şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: edward frenkel)'in 2015 euler kitap ödülü sahibi kitabının paloma yayınlarından çıkan türkçe çevirisi. alınıp okunası.
  • güzel kitap.
  • zor kitap.
  • saglam kitap.
  • edward frenkel ağır konulardan bahsettiğinin farkında değil bence.
    e adam lisans 2. sınıfta ilk makalesini yazmış, farkında olmaması normal. hahahah.
  • laglands programi virali gibi. hayir insani zorla kuantum fizigi ogrenmeye yonlendiriyor evren, necidir ogrenecem bi gun.
  • kitabin sonundaki robert langlands'in turk okurlarina yazdigi mektup cok guzel ve cok samimi. cok sevimli ya.
  • robert langlands kitabın türkçe baskısı için özel bir ek hazırlamış. kendisi 1967/68 yılları arasında odtü ziyareti esnasında türkçe öğrenmiş.

    kaynak: matematik dünyası / edward frenkel ile söyleşi
  • kitabın yazarı edward frenkel, bunu anlatmak için bir ara odtü'ye gelmişti. tam olarak içeriğinin ne olduğunu bilmemekle dinlemek isterdim şahsen.

    aşkın matematiği olur mu? aşk, matematik gibi her zaman iki kere ikinin dört ettiği, genel geçer ve kesin doğruların olduğu bir dünya değil.
    aşkın kendisini matematiksel olarak formülize edemeyiz belki ama aşkın süresi için bunu yapabiliriz. aşkın süresini etkileyen bir çok parametre var. mesela bunlar dürüstlük, sevgi, saygı, sadakat, güven, muhabbet, merhamet gibi manevi değerler ile cinsellik, kariyer, para gibi maddi değişkenlerden oluşur. bu parametreler arasındaki korelasyona ve kişilerin iç dünyalarına bakarak aşkın ömrü tahmin edilebilir belki ama aşk için özel bir matematiksel formülasyon yok maalesef. çünkü adına aşk denilen üzerinde uzlaşılmış belirli bir tanımı olmayan bu şey; formülü, denklemi, çözümü vs olmayan bir bilinmeyendir zaten.

    akademia'nın kapısına "geometri bilmeyen içeri girmesin" diye yazdıran platon'a göre, içinde yaşadığımız duyular dünyası, gerçeğin bulunduğu idealar dünyası'nın sadece bir yansımasıdır. ve idealar dünyası, duyularla algılanamaz. aşkın kendisi de idealar dünyasının bir parçası olduğundan o da duyularla algılanamaz. duyularla algılanamayan şeylerin ise matematiksel ifadesi yoktur. sonuç olarak, aşk ile matematik arasında bir ilişki kurmaya kalkışmayın. üzülürsünüz.
  • bildigimiz anlamda bir ask degil aslında kitaptaki ask, matematige olan ask daha cok. cok yorulduk zaten ask zannetigimiz seyin pesinde. bazı asklar vardır ki ragmen devam ettirilir, ve butun ragmenlere ragmen sarhos eder insanı.

    kitabın buyuk bir kısmında frenkel, matematige olan askını ve bunun yolculugunu anlatıyor. sovyet rusya'daki ilk gencligini, kurumların ustu ortuk ırkcılıgını, bu ırkcılıga ragmen insanların cogu zaman caktırmadan birbirlerini desteklemeye calısmalarını... her seye ragmen bitmek bilmeyen asklar da boyle asklar degil midir zaten. onumuze bir engel cıktıgında kolayca vazgecebildigimiz, sırtımızı donebildigimiz seylere/insanlara asık falan degilizdir aslında. ozunde ask, her seye ragmen olan, her seye ragmen devam edebilme gucumuzdur ve boyle bir ask da her zaman bir baska insana duyulan bir ask olmayabilir. kitabın ismindeki ask'a iki insan arasındaki ask olarak bakıp da sulu romantizm aramayın yani bu kitapta, hayal kırıklıgına ugrarsınız.

    fizik anlamak isteyip de anlayamayan insanlar icin, fizigin temelindeki matematigin ozunu oldukca sade anlatabilen bir kitap. frenkel, kendi hayat yolculugunun hikayesiyle birlestirince de bu matematigi akmıs gitmis kitap resmen. cok guzel...