şükela:  tümü | bugün
  • istanbul büyük şehir belediyesi şehir tiyatrolarında sahnelenmekte olan bir oyun.
    sayfada nedense pek detaylı bilgi henüz yok ama en azından kadro için: http://www.ibb.gov.tr/…ayfalar/oyun.aspx?oyunid=373
    edit: güncelleme
  • biraz yavaş ilerleyen, tek perdeli, bir buçuk saat süren oyun. oyun, bir yada iki karakter üzerinden anlatılan değil, parça parça anektodları anlatan müzikal bir oyun. tek perde olmasından dolayı seyircilerde 1 saat sonrasında kıpırdanmalar başlıyor. lüküs hayat gibi müzikal bir oyun izledikten sonra buradaki müzikal kavramı biraz yavan kaçıyor. tabii ki (bkz: zevkler ve renkler tartışılmaz)
  • oyuncuların bazılarının çabasıyla seyredilebilir olan, lisedeki 18 mart için yapılan gösterileri anımsatan oyun.

    müzikal değil bir kere müzikli oyun, bunu unutmadan izlemek gerek. lise yakıştırması da buradan geliyor, aşağılamak için değil.

    tam anlamıyla müzikal olmayıp müzikli oyun, ikisinin arası gibi bir şey. zevk meselesi en nihayetinde çok seveni de vardır kim bilir; ama kimse lüküs hayat beklemesin.

    uyarlama hikayelerin birleştirilip araya uygun şarkılar,türküler konmuş. şimdi saz çalan biri bekliyor kenarda o harika, kötü yanı sürekli bir mesaj verme kaygısında olmaları. bırak ilkokul tabelesine tiyatro bu toplumu bilinçlendirir diye örnek mi veriyorsun? bıraksalar oysa göze sokulmayan ince, küçük sözler vardı.

    öte yandan oyunun sonunda seyircilerle birlikte söyleyerek geceyi neşeyle kapatmalarını sağlıyorlar.

    yazarı oynayan ablanın vurguları bazen yorabiliyor. belki çok ünlü, eski bir tiyatro sanatçısıdır, bilemem ama şu anafikir burada diye göze sokma olayı yazar üzerinde fazlasıyla toplanmış.

    bir de bunların yanında diğerlerinden iyi olmasın göze çarpan yetenekte biri var ki ömer barış bakova
  • ilk yarım saat sonrasında insanı bitse de gitsek havasına sokan bir oyun.
  • müzikal olduğunu bilmeden gittiğim oyun için kapıda beklerken, müziklerini neşet ertaş'ın yaptığını okuduğum, ruh hali bozuk girdiğim ancak özellikle ilk türkülerle neşelendiğim, nezihe meriç tarafından yazılmış kısa hikayelerden oluşan, sağlam metinli, mükemmel oyunculuklu, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği istanbul şehir tiyatrosu oyunu
  • bir oyunu direkt kötü diye kestirip atmak ne kadar adildir bilmem; fakat bu oyunu tanımlamak için başka bir kelime bulamadım. konunun parçalara ayrılarak bütünleştirilmek istenmesi ortaya dağınık, anlamsız bir hikaye çıkarmış. üstelik hiç derinliği olmayan, hatta çocukça yazılmış diyaloglarla iyice sıkıcı hale getirmiş. sıradanlığı anlatmak ancak usta bir anlatımla mümkündür (üstelik bunu yalın bir dille de yapabilirsin). aksi taktirde sıradanlığın ötesine geçemezsin. işte bu oyun o sınırın çok altında çırpınıp durmakta.

    oyun, aşkın hallerini anlatıyor da; yaşadığı çağdan, toplumdan, insandan uzak o kadar sığ bir anlatımla ki, nefes alamıyorsunuz.

    bir tek müziklerini beğendim, hep bir ağızdan neşet ertaş söylemek bir nebze olsun güzelleştirmiş. o da öyle iyi bir sistemle değil, çalınan saza oyuncuların eşlik etmesiyle. dekoru anlamadım, işlevsel olması için mi duvar şeklinde olan şeyin sağından, solundan üstünden merdiven, oturak, pencere gibi şeylerin çıkması sağlanmış, yoksa metaforik bir anlam mı yüklenmiş? ışığın da hiç ön plana çıktığı bir durum olmadı, sanki hep açık bir lambanın altında oynuyorlamış gibiydi.

    yok yok, olmamış bu oyun. izlediğim onca güzel şehir tiyatrosu oyunundan sonra hayal kırıklığı yaratmıştır.
  • nasıl biletlerinin tükendiğinin tek açıklamasını kadıköyde oynaması olarak açıklayabildiğim oyun. bir de ısrar edenler varmış.
    http://img198.imageshack.us/i/askhalleri.jpg/
  • her oyunun muhteşem olmasını, deliler gibi seyirci toplayıp rekorlar kırmasını bekleyenlerin beğenmeyeceği oyundur;

    bu akşam itibari ile haldun alagaş sahnesinde izlediğim oyundur aynı zamanda;

    --- spoiler ---

    "bağırmak istiyorum" sözü çıkışlı bir isyan ve özü arama biçimiydi oyunun ana teması, sosyal hayatın bulaltısı, yanlış tercihleri, şehir yaşamının bulantılarını ve tüm bu depresif durumların anlatıldığı bir oyundu.

    seçilen neşet ertaş şarkıları her olay kesiminin sonunda muazzam sesi ile sazcısının çaldığı şekilde yankılandı salonda

    --- spoiler ---

    orta seviyede bir tiyatro oyunuydu, sırf neşet ertaş şarkılarını seslendirmerine saygı duyularak gidilecek bir gösteriydi.

    ayrıca sahnede ki haraketli halleri ile nurdan kalınağa gerçekten kendisine mest ettirmiştir.

    oyun istanbulda ki sahneleri dolaşmakta, neşet ertaş sevenler ve hayatın özünde ki bunalmışlıklarımızı görmek isteyenler için tercih edilecek bir oyun.
  • istanbul şehir tiyatrolarının sorunlu oyunlarından biri, seyretmek ciddi sabır gerektirir. o kurumun böyle oyunlar sahnelemesi çok üzücü. inanıyorum yönetmeninden oyuncusuna kadar herkes bu oyundan çok rahatsızdır. ha bir de seyircisi (bundan kesinlikle eminim...)