şükela:  tümü | bugün
  • 60'lar ve 70'lerde ortalarda epey gozukmus, gur sesiyle taninmis bir halk muzigi insani. sol fraksiyonlarla epey yakin dirsek temasinda bulunmustur o donem. bir tip uyesi [ve kisa donem milletvekili olarak] olarak turkulerinde o zamanki populist sol soyleme yer vermis. biraz da bu populizminin etkisi ile, onbinlerce kisi cekmis konserlerine. surekli hapse girip cikmis tabii..kizildere adli turkusu vardir, kizildere'de olen mahir cayan ve arkadaslarina yazdigi. balta adli turkusuyle de bilinir..
    stalin biyigi, sakali, uzun saclari ve evlilikleri ile de meshur olmustur o donem. halen diyarbakir'da yasar 17. karisi ile..
  • demokrat partinin iktidar oldugu dönemde "evvel allah, sonra demokrat parti" diye bir türkü düzmüs ve türküyü önünde okudugu menderes ve bayar tarafindan ihya edilmis, sonraları işçi partisi saflarına katılmış "maskot" adam.
  • // (...) aşık ihsani'nin "kızıldere"si. 12 eylül sonrası kuşak onu bilmiyor ama, aşık ihsani bir döneme damgasını vuran isimlerden. o dönemde kasetleri milyon satıyor, konserlerine on binler gidiyordu. türkiye'de protest müziğin öncüsü, 60'lı yıllarda sol kabarışın sesi oldu. le monde gazetesinden onunla ilgili bir yorum:

    "ray charles'ın ya da johnny halliday'ın çığlık türküsü, charlie mingus'un yakarı türküsü, bob dylan ya da joan baez'in yakınma türküsü, leo ferre, brassens'in taşlama türküleri, aşık ihsani'in sözlerindeki şiddetle karşılaştırıldıklarında adeta çekingen kalırlar... ihsani hiçbir şeyden çekinmeden yurttaşları adına konuşuyor..."

    bunun bedelini de ağır ödedi elbet. yıllarca hapis yattı. kaç defa içeriye düştüğünü artık hatırlamayan ihsani ne yazık ki 12 eylül'den sonra hızla unutulmaya başladı. yıllar sonra gidip memleketi diyarbakır'da yaşamaya başlayan ihsani, evlilikleriyle de ünlüydü (tam 17 defa evlenmiş...). //

    rahmi batur

    ic. radikal 2, 4 şubat 2001

    www.radikal.com.tr/diger/ekler/radikal2/2001/02/04/sanat/03dog.shtml
  • // 1930 yılında diyarbakır'da doğdu. azerbaycan kökenli bir aileye mensuptur. iki yaşında babası filit'i yitirdi. anası onu bin bir sıkıntıyla büyüttü. biraz boy atınca anasıyla tezek topladı. kaz çobanlığı yaptı. bir şeyhin müridi oldu. gitmediği yer, girmediği iş kalmadı. doğuda, toprak, güneyde pamuk, ege'de yapı, trakya'da maden işçiliği yaptı. askerliğini erzurum'da tamamladi. 1957'de uşak şeker fabrikasına girdi. orada güllüşah (sevim) ile tanıştı. aşık güllüşah'la uzun bir aşıklık dönemi sonunda evlendi. garip ve elif adında iki çocukları oldu. anadolu'yu kent kent, kasaba kasaba dolaştılar. hatta köylere bile gittiler. birlikte bir çok türküler, ezgiler söylediler. halk şiirini yaydılar, sevdirdiler, yaşattılar. sesiyle, sözüyle, sazıyla durmadan yılmadan politika yaptı, şenliklere katıldı.

    toplumun çeşitli sorunlarıyla toplumsal ve ekonomik konularla ilgili birçok şiirler yazdılar.

    bazı şiirlerinde suç öğeleri görülerek hakkında cezai soruşturmalar yapıldı. birkaç kez tutuklandı. siyasetle uğraştı. sonradan kapatılan türkiye işçi partisine girdi, faal olarak çalıştı. şiirlerini ağalı dünya, yazacağım, bakalım hele isimli kitaplarda toplayarak yayınladı. halk şiiri geleneğiyle toplumcu görüşü birleştirdi. kendine özgü vurucu bir deyişi gür bir sesi vardır. gözüpeklikle konulara girer. etkileyicidir. doyurucu bir mantıkla konuları işler. //

    1.

    a beyler derdimiz buldu yüz bini
    aştı onun için ağlar ihsani
    konmuştu kafesten bir gönül kuşu
    uçtu onun için ağlar ihsani

    aştım geldim nice yüce bellerden
    mahrum kaldım şeker ezen dillerden
    nazlı yarin ili bizim illerden
    göçtü onun için ağlar ihsani

    ihsani kadere boyun eğerim
    alır kara taşla bağrım döğerim
    zalim gurbet ilde top top ciğerim
    pişti onun için ağlar ihsanı

    2.

    yüce tanrım figanımı
    duyarsan neyin eksilir
    beni cehalete karşı
    uyarsan neyin eksilir

    şöyle gerine gerine
    idris nebi'nin yerine
    sekiz cennetten birine
    koyarsan neyin eksilir

    versen üç huri hanımı
    gelip sarsalar yanımı
    otursam yesem karnımı
    doyursam neyin eksilir

    bir güzele göndersem aşk
    aşkı bile eylesek meşk
    akşama yatmaya bir köşk
    ayırsan neyin eksilir

    ihsaniyem ey a cana
    bir gün çıkıp gelsem sana
    seni davet etsem bana
    buyursan neyin eksilir.

    3.

    yüce tanrım hiç kimseye
    uzun dilli karı verme
    bana verdin düşmanıma
    uzun dilli karı verme

    eğer vereceksen mert ver
    varsın çirkin olsun ört ver
    hastalık ver türlü dert ver
    uzun dilli karı verme

    ihsaniyem gökten melek
    inse gene istemem çek
    bekarlığa razıyım tek
    uzun dilli karı verme

    4.

    mor yaşmaklum bahar geldi
    sende durma eserek gel
    bahçe bahçe kucak kucak
    lale sünbül keserek gel

    kopar ayrılık bağını
    sevda yaşasın çağını
    kavuşmanın bayrağını
    daldan dala asarak gel

    ihsaniyem sen seni sar
    ayağın incinmesin yar
    yollarında gözlerim var
    üzerine basarak gel

    5.

    sakal seni güzel için taşırım
    ben seni kesemem kara sakalım
    güzel görünce hafifce kaşırım
    ben seni kesemem kara sakalım

    hacı gibi üç beş karı almadan
    sofu gibi yanlış namaz kılmadan
    camilerde halı kilim çalmadan
    ben seni kesemem kara sakalım

    ihsaniyem sakal değil gözümsün
    kullanmağa elde büyük kozumsun
    halkı kandırmağa bana lazımsın
    ben seni kesemem kara sakalım

    kaynak:

    www.sirinnar.net/html/turku/ozanlar/ihsani.htm

    ---

    ayrica:

    (bkz: hasan yukselir/7) #2039460

    ---

    ayrica:

    (bkz: ihsani)

    mevlut ihsani (mevlit $afak - $enkaya, cermik/1928) ile a$ik ihsani (ihsan sirlioglu - diyarbakir/1930) cagcil iki ayri a$ik.
  • ulku tamer anlatiyor:

    // insan hani 'güler misin ağlar mısın' diyeceği olaylarla karşılaşır ya bazen, ben de öylelerine tanık oldum. yaşamımda 'kara mizah' örnekleri az değil. işte aralarından biri:

    üniversite yıllarım. 27 mayıs sonrası. sağ sol çatışması hızla tırmanıyor. kan gövdeyi götürmüyor daha; ama hırgür de eksik olmuyor.
    dağlarca için, kitap kitabevi'nin camekânına astığı şiirlerden ötürü, soruşturma açılıyor. savcılık, yazarların buluşma yeri olmuş. artık kibrit kutularının üstünde lenin'in, marx'ın resimleri aranmıyor belki, ama dergilerden, kitaplardan cımbızla çekilen sözcükler, komünizm propagandasının etkili silahları olarak nitelendiriliyor. nâzım'ın şiirlerinin yıllar sonra ülkemizde yayımlanması, inanılmaz bir olay.

    28 nisan'ın "tuna nehri akmam diyor"unu unutmuşuz. şimdi herkes "arkasından baltasını biledi"yi söylüyor.

    aşık ihsani'nin türküsünü.

    o dönemde istanbul'u kasıp kavuruyordu aşık ihsani. kısa boylu, uzun saçlı, sakallı, posbıyıklı bir halk ozanıydı. sırtında sazı, öğrenci derneklerinin kongrelerinde, işçi sendikaları toplantılarında, daha çok da bizlerin gittiği alçakgönüllü meyhanelerde devrimci türküler söylüyordu. gözlerini kısarak "arkasından baltasını biledi... bileeediii"yi patlatmaya görsün, herkes özlemini çektiği devrimi bir çırpıda gerçekleştirmiş, halkı o anda kurtarmış gibi haz duyuyordu.

    aramızda ona kanı pek ısınamayanlar da vardı. sözgelimi, adnan özyalçıner. bir gece tosun un meyhanesinde ihsani için ileri geri laflar edip de, "böyle şaklabanlık mı olur?" deyince, devrimciliğiyle birlikte ayranı da kabaran aydemir akbaş dayanamamış, adnan'ın suratının ortasına yumruğu patlatmıştı.

    günün birinde haber bomba gibi düştü: ihsani tutuklanmış, sultanahmet cezaevi'ne konulmuş!

    seveyim sevmeyeyim, kim olursa olsun bir insanın düşünceleri yüzünden özgürlüğünün kısıtlanmasına her zaman karşıydım elbet. ihsani de 'baltasını biledi' diye bir türkü söylemişti, baltasını kapıp ortalığı kan gölüne çevirmemişti ki.

    haberi aldığımda cağaloğlu'ndaydım. doğru olup olmadığını öğrenmek için o sıralarda 'devrimci'lerin egemenliğindeki mttb'ye (milli türk talebe birliği) koştum hemen. mttb adam almıyor. giriş katında sağdaki salon kapıya kadar dolu. kafamı uzatıp baktım. salonun tam ortasında bir iskemle. bir adam, başını öne eğmiş, oturuyor. çevresinde gençler halka olmuş, sessizce duruyorlar. çıt çıkmıyor. yanımdaki bir delikanlıya, "kim bu?" diye sordum fısıltıyla. "ihsani'nin avukatı" dedi. "sultanahmet'e gidip onu görebilmiş."

    bir süre öylece bekledik.

    sessizliği bir delikanlı bozdu:

    "hocam, saçını kesmişler mi?"

    avukat, başı önünde, belli belirsiz bir sesle, "kesmişler," dedi.

    bir an sessizlik.

    sonra bir başkası sordu:

    "hocam, sakalını... sakalını da kesmişler mi?"

    avukat, büyük acılar içinde, "kesmişler," diye inledi.

    cenaze namazına durmuş gibi, ellerimizi önümüzde kavuşturmuş, bir süre daha bekledik.

    sonra bir genç kızın sorusu:

    "hocam, bıyığını... bıyığını da kesmişler mi?"

    avukata can geldi birden. şöyle bir doğruldu. gözlerinde bir zafer ışıltısıyla, çevresini saran bizleri süzdü.

    sonra kollarını havaya kaldırarak haykırdı:

    "bıyığı duruyor!"

    ansızın bir alkış koptu salonda. "bıyığı duruyor!" devrimcilerin bir golü daha!

    bir ağızdan türkü başladı:

    "arkasından baltasını biledi..."

    kendimi dışarıya zor attım. cağaloğlu'nun gri uğultusuna. kime güleyim, kime ağlayayım, kime söveyim, bilemiyordum. (...)//

    ulku tamer

    ic. radikal 2, 27.11.1997

    www.radikal.com.tr/1999/11/27/yazarlar/ulktam.shtml
  • // (...) 22 kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği kıbrıs mitingi sırasında deniz gezmi$ ile birlikte abd bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıyor. (...) //

    kaynak:

    www.yilmazguney.com/zayifhalka/denizyusuf/deniz_gezmis.html
  • (bkz: ihsani)
  • //asil adi ihsan sirlioglu'dur. iran azerbaycani'ndan goceden turk asilli bir ailedendir. 1930 yilinda diyarbakir'da dogdu. ya$antisini ankara'da surdurdu.

    1960'li yillara kadar ismi kendi dizdigi bir takim hikayeler, rivayetler ve a$k $iirleriyle tanindi. a$ik gullu$ah ile evlenerek birlikte yurdu dola$tilar. gullu$ah icin soyledigi "... dola$tim gullu$ah hep senin icin" baglamali turkusuyle populer oldu. 1960'li yillarda bireysel soyleyi$ten uzakla$ip, haksizlik, yolsuzluk uzerine birbiri ardina soyledigi vurucu, co$turucu toplumsal deyi$leriyle dikkatleri uzerine topladi. ceza yasasina aykiri gorulen bazi deyi$leri yuzunden tutuklandi. kendine ozgu $iir teknigi ve tavri ile i$ledigi konularla gerek saz gerek kalem $airlerini etkiledi. irticali kuvvetlidir.

    deyi$lerini kendine ozgu bir makamla calip soyler. bu soyleyi$ bicimi cogu mahalli ozanlar tarafindan taklit edilmi$tir.

    $iirlerini "agali dunya" *, "yazacagim" *, "bakalim hele" *, "bak tarlanin ta$ina" *, "vur aganin ba$ina" * adli kitaplarinda topladi.

    son yillarin en cok taninan ve dikkatleri uzerine ceken ozanidir. ba$kaldiri ve yergi $iirlerinde cok guclu bir yetenege sahiptir. //

    ic. "xx yy turk halk $airleri antolojisi", haz. emir kalkan, kultur bakanligi yayinlari (genclik ve halk kitaplari dizisi), 1.b. ankara-1991, s. 378.

    ---

    (bkz: gullu$ah/1) #2085051

    (bkz: saricakiz/1) #2109801

    (bkz: arkasindan baltasini biledi/1) #2052978

    (bkz: kizildere/14) #2052487

    (bkz: dun geceki dusumu ben anlatmaya deger gordum/2) * #2050254

    (bkz: naze/2) #2107872

    (bkz: turhan selcuk/8) #2137328