şükela:  tümü | bugün
  • bu konuda yazıp yazmamak arasında kaldım ama fikirler paylaşıldıkça büyür ve bu konu maalesef çok bıçak sırtı olduğundan tüm yazımı okumanızı tavsiye ederim...

    öncelikle; tüm iyi niyeti ve vatansever yürekleri ile bu ülke ve bu topraklar için can veren bütün şehitlerimizin aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor ve gazilerimize de acil şifalar diliyorum.

    geçtiğimiz günlerde afrin operasyonlarına giden askerlerin, röportaj yapan gazetecilere verdikleri bazı beyanlar, açıkcası beni bu yazıyı yazmaya sevk etti.
    diyordu ki bir askerimiz; " bu vatan ve bu millet uğruna gerekirse seve seve canımızı vermeye hazırız!"
    ve devam etti; " başkomutanımız sayın cumhurbaşkanımız da dik durmaya ve gereken cesareti göstermeye devam etsin" diyordu askerimiz. ben ise bu görüşleri büyük bir şaşkınlıkla izleyip, onun adına son derece büyük üzüntü duydum, zira ne o bu ülke ya da her ne sebep için olursa olsun, ölmeyi hak etmiyor! ne de baş komutan dediği adam o kadar saygıyı hak edecek kadar masum!
    bu görüşüm, birçok vatansever için çok sert ve haince bir cümle gibi gelecektir, o yüzden yazımın devamını okuyunuz! zira, ülke'de hain ilan etmekten, vatansever adam bırakmadınız...

    1) neden hiçbir toprak ya da olgu üzerine o asker ölmesin?

    cevap) çünkü her insan evladı, sadece bir hayat yaşamak üzere bu dünya denilen yere gelir ve kendisinden önce belirlenmiş kurallar bütününe uygun hareket etmek zorunda bırakılır, tıpkı o röportaj veren askerimiz gibi, ama gerçekte çözüm onun ölmesi değil, yaşamasındadır! işte ayrıldığım görüş tam da bu; neden askerlerimize ve milletimize ölmek ve şehit olmak üzerine bir şartlama yapılıyor? bütün türk milleti öldüğünde, o vatan toprağı ya da o ideoloji'nin ne anlamı kalacak? asıl amaç, kendi toprak güvenliğini sağlayacak teknolojik üst düzey gelişmeyi sağlarken, tek bir asker ya da sivili'nin ölmemesini sağlamak değil midir? neden insanlarımız bir kutsal belirlenip, onun uğruna ölmeye şartlanıyor? bu çok mantıksız ve bilimsel olarak da başarısız bir saptama. zira; osmanlı gelişim dönemi boyunca asavaş yaparak ve milyonlarca şehit verdiğini söyleyerek kazandığı toprakları, yi e aynı topraklarda çıkan ayaklanma ve isyanlar sonucu tersine savaşlar ve şehitler vererek kaybedip, ilk çıktığı anadolu topraklarına gerilemiştir! sonuçta tek kazanan, savaşların kazanımlarını elde eden elitler, tek kaybeden ise, o an için daha yaşayacak uzun bir ömrü olup da bunu bir elit idare'nin isteği için kaybedenler olmuştur. o yüzden, ölmek mantık ve bilimsel gerçeklere göre de o toprak parçasının korunması ve kaybedilmemesinde bir çözüm değildir.

    2) neden askerimin başkomutan dediği cb. o kadar masum değildir?

    çünkü, siyaset denilen kirli işleri yalanla örtbas mercii, her dönem yeni bir yalan ile insanları kanadırmakta asla tereddüt etmemektedir. bu seferki büyük yalan da, suriye de oluşturulan terörist koridorun arkasında dış güçlerin olduğudur, bu çok basit bir sorumluluğu savuşturma ifadesidir, zira aynı yalanı beyan eden iktidar bundan 1-2 yıl önce ışid ile savaş'a destek olsun diye, ırak kürt bölgesinden kamyonlar ile alınan pyd'li teröristleri, bugün operasyon yaptığımız bölgelere türkiye içerisinden ve davullar, zurnalar hatta konvoylar eşliğinde geçişine izin vererek tarihi bir skandala imza atmıştır! bölge hakimiyeti eline geçen pyd'li teröristlerin, o gün iktidar tarafından özgürlük savaşcısı, bugün ise terörist diye anılması ondandır! sayın cb, o gün pyd lideri salih müslim'i ankara da kırmızı halıyla karşılamış, bugün ise onun terörist olduğunu yeni çark etmiş gibi davranmaktadır ve kendine başkomutan denilen aynı zaat-ı muhterem, öve öve bitiremediği ve peygamberimize komşu olmakla eş dediği şehitlik makamına; nedense kendini, ailesini ve bizzat iki oğlunu (biri çürük, diğeri bedelli) layık görmemiştir! işte bu gerçeğe hakim olamayan garibim türk asker kardeşlerimiz de, o yabancı topraklar'a abd tarafından konulduğuna inandığı ve emri verenin başkomutan sayıldığı şartlar altında, şehit olacağına inandırılarak gitmektedir! maden kazasında ölenin bile şehit sayıldığı ülkede, kendine başkomutan denilen bir kişi görevi süresinde ölse şehit olacağına inancı mı yoktur ki, 3500 korumayla vatikan'a gitmektedir? yoksa, kendisi bizzat bu büyük ortadoğu (israil planı) nın eş başkanıdır da halk kendisini türk, müslüman, başkomutan ve vatansever sanmaktadır?

    gerçek türk lider, vatanı için ölmek zorunda olan insana bile, "sen sağ ol, biz teknolojimizi geliştirir, tek bir vatandaşımızın burnu bile kanamadan sınırımızı koruruz aslanım" diyebilendir!
    asıl hain proje, her dediğini kabul ettiren bir kişinin ülkeye lider olarak seçtirilip, halkı ölüme ikna etmesi daha olasıdır. aşağıdaki linkte, sayın cb'nın akp'yi kimlerin desteği ile kurduğuna dair ilk ağızdan bir açıklama izleyeceksiniz...

    umarım, birkaç kişi'nin ufkunu açan bir yazı olmuştur. sevgiyle kalın.

    https://youtu.be/8k6ksbr9msa