şükela:  tümü | bugün
  • musa eroğlu'nun en güzel şarkılarından biri. sözleri abdurrahim karakoç'a aittir.

    başımdan bir kova sevda döküldü
    ıslanmadım, üşümedim yandım oy
    iplik iplik damarlarım söküldü
    kurşun değmiş güvercine döndüm oy

    yağmur yorgan oldu, döşek kar bana
    anladım ki kendi gönlüm dar bana
    sevgi dolu kadehleri yar bana
    sunuverdi içtim içtim kandım oy

    sevgi ektim naz biçmeye çalıştım
    ne zamana ne kendime alıştım
    kırk senede yedi hasret bölüştüm
    iki dünya bana düştü sandım oy

    (kaçınılmaz olarak (bkz: bir aşk hikayesi) )
  • 70'ler türk popu aranjman furyasının love storynin aranjesi versiyonu.. yıl 1975.. huzurlarınızda ayla algan... hey gidi...
  • (bkz: love story)
  • love story müziğinden uyarlanmıştır. ayrıca 1971 yılının en iyi türkçe sözlü şarkısı seçilmiştir. gönül yazar tarafından seslendirilmiştir.

    nerden başlasam
    bu aşk hikayesini nasıl anlatsam
    yaşandı bu masal, benimdi bir zaman
    bu tatlı bir rüya her an hatırlanan

    nerden başlasam
    gördüğüm anda
    sesini ilk duyduğum yerde başladı
    bomboş dünya birden nasıl mânalandı
    en güzel gerçekler nasıl aydınlandı

    unutamam unutamam
    bir ışıktı sanki ruha dolan
    bir sevgiliydi o arzulanan kalbe dolan

    ölsem de unutamam
    o bir nefesti hayat gibi
    kara gün dostum herşeyimdi
    geldi, geçti

    yalnızım şimdi
    bir bahar sabahı kapandı gözleri
    ağlamıyorum artık o günden beri
    mahşerde bitecek bu aşk hikayesi
    bekler beni
  • hava fazlası ile soğuk ve yağmurdan gözgözü görmüyordu. kaskın camına düşen damlacıklar bir $elalenin toprakla birle$mesi gibiydi. kız ve delikanlı, motorsikletin üzerinde uçarcasına
    gidiyorlardı...

    -lütfen yava$la, korkuyorum,dedi sesi titreyerek...

    -hayır, bak ne kadar eğlenceli.

    -lütfen çok korkuyorum, dedi ama bu sefer ki daha sert ve korkuluydu.

    -peki, beni sevdiğini söyle, dedi delikanlı.

    -seni çok seviyorum,ama lütfen artık korkudan ölmek üzereyim!

    -kaskımı alıp, kendine takar mısın, ba$ımı çok fazla sıktı da...

    kız kaskı alır, delikanlı kızın kaskı taktığından emin olur ve :

    -tamam o halde, $imdi de bana sıkıca sarıl ve bizi dü$ün, der...

    ertesi gün gazetelerde:

    -motorsiklet kazası; a$ırı hız yapan iki gençten sadece biri kurtuldu, $eklinde bir ba$lık yer alır.

    oysa gerçek herkesin dü$ündüğünden daha farklıdır. yolun yarısında, delikanlı frenlerin bozulduğunu
    anlamı$ ama bunu kıza belli etmek istememi$ti.bu hızda giderlerken ikisinin de kurtulması çok zordu.

    bu yüzden ölüm gibi sevdiği kızdan kendisini sevdiğini son bir kez daha duymak, onun kollarındaki sıcaklığı son bir defa ya$amak istemi$ti. sonra da kendi ölümü pahasına, kızın ba$lığı takmasını ve aşkının ya$amasını sağlamı$tı...
  • insanların gerçek hayatta yaşanan örneklerine; diziler ve filmlerde izledikleri ve kitaplarda okuduklarına baktıkları kadar hoşgörüyle bakamadıkları hikayelerdir.
  • arkadaşlarıyla birlikte portekiz'de yapılan gençlik festivaline giderken 20 yaşını henüz doldurmamıştı. bir sevgilisi vardı çok sevdiği onu istanbul'da bırakıp 3 arkadaşıyla gitmişti lizbon'a yakın costa di caparica'ya... dünyanın dört bir yanında gelmiş 8000 genç okyanus kıyısında çadırlarda kalıyordu, kocaman bir festival alanı!

    bir gün arkadaşlarıyla lizbon'u gezmeye gitti... istiklal caddesinin 2-3 katı buyuklugunde trafiğe kapatılmış bir caddede yolun ortasındaki kafelerden birine oturdularan. 5-10 dakika sonra yan masalarına 2 kişi oturdu. oturanlardan birinin bakışlarını üzerinde hissedince kafasını cevirdi ve goz goze geldiler... sonra yine sonra yine göz göze geldiler... bu bakışma 1 saat kadar sürdü...
    sonra arkadaşlarıyla yerinden kalktı, kamp alanına dönmek gerekiyordu artık... baska bir ülkede olmanın rahatlıgıyla 1 saattir bakıştıgı cocuga gülerek el salladı ve yola koyuldu...

    2 gun sonra bir kasaba buyuklugundeki kamp alanında bisikletle dolasırken, bir yuzu anımsar gibi oldu, o yuz 2 gun once lizbon'da bir kafede 1 saat boyunca bakıştıgı cocugun yuzuydu... el salladı, karsılık aldı ve yoluna devam etti... arkadaslarına onu gordugunu soyledi, gulustuler, sadece hoş bir tesadüftü... o gun turk gecesi duzenliyorlardı gurup olarak ve eger tekrar gorurse o cocuga bir davetiye vermeye karar verdi... ve 1 saat sonra yine karsısındaydı... merhaba dedi, gözler bulustu, utangac gülümsemeler, davetiyeyi verdi, cocuk gece geldi...

    adı pedro'ydu... lizbonda bir radyoda djlik yapıyordu, daha 20 yasındaydı, kamp alanına radyo yayını yapmak için gelmişti, kızı orda tekrar gorecegıne emindi... o gece sohbet ettiler uzun uzun... kızın kalbi bir farklı carptı, pedro ona aşık oldu.... küçük bir öpücük, pedronun ellerini titreten bir sarılma. hepsi o kadar... kız hayır dedi, sevgilim var, ne mail adresini istiyorum ne de benimkini veririm, iletişim kurmak istemiyorum seninle, yarın uçağım var ve ülkeme dönüyorum... sen sadece farklı bir ülkede bir an sevgilimi unuttugum için optugum adamsın, hepsi o kadar... suratı dustu pedro'nun, kız umursamadı ve o ulkede gecirecegi son geceye uyudu... sabah uyandıgında cadırın yanında biri bekliordu... pedro, son bir kez sansını denemek istemişti ve bir kagıda yazdıgı telefon numarasını ve mail adresini kıza vermeye çalıştı... kız o an ne yapacagını bilemedi kağıdı aldı, yırttı ve attı. git dedi, istemiyorum...

    ertesi gun istanbula dondu kız, kafasında unutmaya çalıştıgı biriyle... sevgilisine koştu, optu onu, gozunu kapattıgında pedrodan baska birsey goremedi... zaman gecti, unuttu, sevgilisiyle ayrıldı baska sebeplerden... pedro geldi aklına, ona sarılırken heyecandan titreyen eller... internete girdi, pedronun portekizde çalıştıgı radyo istasyonunun sitesini buldu, kimsenin online olmadıgı chat odasına mesajlar yagdırdı... cevap gelmedi... gunler gecti, bir kaç hafta sonra chat odasında pedroyu tanıyan birini buldu, kim oldugunu anlattı, onun telefonunu aldı... aradı, konustular, aşık oldular...

    internette konusmalar 3 yıl surdu, bu arada kızın hayatına da, cocugun hayatına da birleri girdi, cıktı. sonra pedro türkiyeye geldi kızı görmeye... sadece 10 gun, romantik aşk... pedro türkiyede kalmak istedi ama daha cok erkendi, nasıl yapacagını bilemedi, zamanı gelmemişti daha, döndü... aylarca aşk dolu mesajlaşmalar devam etti... sonra ikisi de kendi yolunda ilerledi...

    kız 2 sene sonra evlenecegi adamla tanıstı, pedro sevgilisiyle yasamaya basladı, ama hiç kopmadılar... hep haberleştiler, pedro kızın evlenecegini duydugu zaman dugunune gelmek istedi... kız gel diyemedi, gerek yoktu... evlendi sonra, pedroyla arada bir msn den konustular, sıradan seyler paylaştılar... sonra 3 sene sonra kız boşandı... tekrar konusmaya basladılar, konusmalar ateşlendi, bir zamanlar hissettikleri aşkı hatırladılar...

    masum ve romantik, üzerinden 10 yıl gecen, ama hala iç titreten... gel dedi pedro, bunu denemeliyiz, 10 yıldır yok olmayan seyin bir anlamı olmalı, kız gidemedi... 1 yıl gecti aradan, avrupa kupasında oynanan portekiz-türkiye maçı için sonuc ne olursa olsun iki tarafın da kazanacagı bir iddiaya girdiler... kazanan taraf digerinin ülkesine gidecekti... kız kaybetti... onemli degildi, ama gidecek parası da yoktu... tamam dedi pedro ben geliyorum... ama ne zaman oldugunu sana soylemiyorum... süprriz olacak, bir anda beni karşında göreceksin...

    simdi kız msnde hergün saatlerce konustugu pedrosunu bekliyor... kimsenin hissettiremedigi kadar ona özel oldugunu hissettiren pedrosunu...

    umarım yarın gelir...
  • (bkz: #13731541) bu entriyi yazmamin uzerinden neredeyse 1 bucuk yil gecmis... ask ve macerayla dolu hem de! pedro geldi, eylul ayinda 30. dogumgunumden 3 gun sonra ve ben 30 yasima neden bu kadar heyecanla bekliyormusum anladim. eylul'de geldi pedrom, cok guzel basladi hersey, 15 gun birlikteydik, ama sanki gecen bunca yil hep birlikteymisiz, her zaman her seyi paylasirmisiz gibi gecti o 15 gun. arabayla uzun bir yola ciktik, surekli konustuk, hic sikilmadan, neseyle ve birbirimize ac. 15 gunun sonunda, daha cok kisa sureceginden emin olmadigimiz ayrilik, cok acitti canimizi. sonraki gunlerde aglasarak konustuk, ben 3 ayligina portekiz'e gitmeye karar verdim. portekiz elciligi ankara'da oldugu icin, fransiz konsoloslugundan sadece 15 gun vize alabildim. o an yikildik. sadece 15 dakika icin. sonra hemen bir cozum bulduk. madem birlikte olmak istiyorduk, evlenecektik. bu karari 29 ekim 2008 tarihinde aldik, ve 22 kasimda havalara ziplayan gelin ve damat kilikli, kimilerine gore 2 manyak, kimilerine gore mantiksiz, kimilerine gore romantik asiklar, bize goreyse sadece biz'dik... en ufak bir tereddut hissetmeden, bir an bile suphe duymadan, kalbimizin ve aklimizin sesini dinledik. boyle bir bagin kolay kolay olusmayacagini ogrenecek kadar anliyorduk hayattan. en buyuk ask hikayem, kocam oluverdi birden. daha sonraki 1 yil hergun bu karari verdigimiz icin sarildik birbirimize...

    evlendikten 1 ay sonra ben lizbon'a gittim, pedro'nun sehri, benim de sehrim oldu 3 ay boyunca. ondan sonra bir maceraya atildik, dugunde bize verilen altinlari ve paralari, mobilya alip bir duzen kurmak yerine, ikimizin de senelerdir hep hayalini kurdugu geziyi gerceklestimek icin kullandik. sirt cantalarimizla hindistan ve nepal'de 4 aylik bir balayina ciktik. sonra ailemin yasadigi bahreyn'e geldik yerlesmek icin, yeni bir macera basladi ama simdi 4 ayin sonunda tekrar yeni bir maceraya atiliyoruz. istanbul'a geri donuyoruz. simdi benim sehrim pedro'nun da sehri olacak. o sehirde simdiye kadar yasadigim en guzel zamanlari biliyorum ki onunla yasayacagim...

    12 yil once lizbon'da bir kafede 1 saat bakistigim o tatli cocuk, simdi benim sevgilim ve en yakin arkadasim. onsuz bir hayatim hic olmamis gibi.
    ben bir gun birlikte olacagimizi seninle ilk tanistigimiz zaman biliyordum diyor bana, ben sadece gulumsuyorum... cunku boyle seyler sadece masallarda olur zannederdim...
  • "aşk hikâyeleri yok artık. oysa kadınlar istiyorlar ve kadınlar gibi yumuşak ve hüzünlü olmaktan utanmadıklarında erkekler de istiyorlar" *
    "aşk yok; çünkü biz sinik, bilinçli, uyanık, aklı başında ve her şeyi ortada varlıklarız. insanlar hayal kırıklığına uğradıkça inançsızlaşıyor, kimseye inanmamaya başlıyor. (...) aslında mutlak aşk yoktur, sonsuzluğa giden bir arkadaşlık vardır."
  • bir zamanlar kısa, slow motion'lu falan bir animasyonunu görmüş, eklemiştim;

    http://alaylitumlec.blogspot.com/…r-ask-oykusu.html