1. zorunlu askerlik hizmetini yapmakta olan insanlara verilen acaip, muhteşem, uww öyle böyle değil, önünü alamadık diyebileceğimiz maaş.
    benimki 17,88 tl idi.
  2. yoklama kaçağından dolayı davalı duruma düşüp elli gün boyunca kahvehanelere gitme yasağımı dokuz haziranda tamamlamış ve alnında okey taşıyla yaşayan bir adama dönüşmüşken, ptt kaynaklı bir tebligat daha geldi. bürokrasi peygamberi gibiydim ve çeşitli kurumlardan sürekli tebligat alıyordum. denetimli serbestlik, sulh ceza, ptt, emniyet ve adliye derken, artık beni içeri atsalar da kurtulsam noktasına gelmiştim.

    çekinerek postaneye gittim ve adıma tebligat geldiğini söyledim. kadın kimliğimi aldı, bilgisayara baktı ve askerliğimi yapıp yapmadığımı sordu. çekip bırakılan kurma kolları ve ordu jimnastiği tüfeksiz hareketler serisi sekiz numaralı hareket şahidim olsun ki askerliğimi geçen sene yapmıştım. askerliğimi yapmak, askerlik mevzusundaki en kısa serüvenimdi hatta. ne olarak yaptığımı sordu. kısa dönem kurmay albay olarak yaptım amına koyayım diyemedim, anında içeri atarlardı. kısa dönem dedim. eğer "askerliğini yapmamış görünüyorsun, ağustosta hazır ol şampiyon" gibi bir cümle gelseydi, kuyruğunu bırakan kertenkeleler gibi kimliği bırakıp postaneden kaçacak ve pembe tezkere için sokaklarda "yok mu beni siken" diye bağıracaktım fakat sakinliğimi korudum.

    asker maaşınızı almamışsınız, adınıza havale var dedi. havale geçirmeme ramak kala hafiften gülümsedim. kadın 36.17 lira gibi astronomik bir rakamı elime saydı. hemen hemen elektrik faturam kadardı kurmay albay olarak yaptığım günlerin bedeli, daha parayı kanıksamadan faturayı ödeyip geri çıktım. artık her şey nihayete ermişti, hesapları kapatmıştık. kahvelere gitme yasağım yoktu, içeride kalan paramı da almıştım. daha doğrusu o bana gelmişti.

    işten izin aldığım için vakit de erkendi, gördüğüm ilk kahveye girip okeye dördüncü oldum. daha ikinci elde çift okey geldi; birisini gözüme sıkıştırdım, diğerini de alnıma yapıştırıp özgürlüğü kutladım, artan parayla herkese çay ısmarladım.
  3. askerde aldığım son maaş sanıyorum 6 yıldır ptt' de durmaktadır. buradan kalkacam çanakkale' ye gidecem 15-20 tl alacam. oldu canım. banka hesabıma yollasanıza amk.
  4. yeni tamamladığım askerlik hizmetimde duymuş olduğum bir rivayete göre; askerlik mükellefiyeti altına giren her kişi için bağlı olduğu genel komutanlık belli bir ödenek alıyormuş. bu ödenek erler için 800 küsür liraymış çavuşlarda ise 1100 küsür liraymış. işte bu alınan para askerin ham maaşı oluyormuş efendim.

    işte bu ham mayıştan askerin kıyafet masrafı, yemeği, suyu vs gibi temel ihtiyaçlarını karşılayacak kısım alınıyormuş geriye kalan 24 lira 78 kuruş (onbaşılar için 21 lira 68 kuruş, erler için 17 lira 83 kuruş) askerin kendisine veriliyormuş.
    elden ödeme yapılıyormuş, eline veriliyormuş yani.

    askerliğim biterken bu tür mali işlerden sorumlu komutanla da helalleşirken bunu bi sordum kendisine. götüyle güldü bana. nasıl bir hayal gücünüz var amk dedi. ne sandın yarraaaamm dedim ben de kendisine.
  5. maaşı cebimize koyduktan sonra, soluğu er gazinosunda alır, bir gecede bitirirdik onca parayı gazinolarda. sandalyeler masalara ters konulmaya başlarken son kadeh sek çayımızı (tek şeker) içer, yalpalayan adımlarla nöbete giderdik. çok hoyrat yaşardık o zaman. o kadar para bozardı bizi.
  6. hala yapılıyor mu bilmem ama parası olmayanlar tarafından bu maaş devredilir ve 10 15 gün öncesinden ellerine az da olsa para geçerdi.

    20 liraysa asker maaşı, 10 liraya devredilirdi. bu işi yapanlar iyi de para kazanıyordu. bunu yapmak için bölük yazıhanesine gidilir ve maaşımı şu kişiye devrediyorum diye belge düzenlenirdi. terhise gidecek olanlar da ya devreder ya da satardı maaşlarını. toplasan 20 lira ama külfeti büyük demek.
  7. bu maaşı almayanlar eğer kısa dönem ise komutanlar fırça atar, uzun dönemse direkt döverler. sebebi de şu muhteşem cümlede saklı: sen devletten daha mı zenginsin lan?