şükela:  tümü | bugün
  • çocukluğumdan bu yana hep bu insanların ballandıra ballandıra anlattığı aşkın ne olduğunu ara ara düşünmüş ve böyler bir şeyin olmadığını hissederek kendimce teoriler geliştirmiştim..

    daha küçük yaşta aşk kelimesini duymaya başlamıştık ; şirin için dağları delen ferhat , leyla için çöllere düşen mecnun..

    o zamanlar ilk teorim aşkın böyle efsanevi masallarla insanlara öğretilmiş bir ezber olduğu yönündeydi.. yani aşk diye bir şey yoktu bu bir ezberlenmişlikti..tabi ki hormonal olarak bir erkek ve kız birbirinden hoşlanabilir duygusal olarak bir bağ kurabilir ama bu ''ezber'' teorim bu duygu bağının neden bu kadar kuvvetli hale gelip aşk ismini aldığını tam açıklamıyordu..

    sonra bir ara böyle bir şeyin var olabileceğini düşünüp aşkı anlatan en iyi kelimenin yap-boz olduğunu düşündüm..insanların puzzle parçaları gibi etrafa dağıldığını ve denk gelirse kendisini tamamlayan doğru parçayı ''ruh ikizi'' adı altında bulduğunu düşündüm ..ama bu teoride aşk denen kavramın bittiği gerçeğini düşünerek çürüyordu ; zira eğer bir insanı tamamlayan parçası aşk ise ; bir insanın birden fazla aşık olamaması lazımdı..

    neyse 2.teorimden sonra şuanki en oldun düşüncelerimle aşkın bir psikolojik zayıflık olduğu kanısına vardım..

    hormonlarından dolayı kurduğu duygusal bağı ancak psikoloji düzlemindeki bir zaafından dolayı gözünde büyütmüş oluyor.. en azından bu teorim bir insanın defalarca başka birine aşık olabilmesini açıklıyor..
  • bir teori.

    anladığım kadarıyla cumartesi gecesi evde oturan ezik ve yalnız insansanız aşık oluyor, cumartesi gecesi evde oturmak bi tarafa, pisikilocinizi kaslandırıp yannız başına ölüm şövalyesi dövdükten sonra da ateş içiyorsanız aşık olmuyorsunuz.

    teşekkürler, r.i.p. you.
  • aşk içre azap olduğu bilirem kim
    her kimseki aşıktır işi ahü figandır

    -fuzuli
  • ancak ilişkilerin "yarım insanlar" tarafından "tamamlanmak" için kurulmasıyla, yani egonun izinin sürülmesi sonucu doğrulanabilen önerme.

    aşk, ilişki değildir.
    evli bir insana aşık olabilirsiniz örneğin. burada ilişki/evlilik yoktur ancak aşk filizlenir.

    aşkı zaafiyet haline getiren, kişiler ve beklentileridir.

    şayet sen her şeyin bitimliliğine, akışkanlığına ve geçiciliğine ikna olmuş halde seversen, o aşk seni nasıl güçsüzleştirebilir?

    aşk, karşındakiyle ilgili olduğu kadar değildir de.

    bugün birine aşık olabilirim. yarın aynı güçlü duyguları hissetmeyebilirim. bu, önceki duygularımı geçersiz kılmaz. fakat ben geçmişe saplanır ya da geleceğe ümit bağlarsam, bu duygu beni esir edecektir. karşımdakinin ve "ona hissettiklerim" adı altında meşrulaştırdığım egomun kölesi haline gelirim.

    oysa onu kıyıya vuran bir dalga olarak kabul edersem, güçlenirim.

    kumsalın koluna bir saat takıp dalgalara hesap sorduğunu düşünebiliyor musunuz?

    "eskiden daha erken gelirdin, artık beni sevmiyorsun"

    bu hem denize hem de kuma ayıp olmaz mı? dalgaların vurduğu kıyı da sürekli devinim halindedir. çakıl taşları biraz daha ufalanır, yosunlar yer değiştirir. her kıyıya vurma, yeni bir karşılaşmadır.

    bu tip bir aşk, insanı tazeler; zenginleştirir; heyecanlandırır. kimse kimseyi tutsak etmez. kimse kimseye yük olmaz.

    güç, egoya aittir.
    beklenti, egoya aittir.

    su olun. kum olun. akın. esin. ufalanın. devleşin. sevin. sevişin. amin.
  • açıkçası ego toplumsal kanının aksine benim gözümde itici bir kavram değil.. her insanın egosu kendisinin en önemli değerlerindendir..
    sadece aşık olmak için değil; başkasına karşı o denli güçlü duygulara sahip olmak için egolu bir insan olmaman gerekir o ayrı...

    diğer bir arkadaş eziklik demiş ben öyle demek istemedim ; babasını kaybetmiş bir kız düşünelim bu da sırf babasına benzeyen güçlü bir erkek gördüğünde aşka maruz kalabilir.. aşk tan kastım ; ota suya dalgaya aşkla bakan insanlar değil.. mecazi olarak çöllere düşüren , ve ya gündelik tabiriyle aklımdan bir an olsun çıkmıyor dedirten o anlamsız güçlü duygudan bahsediyorum..

    kendi fikrim kesinlikle düzeltilebilecek bir şey bu..aşk acısı çekiyorum diyen insanlar için nasıl psikolojik destek verilebiliyorsa doğru bir psikoloji ile aşkın hiç yaşanmayacağını düşünüyorum..

    hatta belki 50 sene sonra aşk psikolojik bir hastalık olarak değerlendirelecek tıpkı okb gibi..

    tabi biraz da istekle alakalı bir insan sırf aşık olmak istediği için aşık olabilir ama bu da aşk diye bir şeyin olmadığının ve psikolojiyle alakalı olduğunun diğer kanıdı..
  • bir mucizedir ki başlığa sığmaz
  • hissedilmeyen bir olguyu yok sanmak.
  • katılıyorum ;

    acizliktir,
    başkası için kendinden vazgeçmektir,
    kendini ona adamaktır,
    hayatını başkasına göre yönlendirmektir,
    ama güzeldir,
    gerçektir,
    velhassıl kelam sendeki sendir .

    edit : cümleler bana ait,olum ben bunları nasıl yazdım mk
  • aşık olmadan önce, hiç bir sebep yokken ölmek istiyordum. aşık olduktan sonra hayatı sevmeye başladım ve bu hastalıklı düşünceden kurtuldum. aşkım beni hayata tutuyor desem yalan olmaz. ayrıca paranoyaklık gibi hastalıklardan aşık olduktan sonra kurtuldum.

    17 şubat 2017'den önceki ve sonraki girdilerime bakarsanız aşk'ın beni olumlu anlamda nasıl değiştirdiğini görebilirsiniz.