şükela:  tümü | bugün
  • tıpkı vurulan bir askerin bir süre koşmaya devam etmesi gibi, kafaya da vücuda da sonradan dank eden bir durumdur. ilgili kişi bir kere görülmüş de olabilir, hayat boyunca da, bunun pek bir önemi yoktur. "seni tuz kadar seviyorum" diyen kızını kovup, tuzsuz yemeklerle donatılmış bir sofraya oturduğunda hiçbir şey yiyemeyen o masal padişahı gibi hissedersiniz kendinizi. bir şeyler eksik kalmıştır, çünkü o yanınızda değildir.
    onun hayalleriyle erir, onun umutlarıyla kendi kalbinizdeki ateşi güçlendirmeye çalışırsınız. birden ürkersiniz hayatınızı başkalarının hayalleri üzerine kurduğunuz için, ve sorarsınız kendinize: "acaba aşk böyle bir şey mi?"

    yıllar sonra gelen edit: kardeşim yeter oylamayın şu entry'yi artık ya. hayır yani bir gaflet anıma gelmiş, hislenip yazmışım ama bu kadar da kafasına kakılmaz ki insanın canım? siz hiç hormonlarınızı tuşlara dökmediniz mi insaf edin, 1900 küsür entrym daha var sözlükte biraz da onları kafama kakın, yetişir artık be.

    (merak eden varsa da söyleyeyim, born to touch your feelings'i de 4 yıldan beri dinlemiyorum. hadi dağılın.)
  • insana yıllar sonra scorpionsdan born to touch your feelingsi söyleten duygudur aynı zamanda.
  • daha hicbiseyi kabullenmemisken ayni model ve renk arabalarin icinde onu aradigini farketmek; o bir yerlere gittiginde, biseylerle mesgulken, televizyon izlerken bi yandan da yola bakmak geliyo mu diye, yanyana gecen iki bucuk aydan sonra onsuz gecen her gunun anlamsiz gelmesi; onu bir daha gorebilmek icin bahaneler yaratmaya calismak, sinavlari dersleri sallamak; her entrye onunla ilgili biseyler girme ihtiyaci duymak...
  • herseyin bir yana onun bir yana oldugu zaman dilimidir o an...kafana saksi dusmus gibi olursun,birisi kramponla kabini tekmeliyordur o sirada,havai fisekler migdende patliyordur teker teker.onu yasamak da her yigidin harci degildir,yasiyan dunyanin en mutlusudur.tebrik edilesi insandir kendisi.
  • hıçkıra hıçkıra ağlarken katıla katıla gülmeye başlamak, onu gördüğün zaman bütün gün başka bişey düşünememek, 'acaba arar mı' diye telefonu yanından eksik etmemek, her sabah uyandığında onu düşünerek güne başlamak, aklına her geldiğinde mutlu olmak, bu uğurda öss'yi bile umursamamak. sanırım bunlar aşık olduğunu anlamak için yeterli.
  • uzun zaman inkar ettikten sonra bir gecenin yarısı* boğazınızda takılı kalan düğümü, sürekli ve nedensiz ağlama isteğinizi, gereksiz asabiyetinizi, anlamsız durgunluğunuzu, ne zamandır dinlemediğiniz şarkıları*** dinleme eğiliminizi, derin iç çekişlerinizi istemeye istemeye de olsa anlamlandırma durumudur. o görmezden gelinen anlam* o denli güçlenmiştir ki artık reddetmeye mecal kalmamıştır. en iyi arkadaş neredeyse bulunur, dürtülür, rahatsız edilir, ve uzun zamandır göz pınarlarında biriktirilmiş yaşlar akıtılarak ona itiraf edilir: "ben anladım...aşık olmuşum yine yaa"*.