şükela:  tümü | bugün
  • osmanlı beyliğinin kuruluşu ile birçok efsanenin en önemli çıkış noktalarından biridir aşıkpaşazade'nin tarihi, ya da daha doğru ifade edersek, tevârih-i âli osman. şeyh edebalı'nın içinde olduğu rüya anlatısı, osman'ın vergi mefhumundan habersizliği, baciyan-ı rum adıyla geçen kadın savaşçılar hep aşıkpaşazade'nin anlatısıdır. şunu unutmamalıyız: aşıkpaşazade, 15. yy sonunda yazdı bu eseri. dolayısıyla kuruluş günleriyle; ertuğrul, osman, orhan, ve hatta murad dönemleriyle ilgili doğru bilgi verme şansı son derece güç. evet, eserinde, yahşi fakih isminde, orhan'ın imamının oğlu olan zat-ı muhteremin, şu an için maalesef elimizde olmayan menakıbnamesini kullandığı bir gerçek. lakin bu da söylediklerine bütünüyle inanmamızı sağlamıyor. çünkü her şeyden önce, aşıkpaşazade'de, fatih eleştirisi çok baskın olduğundan (ve tabii bunu yaşadığı dönemde doğrudan yansıtamadığından) geçmiş, bir nevi "altın çağ" retoriğiyle sunuluyor. dolayısıyla aşıkpaşazade'nin kaleminden çıkan osman ve orhan dönemlerine her zaman şüphe ile bakmak gerekir. bu demek değil ki anlattıklarını kaldırıp atalım: haşa! söyledikleri, kültür tarihi için bulunmaz kıymette. sonuçta eseri, kuruluş döneminden yaşadığı döneme sözlü kültür üzerinden aktarılmış (ve tabii bu aktarma sürecinde eklemeler, çıkarmalar, abartmalar pek tabii eşlik etmiş olabilir) olaylar, hikayeler, anılar dizisi gibi.
    aşıkpaşazade, bir vakanüvis değildi (zaten vakanüvislik, 17.yyda ortaya çıkan bir kurum), hatta tarihçi bile sayılmazdı. kendisi, bir vefai dervişiydi. osman'ın kayınbabası olarak bildiğimiz, şeyh edebalı da, o tarikatın bir mensubuydu, dolayısıyla aşıkpaşazade'nin edebalı'ya böylesi mühim bir rol biçmesine şaşmamak gerekir. tarihçi değildi dedik. yazdığını da tarih olsun diye yazdığı son derece müphem. dervişler dinlesin, hatta fetihlere katıldıkları için onları gaza getirsin, fetih zamanı onları eğlendirsin, bir nevi onlara moral motivasyon sağlasın diye yazılmış bir eser bu (biz zannediyoruz ki fethe, gazaya çıkanlar kendi aralarında konuşmayan, robotumsu, profesyonel askerler. halbuki onlar da senin benim gibi insandı. birbirlerine hikayeler anlatıyorlar, birilerini çekiştiriyorlar, savaşmaktan gayet de korkuyorlar, hatta fırsatını buldu mu meydandan kaçıyorlardı. savaş sırasında, ordunun en gerisinde, kaçanları yakalamak için bir sıra yeniçeri beklediği de vakidir, neyse konuyu bölmeyeyim.) işte bu nedenle dili konuşma diline de çok yakın, zira okunmak için değil dinlenmek için yazılmış bir eser. her babın sonundaki nazım kısmının, saz eşliğinde söyleniyor olması bile olası.
    elhasıl, erken dönem osmanlı dünyası ile ilgili çok kıymetli bir eser kendisi. sadeleştirilmiş basımlarını okumaktansa, bizzat kendisini okumak çok daha faydalıdır. dili gayet anlaşılır düzeydedir. kültür bakanlığının yayınını okumadım, lakin sadeleştirme işlemi özünde gayet sakat bir iştir. yanılmıyorsam 2003'te koç kitaplık kitabı hem orjinal diliyle (tabii ki transkripsiyonu yapılmış şekliyle) hem de günümüz türkçesiyle beraber yayınlamıştı, ama kitabı bulmak zor olabiliyor. bir diğer yayın da , nihal atsız'ın osmanlı tarihleri isimli kitabı. "hmm, nihal atsız mı? kalsın o zaman" denmesin. önemli bir eser kendisi. hatta içinde, erken dönem osmanlı dünyasıyla ilgili diğer önemli bir eser olan ahmedi'nin yazdığı kitabı da bulabilirsiniz.
  • lütfi paşa tarafından düzenlemesi yapılmış 1922 basımı aşıkpaşazade tarihi şu adreste okunabilir: http://www.gereklitarama.com/…kpasazade-tarihi.html
  • atsız'ın derlediği aşıkpaşazade tarihi ötüken neşriyat tarafından bu ay içerisinde yeniden yayınlanmıştır. konunun ilgilisine mutlaka tavsiye ederim.

    --- spoiler ---

    bu tarih, o zamanın türkçesiyle yazılmış bir eser olup tarihî değerinden başka dil bakımından da büyük kıymet taşımaktadır. dili ve üslûbu dede korkut kitabının dilini ve üslûbunu andırmaktadır. kitaba, müellifin ölümünden sonra da bazı kimseler, ihtimal aşıkpaşaoğlu'nun müridleri tarafından eklemeler yapılmıştır. ben o parçaları buraya almadım.

    müellif, anlattığı vakaların tarihini yalnız hicrî yıl olarak vermekte, ay ve gün zikretmemektedir. bu sebeple bir hicrî yıl, milâdî tarihin hangi yılının hangi gününden başlayıp hangisinde bitiyorsa, onu, parantez içinde göstererek okuyuculara kolaylık sağladım.

    atsız
    --- spoiler ---
  • atsız hocanın derlemesiyle okudum. muhteşem bir sadelikle yazılmış.
  • osmanlı'nın kuruluş devrini anlatan bu eser, günümüz türkçesiyle ilk defa 1949 yılında hüseyin nihâl atsız tarafından yayınlanmıştır. osmanlıları konu edinen ilk türkçe kitap olarak kabul edilir ve türk tarihçiliği için hâlâ o döneme dair en önemli kaynaktır.