şükela:  tümü | bugün
  • miguel de unamuno'nun amor y pedagogia romanının türkçesi; mesut özden gözütok çevirisiyle 1984 yayinevi tarafından yayımlanmıştır.

    arka kapakta şunlar yazıyor:

    "bir aforizma yazmak için ara verir ve sonra devam eder: “diyordum ki evladım, sağduyulu kişilerle fazla temas etme çünkü hiç saçmalamayan birisi, yemin olsun sana, aptalın önde gidenidir. özel bir şırıngayla herkesin şakaklarından kanına dört paradoks, üç kaos ve bir ütopyadan oluşan bir serum zerk edebilsek kurtulurduk. cehalet mutluluğundan kaç. ihtiyarların tecrübe dedikleri şeye inanma, günde yüz kere dua eden bir mübarek, yıllarca dua etmeyenden, dua ettiği için daha iyi biliyor değildir. ayrıca, sadece engeller olduğunda yürüdüğümüz yola dikkatimizi veririz. diğer tecrübe türüne gelirsek, şu kitapların bahsettiği, ona da aşırı derecede güvenme. eylemler, eylemler, eylemler diyecekler sana. peki, öyle değilse ne olacak, eylem değilse asıl mesele, bir şeyin şu ya da bu biçimde yapılması değilse? önceleri kitapları kelimelerle dolduruyorlardı, şimdi hikâyeler ve eylemleri istif ediyorlar ama işte göremediğim şey fikirler. doktrinlerimi verilere dayandırma zorunluluğu gibi bir bahtsızlık yaşasaydım, onları kendim icat ederdim ve şundan eminim ki, insanoğlunun hayal ettiği ne kadar şey varsa ya gerçekleşmiştir ya gerçekleşmektedir ya da günün birinde gerçekleşecektir. ayrıca kitaplar sayesinde eylemler yenir yutulur hâle getirilse de onları sindirilebilir hâle dönüştüren entelektüel özsu olmadan hiçbir işine yaramayacaktır."
  • "gerçekte sıklıkla olan şudur ki, dünya üzerinde dolaşan adam, tarzı ve edasıyla omuriliğinden beynine giden sinirleri zedeleyen zarif bir dişi bedeniyle karşılaşır, o gözler ve ağız kalbine işler, aşık olur, yürüme yetisini kaybeder ve bir kez dalgaya kapıldıktan sonra, eğer onun da kendisine karşı beslediği hisler varsa, ruhsal içeriğiyle beraber o zarif bedene sahip olmaktan başka su yüzüne çıkmanın bir yolunu bulamaz. bu kendiliğinden gerçekleşen evliliktir. diğer hallerde, belli bir yaşa geldiğinde adam, bazı şeylerin eksik olduğuna dair açıklanamaz bir boşluk deneyimler ve erkeğin yalnız kalmasının iyi olmadığını hissederek, kendisine malum olan eksiklik duygusuyla, fazla gelen hayat enerjisini boşaltacağı kanlı canlı bir varlık aramaya koyulur. işte o zaman kadın arar ve onunla mantık evliliği yapar."

    güzel betimleme. ama don miguel kardeşimiz ne 21. yüzyılın ilk onyıllarını, dünyanın nasıl kaotik ve güven vermez bir yer haline geleceğini, ne türkiye'deki siyasal ve sosyal atmosferin nasıl endişe verici olacağını, ne türk kızlarının ne kadar zalim ve çıkarcı olduğunu biliyor ve hesaba katıyordu. velhasıl, anlattığı "doğal" insani süreç bizde artık yaşandığı an (yani omuriliğimize o tatlı heyecan girdiği an) aynı anda tersinmeli duygu ve düşünceler yaratıyor: sakın!