şükela:  tümü | bugün
  • - aranızda e sınıfı ehliyeti olan var mı?
    15-20 kişi el kaldırır.
    - en deneyimliniz hanginiz?
    biri 5 yıl, biri 6 yıl derken biri de 10 yıl. 10 yıl deneyimli olana hitaben:
    - şu el arabasını al, şuralardaki çöpleri, çöp alanına taşı. haydi aslanım.
  • kesinlikle en riskli sorudur. acemi birliğinde çaycılık yapmayı bilen var mı sorusuna mühendis bir arkadaş el kaldırmıştı bütün eğitimlerden içtimalardan yırtmıştı. usta birliğinde bilgisayar kullanmayı bilen var mı diye sorulduğunda ise el kaldıranlara eski tüplü monitörleri taşıtmışlardı.

    edit: el kaldırmıştım.
  • bir de bunun iş versiyonu değil de gönüllü olan var mı versiyonu vardır ki o da evlere şenliktir.

    bir gün komutan, "çocuklar çok önemli ve zorlu bir işimiz var ama ben isterim ki kimseyi zorla seçmeyeyim. aranızda gönüllü olan var mı?" diye sordu.

    ben de içimden en fazla ne olabilir ki? kesin ya bir yeri kazdıracaklar ya da çimento kardıracaklar diye düşündüm. 4 kişi koca bölükte el kaldırdık. tekmili verip öne çıktık.

    komutan, "evlatlarım yalnız bu iş çok zor, bakın bu son şansınız, emin misiniz?" dedi. bizde evet dedik.

    sonra komutan bize dönüp " o zaman arkadaşlar size ölüm görevinizi veriyorum. serbestsiniz, çay mı içiyorsunuz, yemek mi yiyorsunuz, sigara mı tellendiriyorsunuz, ne bok yerseniz yiyin" dedi.

    " diğer arkadaşlar ise herkes eline kazmayı küreği, çapanı bilmem neyi alsın. hepiniz önce bütün alayın yabani otlarını yolacak sonra da belirli yerlere su gideri yapacak." dedi.

    velhasıl biz dört kişi hiçbir bok yapmadık. bu durum 3 gün sürdü. diğerlerinin anası ağladı.

    sonuç: bazen gönüllü olmak iyidir.
  • aha vallahi bende de var bu hikayeden.

    dönem: 352 kd.
    yer: kütahya hava er eğitim tugayı
    tarih: eylül 2013

    acemilğin 4-5. günü gibi bir şey. eğitimlerden birinin arasında bir komutan geldi hatırlamıyorum rütbesini. "gençler aranızda tenis oynamasını bilen var mı? kısa dönemsiniz siz bilirsiniz böyle şeyler." diye bağırdı. ben de üniversitede oynamıştım 1-2 yıl kadar. kaldırdım elimi, aklımda "ya komutanlar oynayacak adam arıyor, ya da çoluğuna çocuğuna öğretecek adam." fikri var.

    birkaç arkadaş daha kaldırdı elini, hatta sonradan öğrendik ki biri rahmetli fahri ikiler'in oğluymuş. 4 kişi bizi aldılar başka bir komutanın odasına götürdüler.

    velhasıl komutan geldi. dedi "eee gençler anlatın bakalım ne kadar biliyorsunuz tenis?". tabi hepimiz bir federer bir nadal edasıyla döktürüyoruz "yok şu kadar oynadım şöyledir böyledir." diye. komutan da yokluyor "kaç set üzerinden oynanır?" falan diye, tabi herkes patır patır cevaplıyor.

    ve sonra bombayı bıraktılar kucağımıza.

    "gençler şurada yeni asfalt dökülmüş bir alan var, oraya bir tenis kortu çizin de biz de oynayalım."

    ..............

    gidenler bilir, askerde ne duyarsan duy vereceğin cevap "emredersiniz komutanım!" olmalı. tabi biz de böyle söyledik. sonra başladık "yalnız komutanım bize sahanın tam ölçüleri gerekir." vs vs. tabi onlar internetten buldu getirdi, bize de boya ve fırça verdiler. biz akabinde uzunca ip, çivi ve bant da istedik çizgileri düz çekebilmek için.

    yaşadığımız şoku atlatmak biraz aldı tabi. herkes "oooh iyi ya tenis oynayarak gömeriz acemiliği!" diye düşünürken bir anda elimizde boyalar, tugay karargahının yan tarafına kort çizmeye başladık. yalan yok işimize de geldi. eğitimlerden uzak durduk, yemek sırasında direkt geçtik öne vs. işi de güzelce yaydık. "komutanım ikinci katı da geçelim dayanıklı olsun!" diye diye 2 günde bitecek işi 8-10 günde bitirdik.

    sonra işi çok beğendiler dediler "ya biraz öteye de voleybol sahası çizin madem?!". "emredersiniz komutanım!". hop, 5 gün de oradan. böyle böyle yedik acemiliği. =)

    ama işin komik yani şu... normalde saçma bulacağın bu işle gurur duyuyorduk! yemin törenine ailelerimiz geldiğinde hepimiz götürdük gezdirdik! hatta fotoğraf da çektirdim önünde. ekip de buydu. resmen bağlamıştı bizi.

    sonuç olarak, atlayın kardeşim biliyorsanız. uğraşsanız bile boktan bir şey çıksa bile keyifli bir anınız olur!
  • acemilikte bizim bölükte “öğretmen var mı?” şeklinde soruldu.

    kimseden ses çıkmadı, hazırlıklı gelmiş herkes.

    soru, türkçe öğretmeni var mı’ya çevrildi.

    yine ses yok tabi.

    sonra komutan bölükteki iki türkçe öğretmeninin adını okudu. niye ses çıkarmıyonuz lan deyip kızdı ehehhe.

    adı okunanlardan biri bendim. iki gün boyunca uzman çavuşların girdiği sınavları okuduk. bu da böyle bir anımdır.
  • + aranızda pos makinesinden anlayan var mı ?
    - xxx'de kasiyerdim komutanım.
    + tamam bu bulaşıkçı olsun
  • yer şırnak 23. tümen toplama merkezi.

    -aranızda dj var mı?

    ses çıkmaz.

    -radyo şırnakta ( veya cudi gabar neyse) çalışacak.

    3 5 sazan el kaldırır.

    -tamam bunlar sabaha kadar patates soyacaklar götürün.

    yaklaşık 200 kişi gülmekten yarılır.

    -bunlara da 2 saat komando dansı ve çök kalk yaptırın.
  • - aranızda kimya mühendisi var mı?
    - ( acemi arkadaş) ben varım komutanım
    - tamam, sen çay & şeker karışımını iyi yaparsın, seni çay ocağına çaycı yapıyorum.

    aynen yaşanmıştır; 301 kd, konya personel eğitim merkezi.
  • bu sorulara sazan gibi atlamak tehlikelidir. nadiren sizi rahat ettirecek bir görev çıkar. çoğunlukla saçma sapan bir görev sizi beklemektedir.

    -aranızda dalgıç var mı?
    üç beş kişi el kaldırır. aralarında en kıdemli ,bröveli aşmış arkadaşa bölük akvaryumunun temizliği ve balıkların bakımı kitlenir.
  • bir kaç detay ile bu sorunun sonunda sizi iyi mi kötü mü seçenek bekliyor anlayabilirsiniz.

    -öncelikli olarak soruyu soranın rütbesi önemli. o ana kadar sizinle az muhattap olup da rütbesi yüksek biri soruyorsa çok yüksek ihtimalle sizi iyi bir sonuç bekliyor. eğer soruyu uzman çavuş soruyorsa hiç muhattap olmayın, direkt ölü taklidi yapın.

    -soruyu soranın suratından gerçekten ihtiyacı olup olmadığını anlayabilirsiniz. eğer suratında bir sıkıntı sezdiyseniz gerçekten size ihtiyacı var, eğer rahat bir tavırda soruyorsa cevap vermeyin.

    -ortamı sezin. o an, o birlikte istenilen nitelik için gerçekten ihtiyaç var mı? yukarıdaki entrylerden birinde "mercedes kullanan var mı" diye soruldu demiş bir arkadaş, bir askeriyede mercedeslik ne iş olur? hele de bir er için.