cikmi$lardi beraber, sonra lopez topa oyle bir abanmi$ti ki (zaten tek eliyle top tutar, $utu ivan drago'nun sag kro$esi kadar gucludur. ustune gitmi$ kaleci olmu$tur - ama gol atmak gayesiyle yanip tutu$maktadir) top direkten donup orta sahaya gelmi$ti. sonra rakip oyuncu ko$mu$ ko$mu$ kaleye vurmu$tu. sonra bir de baktik ki kimse kaleyi goremiyor (dunya yuvarlak misali, spikerler bile bayiri a$arak giden topu izlerler) sonra top kaleye gelince goruruz ki shun coktan rakip ceza sahasindan ko$up yeti$mi$ topu tutmu$.

    asist yapan bi cakal vardi takimda, o da hollandaliydi. bi keresinde siki markaj var diye yorulmu$ taklidi yapti. sonra bir baktik golgelerden cikip asist yapti. shun bunla da serencebey yoku$u tadinda bir yerde kar$ila$ti. bo$ta birakinca bizim saf arabayi, araba icinde tekerlekli sandalyeli arkada$iyla a$agi kaydi. hollandali bizim goremeyecegimiz hizla bir anda yakaladi ve durdurdu arabayi (yeni transfer ya)

    bi keresinde de bencil bi herif vardi. bunla makas pasi cali$iyorlardi. kalede de lopez. ama bencil herif shun'u sallamayip hep hirsindan kaleye vurdu, lopez de hep kurtardi. bencil ama ayi olan herife shun yana$ip "kusura bakma, makas pasi ne bilmiyorum" safligini yapinca, bencil ayi ne halt ettigini anladi. makas pasi yaptilar gercekten ve bencil herif de takti lopeze.

    albatros vuru$u yaparken de albatroslar gibi havada kafa pasi yapmi$lardi. yani bir ce$it havada kafa voleybolu.

    hala shun gibi kesik ve akabinde geri gelen pas atmayi hayal ederim.
  • heralde alemin en kötü futbol cizgi filmiydi. sun diye bi herif vardi yesil sacliydi basrol oydu yalniz nasi bi topcuydu tam bi fikre vakif olamadik sun hakkinda zira o cizgifilminde dogru dürüst mac olmazdi. biraz futbol izleyelim diye gecerdin televizyonun basina beklerdin bekledin ne bi mac olurdu ne bi yarim vole hicbisey olmazdi.sun un özel hayatini izlerdin. tusubasa nin benjamin in degerini daha iyi anlardin. kimse de normal sacli degildi bu cizgifilmde. herkes yesil, mor, pembe, mavi, eflatun sacliydi.
  • ana karakter olan syun godai'nin kiz arkadasi da bir voleybol takimindaydi ve o takim icinde olan bitenden de haberdar olurduk surekli. bazi sahnelerde karakterler oyle uzun cizilirdi ki, o bacaklar kirilacak filan sanirdiniz, baslari goge ererdi nerdeyse.

    bir de o efsanevi albatros vurusu geyigi, benjamin ve tsubasa'dan bildigimiz geyigin bir benzeriydi. bir bacak arkaya, diger bacaga 90 derece aci alacak sekilde acilir, kollar da yana acilirdi. yerde bir albatros golgesi olusurdu. herifin bu vurusu adam gibi yapabildigine iki bolumde mi ne sahit olmustum.

    hikayesinden de zerre birsey anlamadigimi soylemek isterim.
  • adını hatırlamadığım uzun saçlı iri bir dayı vardı bu çizgi filmde. bi bölümde esas oğlanımız idman sahasındaki kapalı salondan gelen sesler üzerine camdan içeri bakar. içerde, iri dayı şut idmanı yapmaktadır, ama her ne hikmetse devamlı üst direğe çarpar attığı toplar. oğlanımız da "hıyar lan bu, paso direkte patlıyo toplar, eşşek olsa sokardı bi tanesini" diye düşünür. tabii ki durum bu kadar basit değildir. dayımızın aslında yaptığı şey "direkten seken topu gole çevirme idmanının ilk aşaması olan direğe topu çarptırma idmanıdır". ikinci aşamaya geçtiğinde, direkten dönen tüm topları abartı vuruşlarla ağlara yollar uzun saçlı iri dayı. oğlanımızsa öğrenmesi gereken çok şey olduğunu anlamıştır.
  • lopez adli irikiyim bir kaleci vardi bu cizgi filmde hep gol atmak hayaliyle yasayan. bir kez bu firsata shun sayesinde kavusmustu da golu atamamisti, top direkten donmustu.
  • ilkokul yıllarımda yakından takip ettiğim çizgi dizi. aklımda kalanları söylemek gerekirse: gol atmak içinde ukte olarak kalmış brezilyalı bir kaleci; uzun beyaz saçları olan saha dışında simsiyah giyinen, bütün topları direğe çarptırıp gol atmaya çalışan aşırı cool bir abi; bu beyaz saçlı abinin yine beyaz ama daha kısa saçlı kardeşi (çok çirkef bir adamdı: maç esnasında topla koşarken aniden durur, arkasından kontrolsüzce koşarak gelen adam buna çarpmak zorunda kalır faul yapmış olurdu); shun denen bitkinin voleybolcu manitası; laptop bilgisayardan futbol analizi yapan shun'un arkadaşı eleman; daiçi mi ne öyle bir adı olan, tişörtünün kollarını omuzundan sıyıran takım kaptanı; bu takım kaptanının başka bir takımdan olan karizmayım diye takılan şapkalı futbolcu arkadaşı; shun'a makas olayını öğreten turuncu kafa toto adlı bir eleman.