şükela:  tümü | bugün
  • artık daha fazla gizlenmemesi gereken bir gerçekliktir.. aşk diye bir şey yoktur canım okur.. bütün olay kandırmacadan ibarettir, aşık oldum diyen herkes kendini kandırıyor..

    ben de çok defa aşık olduğumu düşündüm zamanında, ama şu an dönüp baktığımda hepsini çocukluğuma veriyorum.. insan biraz olgunlaşınca aşkın çok büyük bir yanılgı olduğunu anlıyor.. her yerde "mutluluk" paketinde sunulan bu duygu, aslında geçici bir keyif veren uyuşturucu gibi.. bir süre keyif aldıktan sonra ayıldığında başın ağrıyor, miden bulanıyor.. ama müptelası olmuşsun, bırakamıyorsun.. işte bu uyuşturucudan çok zarar görenler bir süre sonra tamamen ayılıyorlar ve böyle bir şeyin sanal olduğunun ayırdına varıyorlar..

    bir kere bağlanmanı dikte ediyor abicim aşk denen meret.. ne kadar sahte.. ve ne kadar gereksiz.. beni bağlanmaya zorlayan herhangi bir şeyi kabul etmemi mi bekliyor? eninde sonunda pişman olacağımı bile bile.. ya sevip kavuşamayacaksın, kavuşsan bile bir süre sonra ya terk edeceksin ya edileceksin, sonuna kadar götürsen bile ölüm seni ayırmış olacak.. ve durumun o raddeye gelirse o denli bağlanmış olacaksın ki kolun kanadın kırılmış olacak, artık sen; sen değilsin çünkü.. sen; sen ve "o" olmuşsun.. yani birlikte yaşlansan bile hüsranı yaşayacaksın..

    işte bu yüzden aşk yoktur aslında.. bizim aşk zannettiğimiz şey; keyiftir bazen, ama çoğu zaman pişmanlıktır, yılmaktır, bıkmaktır, sinirlenmektir, nazdır, üzüntüdür, kederdir, ayrılıktır.. biz bunları yaşarken kendi kendimizi sahtekarca aldatmak için adına "aşk" deriz.. aslında hiç yoktur öyle bir şey, sadece farklı duyguları karıştırmışızdır, hepsini tek çatı altında toplamak isteriz, adına aşk deyiveririz kısaca..

    donald draper abimiz de şöyle açıklıyor bu durumu;

    "...the reason you haven't felt it is because it doesn't exist. what you call love was invented by guys like me to sell nylons. you're born alone and you die alone and this world just drops a bunch of rules on top of you to make you forget those facts. but i never forget. i'm living like there's no tomorrow, because there isn't one..."

    yani;

    "hissetmiyorsun çünkü öyle bir şey yok.. aşk dediğin şeyi benim gibi adamlar(reklamcıdır kendisi) çorap satmak için götünden uydurdu.. yalnız doğar, yalnız ölürsün ve bu dünya sana bunu unutturmak için kafanın üzerinde kurallarını sallandırır.. ama ben unutmam asla.. yarın yokmuş gibi yaşıyorum, çünkü yok.."

    işte böyleeeee...
  • aşk. ahh aşk. duyuyor musun senin için ne diyorlar? yokmuşsun meğer. meğer yüz binlerce yıldır yanılmış insanoğlu, yanılmışız, kandırılmışız. meğer bir rüya, meğer bir hülya, meğer bir aldanışmışsın sen. yaşanan onca acı, çekilen onca ızdırap, dökülen onca göz yaşı, hepsi birer kandırmacadan ibaretmiş. ne leyla varmış meğer, ne mecnun. ne kerem dağları delmiş, ne aslı'nın sevdası gerçekmiş. senin yokluğun...
    - şşşş bilader. yine mi sen?
    + buyur abi?
    - lan bıkmadın mı kafamızı skmekten? skicem aşkını meşkini ama. kaybol.
    - ühühü. hep küfür ediyon abi sen bana. alınıyom ama bak.
  • kastedilen mazmun '' sevgili'' ise sonuna kadar katıldığım önermedir. yok arkadaşım, aşk diye bir şey yok. sevgi yok, bağlanmak, mutlu olmak yok. bunların hepsi sevgili mazmunu için geçerli olmak üzere elbette.

    sen o kadar çok seversin ki, o kadar feda etmişsindir ki kendini ona, aşka, sevgiye, sevdiceğe, yok olmuşsundur. sen senlikten çıkmışsındır. düşünürsün, günün birinde hiç tanımadığın birisi gelmiş, senin hayatında çok önemli ve büyük bir yer tutmuştur. gülümsetir seni bu. uyutmaz, onu görmeden duramazsın, uyuşturucun olur gözleri. o kadar iyi ve güzeldir ki herşey, yaşamaya başladığını anlarsın. ama bu durm çok sürmez ve acı gerçekle yüzleşmek zorunda kalırsın.

    bunun evrilim sürecini şöyle düşün ; senden öncesi vardı, ve onlardan öncesi, onlardan daha öncesi, öncesinin öncesi. hemen hepsi alkın var olduğunu zannettiler. hepsi sevmek gibi aptalca bir hataya düştüler. hepsi aşk diye bir ütopya yarattılar ve ona inanmak istediler. fakat aşk dedikleri kavram her seferinde ellerinden kaydı ve gerçek olmadığını gösterdi. hal böyle olduğu halde insanların halen aşkın var olduğuna inanması çok gülünç.

    o gider, mutlu olur, mutlu kalır, musmutlu eder. sen kalırsın. önce seninle kimse ilgilenmez. o kadar bedbahtsındır ki, yanına yaklaşmazlar bile. pejmürdesindir. sokakta görüp burun çevrilen şarapçılara o kadar benzetirim ki ben bu hali..

    sen ona yaklaşamazsın. önyargılısındır çünkü. o pis kokar. o şarap içer, o kötüdür sanırsın. evet belki pis kokar, evet belki şarap içer, ama o insanla bir kez olsun oturup sohbet edersen, hiç birinin boş olmadıklarını görürsün. o hesap. insanların çoğu materyalisttir ve dış görünümün herşeyden evla gelir onlara.

    bir süre sonra düzelirsin madden. çekici gelmeye başlarsın yeniden birilerine, yeniden birileri seni beğenmeye başlar, sevmek istediğini söyler. ama artık birisine daha şans vermek istemiyorsundur. vermeyeceksindir de. aşk yoktur çünkü. sevmek yalandır. bağlanmak kepazeliktir. haksızlıktır, hudutsuzluktur çünkü !! aşk dedikleri şey yalnızca egodur çünkü !!

    yalnız kalmak istedikçe üzerine gelirler. istemedikçe seni zorlarlar. eskaza bir ortamda '' aşk yoktur'' desen, o an mutlu mesut olduğunu zanneden çiftlerce eleştirilirsin. seni tenkid ederler. tezlerini çürütmek için karşında elele durmaktadırlar. elele durmak aşk değildir. aşktan da değildir. öpüşmek aşktan değildir. birşeyler paylaşmak yalnızlıktandır. aşk yoktur. duygusal olarak doyuma ulaştığınızda da varacağınız sonuç aynıdır, büyük bir yıkıma uğradığınızda da ; aşkın yok olduğu gerçeğiyle !

    bırakın, böyle iyiyiz. dünya adım adım aşksızlığa doğru gidiyor. dünya duygusal bağlamda aşksızlığa, yani doğruya doğru gidiyor. nihayet ve nihayet.
  • "olmayan bir şeyin hayatımızı bu kadar etkilemesi şizofrenlik olmaz mıdır o zaman?" sorusuyla çürütmeye çalışacağım iddia olabilir kendisi.
  • aşk yoktur, sahiplenme vardır. birisi için, onu elaleme mal etmem diyorsan, ya benimsin ya toprağın gibi laflar kuruyorsan, en basit olan aşkım beni"m" (iyelik eki) ni kullanıyorsan (bu örnekler uzar gider), sen bu insana sahip olmaya kalkıyorsun demektir. bu sevdiğin şahsiyet bir gün çıkıp gelse, ben kezbanla daha mutlu olacağım, senden ayrılıyorum, ben mahmutla daha mutlu olacağım senden ayrılıyorum dese n'aparsın?

    a)fıttır kır döv.
    b)hüloğğ diye ağlayarak uzaklaş.
    c)harakiri
    d)madem böyle mutlusun bunu yap, nasıl olsa seni sevdiğim için sen mutluysan ben de mutluyumdur.

    zira d şıkkını işaretleyenin gerçek aşka en yakın kişi olduğunu düşünmekteyim.
  • gerek psikolojik, gerek biyolojik desteklerle söyleyebileceğim gerçektir.

    edit: pfffft, ben nefret duygusuna ponçiklik diyebilirim. hayat öznel adlandırmalardan ibarettir.
    edit 2: hatta nefret gibi düz "duygu" diyebileceğimiz bir şey de değildir. yeni gelen entrylerin çoğu sığ, ciddi anlamda argümanlı konuşmak isteyen yeşillendirsin lütfen.
  • kendisi bir hissiyat olduğu için delillerle ispat olunamaz. yaşayan için vardır, aşığa aşk yoktur demek olmaz, yanılsa da aldansa da aşık var diyorsa vardır, etmeyin.
  • sizin hayatınızda olmaması aşkın olmadığı anlamına gelmez.
    aşk var ve her zaman olacaktır.
    insanı hayvandan ayıran şey insanın alet yapabilmesi, ayaklarının üzerinde durabilmesi vs vs değil aşk duygusudur.
  • şöyle düşün ''olmayan bir şey hakkında bu kadar eserin var olması, biraz saçma gelmiyor mu?'' hala fikrin değişmiyorsa, sende sıkıntı var o zaman.

    edit: saatlerikuranbenim yazara uyarısı için teşekkürler.
  • var da, boka sarmaya cok elverisli bir duygu cesidi. ama hayatta en az bir kez yasamak gerekiyor.