şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
20353 entry daha
  • ararsan bulamazsın. zorlarsan hiç olmaz. akışına bırak, o gelir seni bulur.
  • adem ve havva'nın cennetten kovulduğu zamandan beri tartışılan bir his. kimseler doğru cevabı verememiş çünkü parmak izi gibi her insan farklı yaşıyor bu duyguyu.

    eğer bir yemeğe benzetirsek aşkı; çok ünlü bir şefin, çok gizli bir tarifi diyebiliriz, lezzette meraklı kişiler evlerinde tarifi deniyor ama eksik bir aroma var, o aroma şefin sırrı. ve şefin o spesiyali herkes tarafından lezzetli bulunmayan bir tat, çünkü algı farkı var. tat alma göreceli. karşı taraf bir gün o yemekten sıkılacağını biliyor, anlık bir zevk aşk değil ki.

    eğer bir matematiğe benzetirsek aşkı; romantik yazılar ve şiirlerde 1+1 in yine 1 i verdiğini okuruz, bir olmaktır aşk ama kimse beceremez. bir zaman önce yaşadığım tecrübeye göre aşk 8 dir. dairenin birleştiği yer en yakın olduğumuz an, dairenin uzak kısımları birbirimizden koptuğumuz andır, bu sarmal sürekli devam eder, uzun saçlı bir kızın saç örgüsü gibi... ve bir gün karşı taraf anlamsız bir şekilde sıkılır, o birleşme kısmının eğimini yapmak yerine, düz bir çizgi olarak devam etmek ister. 8 bozulmuştur artık, q ya dönmüştür. karşı taraf asla kendini sorgulamaz, o, her çizginin nereye gideceğini bildiğini iddia eder ve senden de bunu bekler. aşkın belli bir formülü yoktur. uzaktan, onsuz, ve sonsuz da sevilir, karşı tarafın bilmesi gerekmez. aynı ı ve ı gibi paralel giderler ama birleşmek zorunda değillerdir. ı nın biri sıradan olmayı kabul etmemiştir, diğer ı dan bunu anlamasını ister ama nafile. o çoktan olacakların kararını vermiştir kafasında. bu adem ile havva'dan itibaren başlayan ve devam eden bir savaştır. duygu ile mantığın, kalp ile beynin, romantizm ile realizmin savaşıdır. beden ölür ruh yaşar ve biten şey aşk değil hevestir,1 ler q lar, ı lar, 8 ler önemsizdir artık. koca bir 0 sındır, dönüp dönüp kendine kalan.... o bunu bilmez... bilse de işine gelmez, bencildir. "hepsine eyvallah ama salak yerine koymaya çalışmasaydın keşke" dersin içinden. kimse kendini sıradan görmek istemez sevdiğinin gözünde. aşkın yalan olduğuna inanan birine, aşkı anlatmak manasızdır. liman hep aynı yerdedir, direğine başka "bayraklar" çekip giden, gemidir. kovulacağını bildiğin bir cennet yerine, havva'sız bir cehennemi tercih etmek bundandır. aşk hep 20 yaşındadır, yaşlanmaz, ölmez. son olarak şunu şuraya bırakayım:

    (bkz: le meteque)

    mon âme sœur, ma source vive je viendrai boire tes vingt ans et je serai prince de sang rêveur ou bien adolescent comme il te plaira de choisir et nous ferons de chaque jour toute une éternité d'amour
  • vazgeçememek.
  • zihnimizin bize oynadığı,kalp ve beyin arasında heyecan medcezirine sebep olan yanılsama.
  • geçtiğimiz bir saat boyunca, yakın olduğum 55 yaşındaki bir müşterimden bu yaşlardaki halini uzun uzun dinlediğim duygu.
    dinlediklerim bana yaşam enerjisi verdi; okurken duyguyu size muhtemelen geçiremeyeceğim ama yine de denemek istedim.

    anlat bakalım, neler yapıyorsunla başlayan sohbetimiz hiç düşünmediğim kadar derine daldı, anlatası varmış demek ki. ama öyledir zaten, insan aşık olunca hep anlatası olur.

    şşşş, kimseye söyleme ama feysbuk’tan tanıştık” dedi. ortak bir arkadaşları varmış, birkaç beğeni, minik sohbetler derken sevgili oluvermişler. biri 55, biri 60. bence muazzam. ikisi de ilk eşlerinden boşanmış.
    adam olan resim yapıyormuş, şiir yazıyormuş.
    kadın olan, ilişkinin başında “bunca yıldır yalnızım, bunu bozmak istemiyorum. benim için artık çok zor bu işler” diyip başlamadan bitirmek istemiş.
    adam ne yapmıştır sizce?
    tabii ki sözlük ergenleri gibi üfff kezban, hassss dememiş. yazıya, çiziye yatkınlığının gücüne dayanmış; gece feysbuk duvarına yapıştırmış yazıyı.
    kadın olan yazıyı ertesi sabah görmüş; çok etkilenmiş ve başlayıvermişler işte.

    hiç 55 yaşında aşık bir kadın gördünüz mü bilmem; ben ilk defa görüyorum. etrafa yıldızlar saçıyordu, gözlerinden, yüzünden, dilinden peri tozları dökülüyordu resmen.
    bir anlatıyorsa beş kahkaha atıyor. hakikaten başkası adına mutlu oldum onu dinlerken.

    sevgilide olması gerekenler özellikler mi ne , öyle bir başlık vardı burada.
    “ingilizceyi advanced seviyesinde konuşşun hatta en az iki dil bilsin, itü, boğaziçi ayarında üniversitelerden mezun olsun, şu kitapları okusun ama bunları okumasın, gratis’ten alışveriş yapmasın ama çok bakımlı olsun, ojesi çıkmışsa ölsün gebersin, jean arka cebine telefon koyuyorsa ölmesin sürünsün” gibi şeyler yazılmıştı.

    bu çiftimizin kadın olanı uzman eczacı, erkek olanı lise mezunu. ben sadece “meslektaş mısınız?” diye sorduğum için lafı geçti yoksa o da geçmezdi.
    bu da bir dipnot olsun.
2035 entry daha