şükela:  tümü | bugün
  • o şimdi asker filminden çok şey bekleten ama hayalkırıklığının filmi anılar.
  • (bkz: bitmez)
  • kimin oldugunu dusunmek bile istemedigim kafalarindan ayrilmis uc kulak orta yerinden vidalanmistir bir agaca. sahra tipi yemekhaneye golge yapan bir agaca. ne oldugunu kavramasi mumkun olmayan bir cocuk asker her yeni gelene anlatir. bak bu kucuk olan bir kiz kulagi. yer diyarbakir. yil 1994. ofis caddesi 100 metre yakininizdadir. ocakbaslarinda sise gecirilen cigerlerin, tatlicilardaki tereyag kokularının, sokaklarda yogurulan enfes cig koftelerin ani olamayacak kadar anlamsizlastigi andir.

    aksam yemekleri luks sayilacak bir tesiste yenilir. o gun sansiniza bir helikopter anisi duser. insan ucar mi?

    bir de anlatilanlar vardır, dogrudur yanlistir bilinmez; yer hakkari. bir yildir arazide dengesini iyice yitiren bir deli adam. kendi anlatmistir. bir esek uzerinde un cuvali ile yuruyen iki insan nasil avlanır. bu ani da sizin olsun.
  • işin komik tarafı 28 gün askerlik yapmış bedelli abilerin 3 ay boyunca durmadan askerlik anısı anlatmasıdır. her günü bire bir anlatsan ancak 28 gün sürer be abi. yapmayın.

    askerlik o kadar yoğun ve sonuna kadar yaşanılan birşeydir ki aslında insan anlatmadan da duramaz tabii. o yüzden er kişinin yaptığı askerliğin , çektiği sıkıntıların hatrına sevdiceği bu anıları defalarca dinlemeye katlanmalıdır *
  • babanın askerlik anılarından biri ;
    arkadaşlarıyla birlikte çarşı iznine çıkmışlardır ve bütün gün boşboş gezdikten sonra içlerinden birinin,
    -lan olum niye içmiyoruz biz?
    sorusu digerlerini harakete geçirmiştir ve bir birhanenin yolu tutulmuştur.ordan burdan konuşurken,gelsin biralar gitsin çerezler derken saat epeyce geç olmuştur.alınan alkol miktarının haddinden fazla olmasından dolayı da asker olduklarını ve birliğe dönmeleri gerektiklerini unutmuşlardır (ya da öyle olmasını uygun görmüşlerdir).uzun bir aradan sonra yine içlerinden birinin;
    -lan olum birlige döncektik ne bok yicez şimdi?
    sorusu aralarında muhakemelere sebebiyet vermiş ve
    -en iyisi komutanı arayalarım nerde oldugumuzu söyleyelim bizi merak etmesinler
    düşüncesiyle sonuçlanmıştır.
    birlik aranmıştır,ilgili komutana ulaşılmış,merak etmemeleri için nerde oldukları söylenmiştir.ancak
    -derhal birliğe geri dönün
    emri,birlige dönmelerinde etkili rol oynamıştır.lakin bu ince fikirli erlerin birliklerindeki komutanlar tarafından gereginden fazla merak edildikleri görülmüştür.
  • askerlik yaptığım mahrumiyet bolgesinde bir tane tv vardi. onda da tum gun kral tv, bilemedin yerli dizi izlenirdi. askerlik boyu hic tv izlemedim dersem abartmış olmam. haliyle digiturk de yoktu ve bir kac ozet goruntu disinda hic mac da izleyemiyordum. devre arasi bi ton puan farkiyla lider biraktigimiz besiktasimiz mantarladikca mantarliyor, haberlerini gazetede uzuntuyle okuyorduk. besiktas’ in maci oldugu zaman kendime nobet yazar, o karda kista kulübede dagbasinda titreyerek maclari telsiz susu verdigim, 2 milyona satin aldigim radyomdan dinlerdim. tipi altinda dinledigim ve 1-0 maglubiyetten kazandigimiz denizli macinda hissettiklerimi, yine kocaeli’ de oynayip kaybettigimiz istanbulspor macindaki uzuntumu anlatamam. ancak simdiki anı konumuz bu maclar degil, o sezon sampiyonu belirleyen besiktas – fenerbahce maci.

    haftasonu carsi izninde bu maci dusunerek gidip kendime puro almis, yine mac saatine nobet yazarak maci beklemeye baslamistim. kartalin golleriyle cosacak, dagbasinda puro icerek “bir tek sen mi puro iceceksin be serdar bilgili” tadını yakalayacaktım. mac basladi baslamasına da hop fener ilk golu atti. neyse takima guvenimiz ne olursa olsun tam, karsilik bekliyoruz bu gole. ama o da ne 2’ yi de yemeyelim mi (yemeyelim tabii ama yedik anasını satiyim)? yine de bir umut, buradan maci cevirsek iki kat guzel olmaz mi? ama ibne spiker hic oyle anlatmiyor, sagdan soldan fener saldırıyor ve 3. golü de yiyoruz. serdar bilgili’ ye ozenip puro alirsan olacagi budur deyip kendimize kazitarak puroyu yakiyoruz. efkarla icilen puro klubeyi dumana boguyor… sampiyonluk umutlari da mazi oluyor.
  • mail yoluyla bana ulaşan, sahibinin belirtilmemiş olduğu bir anı:

    ben askerligimi ankara etimesgutta pek kisa donem olarak (6 ay) yaparken ve cuma gununden evci cikarken bile mutlu degildim.

    ama allahin sopasi yok ki...

    bir gun bize kurtulus dizisinde rol alacagimiz soylendi. konu memleket meselesi olunca tabii, sahsi cikarlarimizi bir yana birakip senaryoyu okumadan kabul ettik teklifi.

    sahnelerin polatlida cekilecegini soylediklerinde icime biraz kurt dusmedi degil.

    polatli topcu okuluna bir geldik ki belene kampindan farksiz bir yer. 2000 kisiyi cole saldilar ve cadirlarinizi kurun dediler.

    ertesi gun bir kismimiza kuvva-i milliye, bir kismimiza yunan, ve diger gavur askeri kiyafetlerini dagittilar. tabii bizim kuvva-i milliye kiyafetleri yirtik pirtik. ayni kiyafetle cekim yapip, yatip kalkip yasiyoruz. sabah bir matara su veriyorlar ve bir matara suyla her turlu ihtiyacimizi karsiliyoruz.

    saat 08:00 de otobuslerle sete gidiyoruz. set dediysem yanlis anlasilmasin yildiz tepe. sakarya meydan muharebesinin gectigi yer.
    rivayete gore (resmi tarihte boyle bir bilgi yok) tepe daha once bizimmis. bizimkiler yeterince stratejik gormeyip birakmislar ve yunanlilar aldiktan sonra da aymislar ve tepeyi geri almak icin taarruza gecmisler. (bu konuda tarih bilgisi olan varsa ve beni aydinlatirsa cok sevinirim).

    neyse, cekimler baslamadan once trt nin citir kizlari 2000 kisiye makyaj yapiyorlar ve tabii ki 1999 abaza makyajlarini silip yeniden yaptirmak icin siraya giriyor.

    makyozlerden biri tanidik cikti ve kizcagiza bizimkilere ulasmasini ve bana temiz camasir vs. gondermelerini soyledim.

    savasmak pis bir is. insanin ustu basi batiyor. tepenin basinda bir komutan. asagidan pire gibi gorunuyor ve asagida biz yani 2000 asker.

    komutan megafonla hucum diye bagirgyor ve biz allah allah nidalarıyla gavurun ustune yildirimlar gibi cakiyoruz. tabii bu sirada birilerinin olmesi gerekiyor ve herkes daha az kosmak icin olmek istiyor.

    olume talep cok olunca komutan (cakmak cakmak bir teğmen-enteresan
    birisi) bu isi siraya soktu. bu sefer kim olecek diyince herkes elini kaldiriyor. ama bizim bir kisa donem var, her defasinda siyatik, dalak sismesi, koroner kalp yetmezligi gibi hastaliklar bahane ederek olmek istiyor ve adamin tum saydigim ve sayamadigim hastaliklari icin raporu var. komutan kim olecek diyince herif her defasinda bir rapor ibraz ediyor ve olme hakki kazaniyor. e n sonunda komutan "lan ne bicim herifisin be, sen zaten olusun olum"
    diyerek ona her cekimde olme hakki tanidi.

    bir keresinde de ben olmeye hak kazandim ve olme yerim de yunan siperine 5 metre kala. yaklaşık 300 metre tirmanmamiz gerekiyor yani. neyse hucum emirini aldik ve allah allah allah... tirmanmaya basladik, tabii ben savasmayali yillar olmus biraz hamlamisiz.
    nefes kesiliyor. buffaloda top kosturmaya benzemiyor.

    benim olme mekanima daha cok var ve benim gozum karardi ve artik bacagim cekmedi.

    ben de erken olmeye karar verdim.

    ve yandim allah diyerek goge yukseldim, silahimla havada bir yay gibi gerildim ve koca bir dag gibi devrildim ve en yuce kata erme serefine nail oldum.

    buraya kadar olayin butun hamasi yonu bir anda traji-komik bir hal aldi. tabii olduk ve devrildik ama; yildiz tepe, dik bir tepe hafiften.

    olduk ama basladik yuvarlanmaya. her taraf tas, kaya, cakil. oramiz buramiz yirtiliyor. zaten elbise dedigin caput parcasi.

    yirtiklardan filan don paca geziyoruz. ben bir taraftan yuvarlanirken bir taraftan tutunmaya calisiyorum . tufek bir tarafa, matara ve diger techizatlarim bir tarafa, ben bir tarafa yuvarlanip duruyoruz.

    durmak mumkun degil. guya olduk rol icabi; ama can tatli tabii.
    velhasil olsen bir turlu olmesen bir turlu.

    ertesi gun biz yunanli olduk ve temmuz sicaginda bize kase elbiseleri giydirdiler. uzun donemlerden biri tutturdu ben yunanli olmam diye.
    "abi ben yunanli olursam koye donemem, anamin babamin yuzune nasil bakarim" diyor. olum ulan rol icabi bir sey olmaz dedikse de dinletemedik ve herif ictimaya cikmadi.

    tabii bizim bolukten biri yunan olmayi kabul etmeyip cekimlere katilmadigi icin ceza yedik. bu ara tuvaletleri cukur acip bez paravanlarla insa ettik.

    gece bir ruzgar cikiyor, colun ortasinda comelmis yuzlerce ay parcasi ortaligi aydinlatiyor.

    yunanli oldugumuz gun yine yayilmisiz ortaya hucum emri bekliyoruz. hucum emri geldi ve basladik taarruza. bu sefer gavur olarak.

    ve bizim boluk salak gibi yine allah allah nidalariyla saldiriyor.
    tepeden yakin cekim de yaptiklari icin son derece dikkatli olmak gerekiyor aksi taktirde cekim tekrar ediliyor ve bir cekimin hazirligi 3 saat filan suruyor.

    ulan dedim "manyak misiniz olum biz yunanliyiz ne allah allahi".
    demez olaydim. cekim devam ederken bizim boluk durdu. oradan biri peki ne diyecegiz diye ortaya son derece kritik bir soru atti. boluk konuyu tartismaya basladi.

    bu arada yuzlerce at yanimizdan gok gurultusu halinde geciyor.
    ortalikta bombalar patliyor. gurultuyu ve arbedeyi anlatamam.

    diger yunan bolukleri yanimizdan allah allah diye geciyorlar ve gecerken bizim boluge bakip ulan bunlar ne yapiyor savasin ortasinda diye anlamsiz anlamsiz bakiyorlar.

    olum birakin tartismayi hicbir sey demenize gerek yok kosun yeter diyorum ama bomba sesleri ve at kisnemelerinin arasinda beni pek sallayan yok. dallamanin teki bir dakika diye kukredi, beb buldum "makarios" diye bagiralim dedi. bu olaganustu fikir de bir sure tartisilmaya deger goruldu ve sonuc tahmin ettiginiz gibi sahne yeniden cekildi.

    cunku yukaridaki kameralar bizi ayna gibi cekmisler. savasin ortasinda bir grup yunanl hararetli bir sekilde tartisiyor.

    bu arada mayinlarin daha iyi patlamasi icin icine at pisligi koyuyorlarmis ve bunu kimseye soylemediler.

    daha ilk cekimde basladik kosmaya ve yanimizda, sagimizda solumuzda bombalar patliyor. ortalik bir anda bok gibi kokmaya basladi ve gokten basimiza at boku yagiyor. ensemizden at boku oldugu gibi iceri. herkes durdu ve uyuz gibi elini sirtina sokup basladi kasinmaya.

    sonuc yine tahmin ettiginiz gibi. cekim sil bastan.
  • batarya: komtanım sularımız neden akmıyor?
    komutan: benim aklıma bir ihtimal geliyor arkadaşlar. demekki suları birisi kesmiş.
    batarya:??
  • bedelli yapilmis olsa dahi uzun uzun anlatilan anilardir. genelde de "hic unutmam bi gun nobetteyim.." diye baslar ve o nobet hic bitmez...
hesabın var mı? giriş yap