şükela:  tümü | bugün
  • delice seviştikten sonra varılan nokta.. bir tür kayboluş.. küçük bir ölüm yada..
  • kadın "kalk işe git" dediğinde son bulur.
  • mehmet coşkundeniz'in destek yayınları'ndan çıkan yeni kitabı.
  • kendini aşk doktoru olarak tescil etmiş mehmet coşkundeniz tarafından yazılan gerçek bir intikam öyküsüne dayandığı söylenen aşk romanı. bir günde okudum, sürükleyici bir hikaye. güzel de yazmış bir şey diyemem.

    --- spoiler ---

    ancak intikamdan çok kendini mahveden, tüm suçu üzerine almaya meyilli bir kadın ve sonucunda da ilahi adalet noktasına varıldığını gördüm açıkçası. hatta seda'nın bari intikamı çıksın da hevesim kursağımda kalmasın diye de bekledim. bu anlamda hayal kırıklığı yaşadığımı söyleyebilirim. ayrıca romanın aceleyle bitirilmiş olduğunu düşündüm. "eden bulur, yuva yıkanın yuvası olmaz, iyiler hep kazanır" vs. savları gerçek bir hikayeyle desteklenmiş olmuş. ne güzel. keşke öyle olsa hep. karmadır o karma. nejat ile yonca'nın birleşme hikayesi bayağı es geçilmiş ki bence oradan başka kitap çıkar. ha öyle bir proje varsa bilemem.

    --- spoiler ---

    kitap hakkında başarılar dilerim. başka kitabını okumadım ama sanırım ilk romanı. gazetecilik ve halkla ilişkiler çıkışlıymış. dili güzel kullanmış. akıcı bir metin oluşturmuş. zaten mehmet beyin ilginç bir pazarlama gücü var. hani şeytan tüyü var dediğimiz kimselerden. yalnız kendisinin bir danışmanlık bürosu varmış anladığım üzere. böyle bir büroyu nasıl açtığını anlayabilmiş değilim. psikoloji ya da psikiyatri eğitimi almış değil. nasıl böyle bir iş yapmasına izin verildiğini, ne isimle böyle bir iş yapabildiğini bilmiyorum. bu anlamda işin ehline haksızlık edilmiş oluyor. bu alana yıllarını vermiş, ihtisası için servet harcamış insanlar varken, sadece ilişkiler üzerine kafa yormuş olmanın kişileri terapiye davet etmeye yeterli olacağına kim ya da kimler tarafından nasıl karar verilmiş ve müsaade edilmiş anlamadım. etik olmadığı kadar da tehlikeli buldum bu durumu. roman yazsın, köşe yazsın yine okuyalım. hatta daha çok yazsın, zamanını buna versin, güzel kurgular çıkar tecrübelerinden muhakkak. ya da psikoloji eğitimi alsın madem parası var pulu var. danışanlarına da faydası dokunur.
  • tavsiye edilebilir olan kitaptır.
    çok akıcı, bir gecede bitirdim; zevkle de okudum.

    aşk romanlarını sevenlere iyi gider, dili ağır değil; yaşanan hepimizin yaşadıklarına benzer.

    --- spoiler ---

    çoğunlukla kendimi kadın karakterin yerine koydum, arada bir boğulduğumu hissettim.
    korkarım hepimizden var biraz o kadında.

    bir de psikolojik analizler serpiştirilmiş. şöyle diyelim, mehmet coşkundeniz kendi kitabında da yan kahramanlardan biri.
    --- spoiler ---
  • filmi haline getirilen ve mart 2017 de vizyona girmesi planlanan kitap uyarlaması.
  • nisan akman'ın yönetmen koltuğunda oturduğu filmde, gökçe bahadır, alican yücesoy, cansel elçin, aslıhan gürbüz gibi isimler rol alıyor.

    düzeltme: cansel elçin oyuncu kadrosunda yokmuş, uyarı için cimcim karides'e teşekkür ederim.
    düzeltme 2: aslıhan gürbüz de yokmuş, onun yerine hande subaşı varmış, uyarı için dmbvry'e teşekkür ederim.
  • 31 mart 2017 tarihinde yani bugün vizyona giren, mehmet coşkundeniz'in aynı isimli kitabının uyarlaması olan filmdir. çekimlerinin geçen sene sonbaharda büyük emek sarfedilerek yapıldığını bildiğim bu filmi, kitabını da okumuş olarak aylardır merak ediyordum. bugün vizyona girince, eve dönüş yolumdaki alışveriş merkezinin sinemasında, tam saatine de denk gelince gittim.

    başrollerini gökçe bahadır, alican yücesoy ve hande subaşı'nın oynadığı, yaprak dökümü dizisinde şevket'i oynayan ikinci oyuncu olarak bilinen hasan küçükçetin'in de kitaptaki dördüncü önemli karakter nejat'ı oynadığı film, bir evlilikte bir tarafın diğerini aldatmasının, özellikle aldatılan kadın üzerinde nasıl ağır bir etki yarattığını oldukça iyi yansıtıyor, aynen kitapta olduğu gibi. filmin konusu ve yaşananlar ağır gelebilir ancak kitap çok daha ağır, filmdekiler daha hafif kalmış. ama mevcut koşullarda bence en iyi böyle yansıtılabilirdi filme.

    filmde kullanılan mekanlar, kostümler, objeler de sırıtmıyor, güzel seçimler yapılmış. oyunculuklarda özellikle gökçe bahadır'ın aldatılan kadın rolünde müthiş bir performans sergilediğini ve kitaptaki yonca karakterini çok iyi yansıttığını belirtmeliyim. alican yücesoy da serkan karakterinde oldukça başarılı. hande subaşı, kitaptaki seda karakterine göre daha uzun boylu ve daha "normal" bir karakter ama o da rolünün hakkını vermiş. psikolog rolünü kitabın yazarı mehmet coşkundeniz oynuyor, yenge ve enişte de başarılı. sadece nejat karakterini oynayan hasan küçükçetin biraz zayıf kalmış gibi, özellikle sakalı sırıtmış biraz, normalde ince ve nazik bir karakter olan nejat karakterinin görünüşü sıradan ve kaba gibi duruyor. ama o da rolünde başarılı.

    sonuç olarak, genel olarak ağır bir konusu olsa da gayet başarılı bir fim. bu tür psikolojik filmlerde, geçmişte bir kırık bebek ve beyaz bisiklet filmleri ile de adını duyurmuş olan deneyimli yönetmen nisan akman da başarılı bir iş çıkarmış. bence görülmeye değer. emeği geçen herkesin emeğine sağlık.
  • ilk yarısında çıktığım film. bu arada sinemada izleyip de yarısında çıktığım tek film o yüzden, ekşicilerin bütün filmlerden yarısında çıkan güruhuna dahil değilim. film o kadar ağır ilerliyor ki ilk yarısında hiçbir şey olmuyor. uzun bakışmalar, kameranın sürekli tek bir kişiyi boş boş çekmesi, gereksiz uzatılan sahneler gibi tv dizileri klişelerini tek tek yerine getirmiş ve bu sahnelerle süre doldurulmuş gibi geldi bana.
  • tanıtımının yarısında çıktığım video. hak verirsiniz ki, inception'ın fragmanına fragman dediğimiz, interstellar gibi bir filme film dediğimiz göz önüne alındığında, böyle bir şeyin de tanıtımı ve videosu olabiliyor ancak.

    alican yücesoy'u pek severim, takip de ederim, bu videodan onun sayesinde haberim oldu. ama ne yazık ki kendisi, yakışıklılığı ve oyunculuğu yine türkiye standartlarındaki dandirik film anlayışına kurban gitmiş. oraya çok girmiyorum.

    tanıtımının yarısında kapattım ama sonra gelip burada bu videoya giydirebilmek için tamamını izledim. giden 1 dakika 57 saniyemi ve bu entry için harcadığım zamanı geri istiyorum. istiyorum ama gelmeyecek biliyorum. o yüzden, siz sevgili okuyucular hayatınızdan bu video kadar süreyi kaybetmeyin diye yazıyorum bunları. hep insani yönüm bunlar.

    tanıtımdan videonun tamamını anladım neredeyse. bizdeki tırt fragman kültürü ve zaten ortada bir senaryonun bulunmamasından ötürü, anladığımdan çok da farklı bir video olacağını düşünmüyorum.

    şimdi, birbirlerine aşık olduklarını zannedip evlenen, lüks içindeyken kendilerine dert arayan bir çift var karşımızda. peki bu çift bağcılar'da yaşasaydı n'olurdu dersiniz? bu video çekilmezdi ya da kimsenin beğenmediği, yalnızca anlamayanların beğendiği bir festival filmi olurdu. o yüzden bu videoda zenginlik, hayat pahalılığı, geçim derdi vb. sorunlar işlenmeyeceği için önem arz ediyor.

    bunların çalıştığı şirkette taş gibi bir kadın var, bu kadın esas kadının en yakın arkadaşıymış gibi davranıyor, yani bildiğimiz kadınlardan farksız. esas adam da esas kadını bu kızla gondikl-, pardon aldatıyor. sonra aldatılan kadın, kafayı yiyor, dünyanın sonu gelmiş ya da son evreye gelmiş bir kanser hastalığı varmış gibi mala bağlıyor. tabii, tanıtımdaki kendi kendine konuştuğu sahneyi de es geçmeyelim. kendini senarist zannedenler "bu izleyiciler biz açıklamazsak kadının ne düşündüğünü anlamaz, iç ses de koysak gitmez, en iyisi kendi kendine konuşup, kendi kendine mücevher müjdeleyen bir kadın koyalım şuraya. yanında da minik, mutlu ağaçcıklar olsun. ayy, onlar bahçe dekoruymuş. neyse..." mantığıyla gerçekten son derece salak bir sahnenin yaratıcısı olmuşlardır. buradan, kendilerinin sığ ve gereksiz vizyonunu gondikl-, pardon tebrik ediyorum.

    tanıtımının en sonundaki sahne çok ilginç ama. aldatılan kadınımız, yalnızca arkasını gördüğümüz kadın kapıyı açınca "benim kocişkomu ayartan ırıspı sensin demeek" diyor. kocamı ayartan mı? o ipnenin hiç mi suçu yok ablacım? evli olan o, aloo? bu replik tam bir kadın düşmanı tarafından yazılmış, ana karakterde bile içten içe bir kadın düşmanlığı var. sanki silah dayayıp da aldattırıyorlar. o da şeyinin dikine gitmeseydi. hem kadın güzel, kadın seksi... iki yetişkin insan arasında geçtiği sürece bana göre gayet anlaşılabilir bu işler. normal demiyorum ama insanlar partnerlerinden sıkılabilir, taş gibi bir karşı cins ya da hemcins görünce oraya yönelebilir. he sana ters mi? ayrılırsın, olur biter. niye intikam yemini edip, milleti öldürmeyi düşünüp, hayatını karartmaya çalışıyorsun ki?

    bu videoyu bir cümlede özetlersek: zengin bir çift var, adam karıyı aldatıyor, karı da mala bağlayıp intikam yemini ediyor. bu. bir katanası eksik.

    son olarak, mehmet coşkundeniz denen, kendine aşk doktoru diye osuruktan teyyare bir meslek uydurup, kendi hayatındaki ilişkilerde başarısız olan kimseleri hedef kitlesi belleyip, ağaç israfından hallice kitaplar yazıp, bir de bu kitaplardaki olayları videoya dönüştürtüp, bir de üstüne bu videoda sanki tıp ya da psikoloji mezunuymuş gibi psikolog/psikiyatrist edalarına bürünen bir tip. onun kitabından uyarlanmışmış bu video. gerisini varın siz düşünün.

    itin götünden ziyade, itin ince bağırsağına kadar yolu olan bu videoyu bir de üstüne para verip izleyenleri beyin kıvrımlarından öpüyorum. iyi seyirler.