şükela:  tümü | bugün
1311 entry daha
  • uzman çavuştan azar işitmişimdir en fazla, o da tek başıma değil tabii toplu. kısa dönemlere ya ailelerine söylerler diye küfür kıyamet yoktu, ya da işittiğimiz azar varsa bölükçek işitiyorduk. gelip de bana "hişt n'aber la er parçası!" diyen olmadı. :)
  • (bkz: kıdemli bedelli) evet şaka değil kendisi benden bir gün sonra askere başlayip alt devrem olmasina rağmen eğitim çavuşu tarafindan verilen sorumluluk ile bizi azarlamıstı.hayaller albay gercekler kidemli bedelli
  • ana jet üs komutanı tuğgeneral "adam gibi selam ver lan" demişti. hala gururla anlatırım insanlara.
  • karargahta tuğgeneral'e selam verirken "yakışıklı saçlar biraz uzamış galiba" demişti. askerlik yapmayanlar ya da kadınlar bunu azar değil diye algılayabilir ama tuğgeneral'den duyunca ertesi günü saçları kestirmekle sonuçlanıyor.

    albay'dan yediğim azarları sıralasam akşam olur. şoförüydüm çünkü hep birlikteydik.
  • sıradan bir er olarak yüzbaşı, bilemedin binbaşının üzeri tarafından azarlanmanız mümkün değildir.

    özellikle paşalar falan değil sizi kıyafetinizden selamınızdan dolayı azarlamak yanınızdan geçerken sizi görmezler bile. onun için siz yoksunuz.
    donla nöbet tutsanız bile bir general tarafından azarlanamazsınız.

    öyle denetlemeye tuğgeneral gelecek de er azarlayacak hemi.
    hala askerdiniz amk.
  • uzman çavuştu.

    "lan olm geç öne, arkaya gaçıyo ya alla allaaa!"
  • askerliği edok'a bağlı bir birimde gerçekleştirdiğim için kara kuvvetleri denetiminden uzak, keyifli bir askerlik geçiyorduk ki edok komutanının ziyaret edeceği bilgisi geldi.

    benim sorumluluğumda da koskoca bir alan var, helikopter pisti arkasında olduğu için denetimin benim bölgemden başlayacağı da net.

    merkezin klimaları köklendi, ömründe helikopter görmemiş ere reflektörlü yelek ve yönlendirme dubaları teslim edildi. ıhlamurlar demlendi. ben de son denetlemeleri yaparak çatı arasındaki kontrol odasına saklandım.

    orgenaral binaya girer girmez merdivenlerden çatı arasına çıkıp beni gördü, kepi çıkartmamla perçem perçem saçlarım ortaya döküldü.

    gerçi ben fırça yemedim o an, kendisi sorumlu binbaşıyı fırçalayıp binadan ayrılarak helikopterine binerek uzaklaştı.

    sonuç : bütün birliğin saçları merkez birlikten gelen berberlerce 3 numaraya vuruldu. terhisine bir hafta kalan kardeşlerimden özür dilerim.
  • saat 21:00 suları alay komutanı ayrılmış, alayda teğmen bile kalmamış bir akşam;

    -alo.
    -(önden belirlenen kod)
    -söyle aslanım
    -**r**na general hatta bağlıyorum.
    -nöy ^#$½###### (esas duruşta ayağa fırlanır)

    -evladım ... komutanı bağla.
    -emredersiniz komutanım (neyle bağlayayım sayın komutanım nasıl bağlayayım cebini buraya bağlayamam ki, gidip evinden tekme tokat mı getireyim, komutanım ben ne bok yiyeyim)

    -evladım bekliyorum.
    -komutanım şey kem küm, ık bıkk (sert bir yutkunma sesi)

    -sen bu işi beceremeyeceksin evlat ben kendisini cepten arayayım, sana iyi nöbetler. (beceremeyeceksin askerde güzel fırçadır arkadaşlar, sivildeki gerizekalı'yı karşılar)
    -saollll. (kapıdan nöbetçi askeri koşturacak kadar gür ve coşkulu bir sesle)

    not: "komutanım komutanımız alaydan ayrıldı kieeeeeee" böyle bir cevap yok arkadaşlar, emredersiniz dedikten sonra ben de hiçbir şey yapamayacağımı biliyordum ama o an gök yarılsa cebrail gelse, "bağla ey angelos" dese "aha peygamber oldum" diye sevinemem komutanın emri yapabildiğim için rahatlarım, öyle bir telefondu o.
  • (bkz: kurmay albay)
    hem de bayagi bir azarlamisti gece gece. tam da noldu ki aq simdi falan diye geciriyordum icimden ki korgeneral geldi arkasindan. ne oldu dedi, anlattim durumu. “siktir et” dedi.

    tabi askerlik yaptigin yerde 17 tane paşa, yüzlerce albay olunca azari da mecburen bunlardan yiyorsun. albayin asagisinda birisi azarlarken pek ciddi olamiyorsun. yarbaydan gereksiz bir azar isitirken yanimdaki arkadasa donup şu şekil tepki vermistim.
  • boş bir zamanımızda bizim kantinde olmayan bir şey için kışlanın neredeyse diğer ucundaki kantine bir arkadaşımla yürürken yanımızdan bir siyah araba geçti, bayraklı flamalı bir arabaydı tahmin edeceğiniz üzere ve 10-15 metre ileride durdu. geri vites lambaları yanınca kalbim ağzımda atmaya başlamıştı. zaman yavaşladı o birkaç saniye için, ne yaptık acaba, başımıza bir şey gelecek mi yoksa sadece azar mı yiyeceğiz derken cam aralandı.

    tugay komutanı niye selam vermediniz mi dedi yoksa biz selam verdik de ona mı kızdı tam hatırlayamadım. bize bir iki nasihat etti, sonra devam etti. beklediğimden daha ucuz atlatmıştık.

    bir kere de acemilikte şapka yüzünden yine omzu yıldızlarla dolu bir komutan* (karargah bizim bölüğün hemen yanındaydı) çarpmıştı.*
34 entry daha