şükela:  tümü | bugün
  • tusa girmek için kasmış başarmış doktor. minimum 1 yıl çömezlikten kurtulamaz, bilumum angaryalar ona kilitlenir, bunlara şefin kızının çevirileri de dahildir. bölümüne göre günaşırı, 3 günde bir, şanslı ise 4 günde 1 nöbet tutar. nöbet ertesi mesaiye devam eder. nöbetçi olmadığı günler erkenden işe gelir. pansumanları yapar, visitini yapar, tedavileri yazar. hasta yakınlarının, konsültan hekimlerin, tetkik sonuçlarının peşinden koşar. sık sık seminer anlatmak, makale çevirip sunmak durumunda kalır. sistem it ite, it kuyruğuna* şeklinde işlediğinden en yukarlardan verilen bir görev sonunda onun başına patlar.
  • cerrahi branşlarda yogun hiyerarşi dalgasıyla boğuşan,bir çoğunun köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı deme zihniyetini 1-2. yıldan sonra edindiği,komik nöbet paralarına talim olan,hastaların ne zaman tohtur olacan yavrum?sorularına ben zati tohturum şeklinde yanıt verme zorunluluğu bulunan insan evladı.
  • hastanenin ogrencilerden sonra en comezi,butun ayak isleri yuklenir cogu cok da iyi doktordur aslina bakarsaniz.. yani en deneyimsiz olup en agir isleri yapma tezatini tasiyan sahislar.. ben de acikcasi bir tip ogrencisi olarak hastanede yesiller lacivertler icinde pek bir begeniyorum onlari!!
  • tıpta uzmanlık sınavından sonra uzmanlık eğitimini hak kazanmış ve gerektiği kadar(bölümüne göre değişir) eğitimi alacak olan uzman doktor adayı
  • bir gün profesörlerin aklina rahatsiz edici bir soru takilmis.
    esleriyle
    olan cinsel hayatlari acaba bir zevk mi yoksa angarya mi? düşünmüşler
    aralarında tartismislar ve bir sonuca varamamislar . içlerinden biri
    docentlere danisalim bakalım onlar ne düşünüyor bu konuda demis
    gitmisler
    sormuslar. docentler düsünmüs ve "siz bilirsiniz hocam" demisler
    proflara.
    proflar için bu soru karin agrisi olmuş. gidip yardimci doçentlere
    basvurmuslar, onlar da bir süre düşünüp "siz daha iyi bilirsiniz" hocam
    demişler. proflar bir cevap bulamamanın sikintisi içinde bir de
    asistanlara
    soralım demişler. neyse sikila sikila sormuşlar. sizce bizim
    eşlerimizle
    olan cinsel hayatimiz bir zevk midir yoksa angarya mi?
    asistanlar hep bir agizdan 'zevk' diye bagirmislar.
    proflar sasirmis bu çabuk ve net cevaba. merak etmişler, 'neden?' diye
    sormuşlar asistanlara. neden bu kadar emin ve çabuk cevap verebildiniz?
    asistanlar cevap vermiş: 'angarya olsaydi bize yaptirirdiniz'

    ` : çaldım ben bunu` ` : ama nerden bilmiyorum `
  • sürekli birilerine yaranmaya çalışarak beş yıl geçirirler. karakter, gurur, insanlık ayaklar altına alınır. angaryalar, hammallıklar rutin haline gelir. istifa kelimesi hep akılda dolansa da hiç bir zaman cesaret edilemez. aslında cesaret edilemeyen yeniden bu döngüye dönmektir (bkz: tus). ama şimdi düşünüyorum da belki de bu döngüye girmeye gerek yoktur. hayat onca koşuşturmacayla değil, belki de sakin sakin ebleh ebleh televizyon izlerken anlamlıdır. belki de asıl ebleh olan 36 saat hiç uyumadan iki hastayla ilgilenip sonunda birini kaybedince azar işitip* buna üzülen asistandır. bu farkı öğrenmenin tek yolu denemek, ne de olsa cesaretimin doruklarındayım...
  • (bkz: tıpta uzmanlık sınavı) gibi yorucu bir maraton sonrası kazanılan ünvan. yorucu gece nöbetleri, dayanılmaz hoca eziyetleri, anlayışsız hasta yakınları, acemilik, bitirme tezi, uzmanlık sınavı ve sonrasında mecburi hizmet bu gençlerin korkulu rüyasıdır ve böyle olmaya devam edecektir.
  • kendi aralarında da büyük farklılıklar gösterirler. çömez asistan ile kıdemli arasındaki fark dağlar kadardır. çömez asistan dünyanın en ezik insanıdır, yaşı kaç olursa olsun kendinden daha kıdemli olan asistanlara abi-abla der ki bunun kadar yürek parçalayıcı bir manzara olamaz. bu durum özellikle cerrahi bölümlerde çok belirgindir.

    çömezliğin iyi yanları da vardır. mesela nöbet tutmaktan eve gitmeye vakit bulamadıkları için kışın ortasında 30tl doğalgaz faturası öderler, kazanılan üç kuruş da cepte kalır.

    ayrıca eklemek gerek: bütün işleri asistanlar yapar, parayı profesörler kazanır.