şükela:  tümü | bugün
  • askerlik süresince yapıp yapabileceğiniz en büyük aptallıktır. bunu en büyük aptallık kılan da bir anlık öfkeyle hareket etmek, "peki sonra ne olacak?" diye düşünmek yerine o yumruğun çeneye oturduğu anda çıkan sesi, hasmınızın kafasının nasıl savrulduğunu gözünüzün önüne saniyeyin onda biri kadarında getirmektir.

    dövmek veya dayak yemek, bu noktada hiç bir önem taşımamaktadır. aslolan insanın içinde askerliği boyunca sıkışıp kalmış hırçınlığı, hayvani içgüdüyü büyük bir iştahla açığa çıkarmasıdır ki daha sonrasında pişmanlığınızı taa derinlerde bir yerlerde hissetmenize neden olur.

    eğer olur da sinirden gözlerinize perde indiğini farkederseniz, o perdeye yansıtacağınız tek şey eve döndüğünüzde sizi kapıda karşılayan aile fertlerinizin, sevdiceğinizin görüntüleri olmalıdır.

    ancak o zaman, "kaybedecek çok şeyi olanlar" ile "kaybedecek hiçbir şeyi olmayanlar"ın beraber yaşadığı bu ortamdan pişmanlık duymadan vaktinde ayrılabilirsiniz.
  • askeri hücreye kapatılmakla sonlanacak eylemdir. gardiyanlardan dayak yemekte cabasıdır.
  • aslında askerde kavga edememektir. göte girer korkusuyla adam akıllı yumruk atamazsın, yumruğunu her sıkışında disko aklına gelir, askerliğe eklenecek günler gelir, tekme ve boğaza sarılmalarla geçirirsin sinirini, geçerse tabi.

    şüphesiz ki her nöbetçi çavuş er ya da geç tadacaktır bu duyguyu.
  • kendinizi kaybederseniz, üste fiili taarruz'dan başınızı ciddi anlamda derde sokabilirsiniz ki bu suçun oluşması için albay veya üsteğmenle falan kavga etmeniz de gerekmez...
  • esasen dalyaraklıktır. binbir çeşit adamın bir araya geldiği ortamda sizi bozan, kızdıran şeyler mutlaka olacaktır. size vurmadıkları sürece sakin olmakta fayda var.

    askere henüz gitmeyen arkadaşların, sürekli askerlik anılarını anlatan dalyarakların anlattıkları "şöyle bi ibne vardı, bi gün dayanamadım, bi kafa koydum" şeklinde başlayan hikayeleri de hemen unutmalarını tavsiye ederim.
  • komutanınızın sizi direk mahkemeye vermesiyle sonuçlanır. ayrıca tezkerenizi almanıza az kalmışsa ve nasıl olsa ben gidiyorum diye düşünmek de yanlıştır. çünkü bu sefer mahkemeye sivil olarak devam edersiniz ve alacağınız ciddi bir ceza sicilinize işlenir.

    onun için askerliğini yapmış biri olarak, sinirden gözümden yaş geldiği anlar yaşamama, karşımdaki benden 5-6 yaş küçük cahil ve saygısız herifleri sayısız kez içimden dövmeyi istemiş olmama rağmen, geriye baktığımda buna kalkışmadığıma çok memnunum. çünkü çıkacağım mahkeme veya uzayacak askerlik süresiyle karşılaşmaktan başka elime bir şey geçmeyecekti.
  • bu durumu özetleyen uygulamalı bir görüntü .

    (bkz: askerlik hizmetinin gereksizliği)
  • haftasonu bölük nöbetçi çavuşluğunun bana kilitlendiği bir zamanda başıma geldi böyle bir vaka. haftasonu olduğu için bölüğün nöbetçi subayı başka bölüklerden olurdu genelde. haliyle kavga olayını gereksiz büyüttü. kendi komutanlarımız olsaydı bir şekilde iç ederdik, çözerdik meseleyi. haliyle ben de tutanak tutmak zorunda kaldım. komutan tutanağı aldı, işleme koydurdu. elemanları birkaç haftalığına diskoya gönderdiler. çıktıktan sonra elemanlardan biri "tutanağı sen yazmışsın, senin yüzünden oldu, sivilde görüşürük" gibisinden atarlandıysa da kaldı öyle.
  • sene 2011, aylardan ağustos-eylül.
    335 ksd
    orta anadolu'da bir acemi birliği

    aynı anda binlerce askerin olduğu yerde her şeyde sıra oluyor. sırf bu sıralar yüzünden kantinden, internet cafeden* veya benzer başka faaliyetlerden vazgeçiyorsunuz ama ankesörlü telefondan kimse kolay kolay vazgeçemiyor.

    sınırlı sayıda ankesörlü telefonu kullanmak isteyen erler yemeği hızla bitirip telefona koşuyor. ben flamacı olduğum için hep ilk çıkıp ilk ben kapıyorum yan yana olan 3-4 telefondan birini.

    yine bir gün çıktım telefonu kaptım konuşuyorum, o sırada yanımdaki telefona da bizim takımdan fethi* geldi sıraya girdi. tam fethi'nin önündeki eleman telefonu kapatacakken fethi sıradan 1 adım kayıp birine bir şey söyledi. o anda önündeki asker telefonu kapattı, fethi'nin arkasındaki asker telefona elini attı. bizim fethi bir döndü sırası gidiyor, hemen araya girdi;

    fethi- sıra bende kardeşim
    -ne sendesi lan, ben buradaydım. ismet baksana bi! (ilerdeki başak askere bağırarak)
    f- sizde ismet varsa bizde de var lan (beni kastediyor*)
    - varsa gelsin lan!

    o anda ben mevzuya çakıp, baby i have to go deyip telefonu kapattım ve olaylar koptu. bizim fethi elemana daldı, ben istemsizce elemanın ellerini arkadan tuttum. fethi bam güm ağız burun kanattı. eleman o sırada bağırıyordu elimi kim tuttu, elimi biri tuttu falan.

    ben fethi'yi alıp olay yerinden kalabalık arasında kaçarken komutan geldi ve bizim fethi'yle diğer elemanı aldı. acemilik bitmek üzere olduğu için bunların hakkında açılan soruşturma ne oldu bilmiyorum ama ben fethi lehine şahitlik yaparak yediğim boka tüy dikip olaydan sıyrıldım.

    ben bunu niye anlattım?
    bu fethi belki buralardadır, bir selam çakar ;)
  • valizliğin kapısını arkadan kilitletip şerefsizi bayıltana kadar dövmem akabinde boksör kırığı oluşması ve bir ay nöbet tutmamama vesile olmuştur.