şükela:  tümü | bugün soru sor
  • büyüklerimizin vekil asilin yetkilerini haizdir diyerek palliatif olarak çözme yoluna gittikleri sorun
  • ingilizcesi principle agent problem'dir. firmanin sahipleri ile yoneticileri ya da yoneticileri ile calisanlarinin arasindaki amaclarin ayrimidir. firma sahipleri daha fazla kar etmek iken yonetici daha yuksek maas ya da daha yuksek bir kademeye terfi isteyebilir, ayni sekilde yonetici beli bazi gorevlerin yerine getirilmesini isterken, calisan daha fazla sosyal guvence, daha fazla maas, daha fazla kendine ailesine ayiracak zaman isteyebilir. bu problemi ortadan kaldirmak icin firma sahipleri veya yoneticiler ozendiriciler*, oduller koymali ki diger taraf da aynen kendileri gibi dusunsun ve hareket etsin.
  • turkcede bazen vekalet sorunu veya temsil sorunu seklinde de gecen; sirketin hissedarlari* ile yoneticileri (ornegin ceo) arasinda gerceklesebilecek cikar catismalari.

    bu, yoneticinin - gorevi dahilinde - sirketi en ust seviyede calisir durumda tutma yukumlulugunun seklini semalini belirleyen husustur. soyle ki; sahipler milyon dolarlar yatirip bir sirket kurmustur ve yonetimini de elin adamina vermistir. yonetici, el elin esegini turku cagira cagira ararmis misali riski en aza indirerek "sirketi batirip isten atilmayayim da, hafif bir ruzgar bulup kivamli kivamli gidelim" zihniyetine girebilir. elbette ki kararlar her zaman sahiplerin okeyine bakar ama onlara sunulan raporlar cogu zaman pek de hakim olmadiklari rakamlar icerdiginden uzerilerinde uzun uzadiya dusunme aliskanliklari pek yoktur. daha sonra sonuclari incelerler ve ornegin 5 yillik bir surecte bir arpa boyu yol katedemediklerini fark ederler. iste o an, yoneticinin gorevine son verilmesi gerektigini anlama anidir.

    bu duruma getirilen cozum stock option'dir. boylelikle yonetici kardan alacagi payi* da hesaba katmaya baslar. bu da onlari esekler gibi calisip ustun buyume rakamlariyla sahiplerin karsisina cikmaya zorlar.

    yoneticinin, gereginden fazla riskler alarak sirketi saha kaldirip en kral yonetici* olmak istemesi gibi bir durum da soz konusudur bittabi.. ama boyle edepsiz, suursuz insanlari buyuk sirketlerin basina gecirmezler zaten oyle kolay kolay. insan kaynaklari yonetimi* diye bir sey var en nihayetinde. oyle firlamalar genelde, sirketlerin kucuk maclarinin buyuk adamlari* olmaya muhtactir.
  • sadece işletme disiplininin değil kamu yönetimi disiplininin de bir sorunu. tam olarak bir yetki ile iş yapacak olanın, yetkiyi verenden daha fazla uzmanlığı olduğundan (asimetrik bilgi - asymmetric information) , bu yetkiyi kendi çıkarı için kullanması sorunudur.

    şöyle ki vergiler ile kamu harcalamarını veya kamu politikalarını yapan bürokratların sahip oldukları asimetrik bilgi (mesela merkez bankası başkanının devalüasyon yapılacağı bilgisine herkesten önce sahip olması bir asimetrik bilgidir ve bu bilgi ile evini arabasını satıp dolara yatırım yapabilir) ile bunu kendi çıkarları için kullanıp kullanmadıkları da bu problemin bir konusudur. örneğin vekilin işi yol yapmakken asilin elindeki arsaları 3 kuruşa toplayıp, 3 liraya devlete kamulaştırma adı altıda satması gibi. kazanç muazzam. süper güçlü devlet karşısında asilin acizliği işte burada ortaya çıkıyor. bu yüzden nickim ile çelişip (ki nickim de kendi içerisinde çelişmekte zaten o da bambaşka bir yazının konusu) "state is evil" diyorum. bu bir canavar ve muhakkak kontrol altında tutulmalı.

    lütfen iyi yönetişim bize batının bir oyunu çok fenadır diyen hocalarınızı dinlemeyin sevgili kamu yönetimi öğrencileri. iyi yönetişim doğru dürüst kullanıldığında çok ama çok faydalı bir yönetim şeklidir. hani derler ya: işte abd'de adam belediye başkanının yakasına yapışıp hesap soruyor aga. hah işte bu iyi yönetişimin kurumsallaştırılması ile ortaya çıkan bir durumdur; çünkü o yakasına yapışan "asil", ben paydaşım diyerek "vekil"i bu şekilde sorgulayabilme hakkını kendisinde görmektedir.
  • karşılıklı çıkar gözeten her iki - ya da daha fazla- organizmada gözlemlenebileceği üzere, işveren ile işgören arasında da vuku bulan problem. problemin temel kaynaklarından biri iki tarafın da birbirinden çok şey beklemesinden ziyade, beklentilerin kısa vadede gerçekleşmesi temennisi olabilir. mevki ve terfi aşkı ile yanıp tutuşan vekil, riskin hazzını iliklerine kadar yaşamış asilin karşısında ''ulan bi gün o goltua ben oturcam'' hayalleri ile dolaştığı sürece -tabi bu durumun farkında olan asilin, ''yarramı oturursun'' şeklinde korkunç kanaatleri olduğunu varsayarsak - iki tarafın da birbirine hiçbir faidesi olmayacaktır.