şükela:  tümü | bugün
  • bu oralar popüler olan tanımlama. akp'nin, muhaliflerinin özlem duyduğunu öne sürdüğü öcü.
  • kısaca; halk için neyin iyi olduğunu, halktan daha iyi bildiğini sanan militarizmin, sivil irade üzerinde kurduğu tahakkümün adıdır. ancak; vasîlik arzu ve özlemindeki muvazzafların var olması ile karıştırılmaması gereken durumdur. yoksa siz de askeri vesayetin son bulduğu gün, o kadar hal' etme geleneğinden gelen askerin bir gecede süblimleşeceğini sananlardan mıydınız? geceleri uykularında hâlâ vesayet istemli rüyalar gören eli-silahlılar olabilir, ancak bu, tersinir bir denklem teşkil etmediğinden dolayı, vesayet rejiminin hâlâ devam ediyor olduğu sonucuna tek başına çıkarmaz bizi. (bkz: o başka bu başka)
  • (bkz: rüşvetli zabıta)

    " - siyasette 'mağduriyetten nemalanma' tartışması yaşanıyor. nedir bu mağduriyet edebiyatı?

    akp'nin politikasını şuna benzetiyorum. işportacı, zabıtayı görünce yakalayın, kaçıyor diye bağırıp dikkatleri dağıtır. yamağı koşar, zabıta kovalar, işportacı tezgahı toplar. ya da sakat mal satan işportacı zabıtaya rüşvet verir. millet parasını istemeye gelince zabıta işportacıyı kovalar gibi yapar. büyükanıt'ı hatırlayın. askeri vesayet diye kötüledikleri rüşvetli zabıtadır. zabıtanın rüşveti 10 lira, diğerininki 1.5 trilyon... "

    http://haber.gazetevatan.com/…1/gundem#.ufcsoi3n_wy
  • olduğu yerde durmaktadır. sadece el değiştirmiştir.
  • böyle bir şey yoktur. asker kağıttan kaplan olduğundan, bir şeye vesayet edecek aklı, zekası, becerisi, bilgisi de yoktur. o sadece vesayete aracı olur. enver almanı kendine efendi beller, onun vesayetine aracılık eder, alparslan ve kenan amerikalınınkine, memduh şerefsiz iş adamları derneğininkine ve en nihayetinde necdet fethullahınkine…

    asker denen organizma, kendine vasi bellediklerinin, vesayetine aracı ve koruma olduklarının, eline tutuşturduğu tabanca ile afra tafra yapan bir ... sürüsüdür.

    fethullah'ın "askeri vesayet, askeri vesayet" diye ağladığına da bakmayın, onun tek derdi askerin kendi vesayetinin gorili olmaması idi. (bkz: hülya hökenek/@hya)

    "bu memlekete askeri vesayet lazımsa onu da fetocular getirmeli"ydi, nitekim oluyor işte. zannedersem tek eksikleri yaraklı kuvvetlerdi.
  • bittiğinin en güzel kanıtı bugün yaşanmıştır.
    soma'da bir madenci yakınını iki özel harekat tutmuş,
    başbakanlık danışmanı tekmelemiş:

    http://www.radikal.com.tr/…kinini_tekmeledi-1192130

    eskiden olsa, askerler kendi aralarında tekmelerdi.
    işte askeri vesayetin sonu.
  • bu topraklarda at koşturması gereken militarist düzendir.

    türkiye; jeopolitik olarak dünyanın en önemli bölgesindedir ve etnik yapı olarak karışık, karıştırılmaya müsait bir yapı içerisindedir. gerek iç, gerek dış konjonktür belli dönemlerde kaotik bir ivme kazanıyorsa, nedeni de ülkenin dışardan emperyal kuvvetler ile, içeriden vatan hainleri ile karıştırılmasıdır.

    bunun önüne geçilmesinin yegane çözümü, devletin sinir uçlarında ve ordunun merkez çekirdeğinde; hükümetlerin değil, ''devletin bekaasınıı'' ilelebet muhafaza edebilecek derin bir yapı oluşturulmasıdır. derin ordu, elindeki darbe kozunu içerideki hainlere karşı mutlak suretle kullanmalı ve kurulacak istiklal mahkemelerinde; devleti, vatanı satanları idam edebilmelidir.

    devleti satmanın, vatanın köküne kibrit suyu dökmenin bu ülkede bir caydırıcılığı yoktur ve devletin önündeki en büyük tehlike de budur.

    çelik gibi bir ordu, sınırımızdaki irticacı, şeriatçı çeteleri lağvedebildiği gibi, içimizdeki irlandalılar'a da gerektiğinde kök söktürebilmelidir.

    bu ülkeyi satmaya çalışan, pkk'ya amerika'ya ona buna peşkeş çeken, irticacı tipteki hükümetlere verilebilecek en güzel cevap, hükümet konağının birkaç metre üzerinden f-16'lar uçurularak direkt bir şekilde başbakana muhtıra verilmesidir. en ileri uygulama da hepimizin bildiği üzere; askeri darbedir.
  • her gün bin kez duymaktan artık gına gelen sözcük öbeği. ne ekmeği yendi bu kavramın, ne suyuna banıldı arkadaş!
  • askeri kurum ve kuruluş mensubu bürokratların basta türkiye büyük millet meclisi (tbmm) üyeleri olmak üzere seçilmişler üzerinde hissettirdikleri baskı türüdür.

    türkiye özelinde örneklendirme yapmak gerekirse;
    tbmm üzerindeki askeri baskının boyutunu türk siyasal hayatını okuyanlar bilir. cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne yansıyan bu baskının bir göstergesi de tbmm ve askeri kurumların başkent'teki konumudur. ankara'nın göbeğinde yani devlet mahallesinde tbmm, askeri kurumların arasında bırakılmış, bir başka deyişle kuşatılmıştır. örneğin tbmm'nin karşısında jandarma genel komutanlığı, çaprazında genelkurmay başkanlığı, yanında deniz kuvvetleri komutanlığı,hava kuvvetleri komutanlığı, sahil güvenlik komutanlığı, arkasında kara harp okulu var. ilgili kurumların bu yerleşimi bile söz konusu baskının günlük yaşama yansıması hakkında fikir vermektedir.