şükela:  tümü | bugün
  • her yaştan genç kızın okumasın gereken bir kitap. ilham veren 100 kadının masallaştırılmış hikayeleri anlatılıyor.
  • satış fiyatı 39 liradır.

    (bkz: çüş)
  • 5.5 yaşındaki kızımın bayıldığı kitap. hergün 3-5 kadının hikayesini okuyoruz. babasına öğrendiklerini büyük bir keyifle anlatıyor kadınları ve hayatlarından çıkarımlarını.

    ilk gün ona yakın hikaye okuduk ve her seferinde çok şaşırdı. "anne bu gerçek mi?" masallar, gerçek hayat hikayelerinden daha gerçekçi geldi. bana yetersizmiş görünse de kızımın zevk alması, heyecanlanması, feyz alması kitabın puanını yükseltti gözümde.
  • evet, bir parça yüzeysel bir kitap olabilir. evet, bu önemli kadınların hikayelerini bir sayfacığa sığdırmak haksızlık olabilir. ama böylesi bir kitabın var olması ve birçok dile çevrilerek, binlerce çocuğa ulaşabilecek olması beni o kadar heyecanlandırıyor ki! ulan diyorum keşke küçükken böyle bir kitabım olsaydı.

    benim buna en yakın okuduğum şey ingilizce hazırlık sınıfında 13-14 yaşında okuttukları what a life diye bir kitaptı. kitapta önemli insanların hayatı her birine ayrılan birer ikişer sayfada anlatılıyordu ve marie curie'yi, maria callas'ı, babe zaharias'ı öğrendiğim anın heyecanını hala içimde hissediyorum. şimdi bu kitabı okuyacak olan çocukların yerine kendimi koyuyorum ve yerimde duramıyorum, çuval çuval alıp tüm çocuklara dağıtasım geliyor bu kitabı. çünkü sağdan soldan üzerlerine yağan pembiş dünyalarla, saçmasapan çizgifilmlerle kıyaslayınca elimizdeki en iyi alternatifin bu olduğunu biliyorum.
  • (bkz: overrated) bir kitap.
    hikayeler daha güzel yazılabilirdi, bir sayfaya sığdırmak için fazlasıyla kırpılmış hissi uyandırıyor insanda. tamam çocuklara yönelik yazılmış ama yine de az daha ayrıntıya girilebilirdi.
    geniş bir yelpazede 100 kişinin hayat hikayesi var içinde. transseksüel çocuktan korsan kızlara, bilim insanlarından kraliçelere..
    transseksüel çocuğun hikayesini kızıma okuyacağımı/okumasını isteyeceğimi sanmıyorum. bunları zamanı gelince zaten öğrenecek, şimdiden kafa karıştırmaya ne lüzum..
    michelle obama first lady olması münasebeti ile konulmuş sanırım, çünkü kocasının iki kez abd başkanı olmasından ve kendisinin de bu konudaki desteklerinden dem vurulmuş. yazarlar her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır mottosunu vermeyi amaçlamış olsa gerek..
    ruth harkness diye birinin hikayesi yazılmış, kadın pandayı yerinden yurdundan edip çin'den abd'ye hayvanat bahçesine getirmiş, bunun neresi örnek alınacak bişey. bir de kadını kaşif diye tanımlamışlar.
    hele o alek wek ne allasen. belki kadının kayda değer bir hikayesi vardır. ancak hikayeyi kırpıp kırpıp kuşa çevirdikleri için bu ne ki şimdi diyorsun okurken.
    daha çoğaltılabilir.. bunlar ilk anda aklıma gelenler.
    bunların yanı sıra kitapta güzel örnekler de var ama daha seçici olabilirlerdi. koskoca dünya tarihinde binlerce örnek alınası kadın gelmiştir, neden bu kadınların seçildiğini sormak istiyorum ben?
  • bu kitap çok övüldü, çok eleştirildi. uzun zamandır merak ediyordum, nihayet elime geçti ve okuma şans buldum.

    fikir muazzam, bu konuda hemfikiriz. fakat bir kitap bu kadar mı başarısız olur arkadaş. masal dinlemeyi de anlatmayı da çok severim, hatta bizzat mesleğim anlatıcılık üzerinden sosyal etki yaratımı üzerine kurulu. bir insan üzerinde kelimelerin büyüsüyle kalıcı bir etki yaratmak için edebiyatın güçlü bir araç olabileceğine inananlardanım. fakat bu kitap neresinden tutarsanız tutun, başarısız.

    -hikayeler 150-200 kelime arasında değişiyor. 200 kelimeye anca nasrettin hoca masalı sığar, değil 'tarihteki en önemli kadınların biyografileri'...

    -olay örgüsü, rezalet. ilk cümlede çocukken bisiklet sürüp ailesinden azar işiten kıza ikinci cümlede kocası bisiklet alıyor. sen nerede okuyucuyu içine çekeceksin? sen 'inciting incident'ın olmadan, dinleyende merak uyandırmadan nasıl bir etki yaratabilirsin?

    -hikaye anlatıcılığı çok kötü. hayat hikayelerini 200 kelimeye sığdıracağım diye funfact sıralar gibi cümleleri arka arkaya sıralamışlar, bu nedenle öyle kopuk olmuş ki her şey. bir kız varmış, savaştan kaçmış. savaştan kaçarken pasaportlarını tuz paketleriyle ödemişler. sonra kız londra'da dolaşırken ajanstan birinin teklifiyle manken olmuş. bu ne? biri bana bu masalı açıklayabilir mi?

    -dil çok kötü. bir kere çok ansiklopedik. papürustan bahsetmiş, parantez içinde açıklamış. 4 yaşındaki çocuk için ideal iletişim şekli, tebrikler. o kadar çok terim var ki! sadece hypatia hikayesindeki terimleri yazıyorum: filozof, papirüs, yazman, denklem, geometri, aritmatik, astronomi. lütfen gidip 4 yaşındaki bir çocuğa aritmatiğin ne olduğunu anlatmayı bir deneyin.

    -tarihsel çıkarımlar eksik. önemli sosyo-kültürel ve ekonomik bilgileri aralara sıkıştırmamışlar, yalnızca biyografik öznel bilgiler vermişler. bu neden önemli? hypatia'yı anlamak istiyorsan, dönemin antik yunan-hristiyan çatışmasını, hadi suya sabuna dokunmak istemiyorsan en azından 'din çatışmasını' belirtmen gerekir ki kadını sadece 'erkek kıyafeti giyen' biri olarak tanımlama. ne anlayacak buradan çocuk? erkek kıyafeti giydiği için mi cesur? hayır. doğru dürüst anlat o zaman.

    -en önemlisi, ana fikir yok lan hikayelerde. bu bir şaka mı? virginia woolf depresyondaymış ama ne olursa olsun yazmaya devam etmiş. depresyon o dönemlerde tedavisi olmayan bir hastalıkmış ama günümüzde tedavi edilebiliyormuş. siz de duygularınızı güncelerinize yazın. wow, such ana fikir, much an idea, very inspirational, wow.

    entrymizin bu kısmı ise 'ee malmazel, sürekli eleştirmekle olmaz. madem çok biliyon sen yazaydın'cılar için gelsin. buyrunuz efendim, hypatia by malmazel. (üstelik sadece 182 kelime)

    uzun uzun yıllar önce, antik mısır imparatorluğu adında bir devlet varmış. bu antik mısır imparatorluğu şanlıymış ki, iskenderiye kentinde dünyanın en büyük ve en görkemli kütüphanelerinden biri bulunurmuş. bu kütüphanede, çok eski zamanlarda yaşayan bilge insanların yazdığı eserler saklanırmış. o zamanlar henüz kitaplar yokmuş, insanlar palmiye ağacından yapılan papirüs adındaki sayfalara yazı yazarlarmış. insanlar gök cisimleriyle, matematikle, fen bilimleriyle ya da felsefeyle ilgili bir şey merak ettiklerinde iskenderiye kütüphanesine gidip papirüsleri okuyabilir, araştırma yapabilirlermiş.

    hypatia ve babası theon, bilime oldukça ilgililermiş ve sürekli iskenderiye kütüphanesine gidip araştırma yaparlarmış. zamanla hypatia büyümüş ve genç bir kadın olmuş. çocukluğundan beri öğrendiği bütün bilgiler hypatia'yı öylesine geliştirmiş ki, artık kendisi bir bilge olmuş ve kendi yazılarını yazmaya başlamış. antik mısır devletinde kadınların bilimle uğraşması hoş karşılanmazmış. üstelik hypatia, diğer kadın arkadaşları gibi kıyafetler giymiyor, erkeklerin giydiği kıyafetlerle geziyormuş. bu durum, halktan bazı insanları çok rahatsız etmiş ve hırsına yenik düşen insanlar iskenderiye kütüphanesi'ni yakmışlar. (hypatia'yı da kesmişler ama tabi sansürlüyoruz burayı).

    cesur hypatia, içinde yaşadığı insanların eleştirilerini önemsemeden kendi araştırmalarına devam etmiş ve onlarca öğrenci yetiştirmiş. hypatia öldükten sonra onun bilgilerini papirüslara yazan öğrencileri sayesinde bugün onun araştırmalarına dair bilgi sahibiyiz.

    edit: soy isim düzeltildi.
  • boyle guzel bir fikir nasil heba edilebilir'in karsiligi olan kitap.
    ıcindeki hikayeler o kadar kotu ve zayif ki. ugruna yazildigi kadinin tum niteliklerini asagilayici.
    evet hikayeler okunacak gibi degil ama kitabi almis bulundugum icin soyle bir sey yaptim. kitabi karistirip elime gelen sayfadaki kadini eger tanimiyorsam arastiriyor, bilgi sahibi oluyorum.
    eger bu entry yi okuyor ve kitabi almayi dusunuyor iseniz, kitabi almayin. basliktan da cikin cunku zaman kaybi.
  • mukemmel proje ancak kof icerik. cizimler basarili, kitabin genel havasi buram buram arsivlik ancak icinde masal olarak yer aldigi iddia edilen tek sayfalik metinler, yalnizca metinler. hatta google translate cevirisi kadar duygusuz ve tekduzeler.
    cocuklara yazildigi soylenen bu kitap bence cocuk hayal gucune hakaret niteliginde, keske icerikteki kadinlar cocuklara hayat hikayeleri ile anlatilsaydi, fotograflari, yaptiklari gosterilseydi de cocuklar hafizalarinda kalanlarla kendi dillerinden masallar yazsalardi. iste bu gercekten asi cocuklara yarasir bir masalsilikta olurdu!
  • uyumadan önce başucumda durduğu yerden alıp, hevesle okuma hayalleriyle aşırı kazık fiyatına aldırmadan koşa koşa satın aldığım ancak diğer sözlük yazarları gibi 3 sayfa yani 3 hikaye okuduktan sonra bir kenara attığım kitap oldu ne yazık ki.
    bir gün bir kız çocuğum olur, 3-4 yaşına gelir, ancak o zaman ona okumaya başlayabilirim tekrar. o da beybim kafasını yormasın, beni dinlerken minnoş minnoş uyuyakalsın diye, yoksa içerik bildiğin kof.
  • üstteki girdi de bahsedildiği gibi hiç bir türk kadınına değinilmemiş. oysa gözlerim sabiha gökçen'i aradı.