şükela:  tümü | bugün
  • yılbaşında gülüp, kahkaha atıp evde eğlenen ablam ve teyzemi tehdit eden, kapı yumruklayan orospu çocuklarının yaşadığı ülkede gayet mantıklı cümledir.

    7 sülalesi malatyadan olsa ne farkeder. finlandıyadakinin beyni var da onların mı yok.
  • başlığı açan, muhafazar olmayan semtleri nasıl hayal ediyorsa artık.

    belden aşağısı çıplak sokağa çıkılan yer neresi lan oğlum, bir de sanat uğruna vajinasına kamera sokan kadınlar kimler? bunca yıl sadece balkonda rahat içki içebilelim, gecenin 2'sinde eve geldiğimde abuk sabuk tacizlere uğramayayım, rahat askılı elbise giyeyim, karşı cinsten bir arkadaşımızı ağırlarken akrabalık belgesi sorulmasın, ramazanda oruç tutmamamızın hesabını konu komşuya vermeyelim gibi sıkıcı gerekçelerle oturuyorum mahallemde, te allahım.

    asıl eğlenceyi kaçırmışız desenize.
  • ilk entry kadıköyü refere etmişte, muhafazakâr denilen kesim malum partilerinin zır cahil, sokak başında 5 barzo bekleyen, kadın gördüğü zaman 'bunu bi sikicen var yaaaa' diyen, en aşağı kitlesi ise doğru söylenen sözdür. kim iddaa bayii ve kahvehaneden ibaret, sokaklarında kaldırım olmayan, gece 10'dan sonra bırak kadını erkek olarak bile rahat dolaşamayacağın semtte yaşamak ister ki?

    günümüzde muhafazakâr kelimesinin içi boşaldı, kafasına örtü geçiren bıyık bırakan herkes muhafazakâr, lakin azıcık gelirleri yükseldiğinde cehape seçmeninin yoğun olduğu semtlere yerleşenlerde bu muhafazakâr denilen kişiler. haftasonları beşiktaş ya da kadıköy'de dolaşan, moda sahilinde yiyişen başörtülü bacılar gerçeğini ne yapacağız?

    sahip olamadığı hayat tarzını yaftalamanın erkeklerin ulaşamadığı kadına orospu demesinden farkı yok.
  • bir insanin oturacagi yeri secerken goz onune alabilecegi kriterlerden birisi. kimseyi germemesi gerekir, o kisi ve ailesinden baska.
  • bu lafı eden kadınla dalga geçenler ya aptal ya da kadının ne dediğini anlayamamışlar...

    muhafazakar'dan kasıt en hafif tabirle başörtülü - türbanlıların bol olduğu, camiye giden erkeklerin çok olduğu bir yer olabilir...

    bakın en hafif dedim, yani dindar insanların olduğu bir semt hayal edin burada bile istediğiniz kıyafetle dolaşmanız, içki içmeniz, oruç tutmamanız, gece sokakta dolaşmanız hele de bir kadınsanız çok zordur.

    tabii bizde muhafazakar semtler bu kadar masum (!) değil. her türlü ahlaksızlığı yapan genç bir nesil besleniyor bu semtlerde, köşebaşlarında serseri gençler, yollarda küfürlü konuşanlar, saygısız komşular hepsi buralarda...

    ben param olmadığı için böyle muhafazakar (!) bir semtten ev aldım, ancak umudum bir gün rahat bir hayat sürebileceğim, karımın kıyafetlerine karışmak zorunda hissetmeyeceğim güzel bir semtte oturabilmek...

    siz o kadınla dalga geçeceğinize açın bi tarafınıza gülün...
  • haklı istektir. (söyleniş tarzı'nı es geçersek)
    muhafazakar bir semtte ikamet etmiyoruz ancak aynı katta muhafazakar bir ailenin, kız öğrencilerin olduğu bir dairede oturuyorum. kapımın önündeki atatürk tablosundan rahatsız olup apartmana asamazsın diye tartışma çıkardı bu muhafazakar ailenin sözde reisi. (indirtemedi tabi), ayrıca bu aile öğrenci evini göz hapsine almış durumda. yok erkek arkadaşınız var mı, yok gece geç gelmeyin falan. ulan sanane!? bir de bizim valideyi gaza getiriyor ailelerine haber vermeliymişiz bak. yetişkin insan onlar özel hayatlarına karışamayız lafını alınca kaldı yine.
    işte bu muhafazakar aileden bir mahalle dolusu olduğunu düşünün. tam bir kabus hayatı olurdu.
    dolayısıyla hanım kızımızın serzenişi haklıdır.
  • kadıköy'deki ev kiralarının anasının nikahına çıkmasına neden olan cümledir.

    it bağlasan durmayacak 1+1 evlerin kiraları 1200 tlye fırlamış durumda.

    hiç olayı vajinaya kamera sokma şeklinde karikatürize etmeye gerek yok. insanlar, bu paraları, bir yudum bireysellik ve özgürlük için ödüyorlar. bunu temin edebileceğimiz yerler o kadar kısıtlı ki, hep birlikte hücum ediyoruz ve bu kısıtlı yerlerdeki kiraları hak ettiği değerin çok üzerine çıkartıyoruz.

    geri kalan yerler ise cehennemin kör noktası.

    ama bu yeni olan bir şey değil.

    türk mimarlık tarihinde bence iki önemli olay var. şişli'deki apartman sevdası ve kurtuluş. kurtuluş gayrimüslimlerin yoktan var ettiği işçi mahallesi. şişli'deki apartman sevdası altında ise , bugün mahalle baskısı dediğimiz şeyi dört duvar arasında, evin içinde inşaa eden geniş aileden kaçış arzusu var.

    biz türkler sadece en pahalı benzini veya en pahalı interneti kullanmıyoruz. en pahalı özgürlüğe sahibiz. bir yudum özgürlük için ödediğimiz bedeller inanılmaz.

    dünya üzerinde bu kadar boktan şartlarda yaşayan, ama daha kötüsü bu boktan şartların sürmesi için bu kadar direnen bir başka millet daha var mıdır?

    (bkz: steindamm vs sternschanze/@vardevela)
  • kadin kibarlik yapmis muhafazakar demis. aslinda yobaz demeliymis. ictigin ickiye, giyindigin kiyafete, evine giren cikana karisan bir cehaletin icine niye gidip otursun kizcagiz. o kadar bos o kadar cahil insanlar var ki isi gucu yok etrafta millet ne yapmis onunla ilgileniyor. komsuya kim geldi, kim gitti vs butun derdi bu ablalarin amcalarin.
  • tam tersinin de geçerli olabileceği söylem.

    yani "hanım orada başı açıklar, dinsiz, imansızlar oturuyor" diyen aileler de var sonuçta. herkes kendisine yakın gördüğü insanlarla bir arada oturmak istiyor, bu bir taleptir, haktır, hakir görmemek lazım kanımca.

    şu an oturduğumuz apartmanda muhafazakar insanlarla birlikteyiz. ama kendi memleketime gittiğimde gördüğüm, konuştuğum, kaynaştığım insanlardan farksızlar. çok zor zamanlarımızda yardımımıza koştu bu komşuların bazıları. her zaman güleryüzlüler, kandil günlerinde tatlıyı eksik etmezler, aşure zamanı mutlaka kapımızı çalarlar aşure getirirler. aramızdaki tek fark kültür farkı, bu zaman zaman önemli sorunlara neden olabiliyor, misal apartman girişinde kocaman kağıda yazılmış olmasına rağmen salon camından örtü, kilim silkelenmesi, geç saatlerde çok gürültü yapılması, balkondan halı sarkıtılması, kapı girişlerinin önünde yüzlerce ayakkabı bırakılması vb. bunlar bizi yiyip bitiriyor ama sonuçta benim halkım, benim insanım. görgü eksikliğinin olmasının sayısız nedenleri var. belli bir yaştan sonra görgü kurallarını onlara öğretme şansımız da yok.

    ama onlar da bizim hiçbir şeyimize karışmıyorlar sonuçta. zamanı geldi biz balkona çıktık tencere çaldık, zamanı geldi seçim öncesi balkona, tam karşımıza kocaman reyis afişleri astılar. en büyük didişmemiz bu oldu sonuçta. kimse kimseye diş bilemedi. ha, ülkenin güneydoğusundan olsaydık sorun çıkardı zira bu konuda hassasiyetlerini pek çok kez dile getirdiler benim yanımda.

    önemli olan bir arada huzurlu şekilde yaşamayı başarabilmek. bunu başardıktan sonra farklılıklar bir şekilde tolere edilebiliyor. bir de şu var, muhafazakar olup dünyanın en tatlısı bir insanını, muhafazakar olmayan ama mendebur, bencil, egoist bir adama tercih ederim ben. ya da tam tersi, muhafazakar olup da soysuzun önde gideni yerine muhafazakar olmayan vicdanlı, ahlaklı bir adamı tercih ederim.

    önce insan olalım, adam olalım. gerisi teferruat.
  • öyle ki, bir arkadaşım sırf çarşamba'dan ucuz ev almak ve ortamda yabancılık çekmemek için hafız oldu.