şükela:  tümü | bugün
  • 1990 ismet küntay ödülüne sahip güngör dilmen oyunu.
  • yıllar önce adana devlet tiyatrosu'nun kartal tibet yönetiminde (nedense?) sahneye koyduğu, dekorlarından oyunculuğuna, kostümlerine kadar hayran bıraktıran, kartal tibet'e yeni bir gözle bakmama neden olan tiyatro oyunu.
  • 1997-1998 doneminde lisede* sergiledigimiz oyun. final sahnesinde muşamba ve spot ışıklarla yangin efekti verme cabalarimiz olmustu. ilginc sekilde fena da olmamisti.
  • küçükken adana'da izlediğim. hala bir kısım şarkısının, sahnesinin aklımda olduğu güzel oyun. kimler oynuyordu, kim yazmış, kim yönetmişti bilemedim ama iyiydi.
  • yeniden yorumlanıp devlet tiyatroları bünyesinde bu ay sonu prömiyerini yapacak oyun/müzikal.

    "güngör dilmen in yazdığı oyun faik ertener in yeni yorumu ile sahneleniyor. daha önce ankara ve adana da sergilenen oyun bu kez müzikal tadında istanbul seyircisinin karşısına çıkacak. cem idiz in müziklerini yaptığı oyun.. 35 kişilik oyuncu kadrosu ve orkestrası ile eski istanbul u yaşatacak olan 'aşkımız aksaray ın en büyük yangını' küçükçekmece cennet dt sahnesinde ve cevahir sahnesinde sezona merhaba diyecek."

    haftaya biletimi aldım, izleyip yorumlarımı aktarırım. önyargılı bir şekilde beğeneceğimi umuyorum.
  • an itibariyle cevahir sahnesinde izlemiş olduğum, oyucuların performanslarının yetersiz olduğu, vasat diyebileceğim tiyatro oyunudur. oyun bittiğinde, ellerim kızarana kadar alkışlamayı, o sahneleri hatırladıkça oyuncuların sergiledikleri performansları kıskandıgım zamanları, iyi ki gelmişim izlemiş diyebildiğim oyunları üzülerek özler oldum.
  • dün akşam gidip izlediğim oyun. güngör dilmen'in yazdığı oyuna devlet tiyatroları biraz farklı bir yorum getirmiş.
    dekoru güzel, oyuncu kadrosu geniş, danslara, şarkılara çalışılmış. herkes hevesli.
    ancak konu ve diyaloglar biraz basit kalmış. zaten seyirci de ancak birkaç sahnede reaksiyon gösteriyor.
    tamam güldürüklü birşey olması şart değil ama onca iyi niyete rağmen biraz eksik kalmış bu oyun.
    sanki azıcık daha düzeltme olsa diyaloglarda, daha üst seviye olurmuş gibi oyun.
    bir de konuda kopukluk var. bahsedilen aşkın daha ateşli bir aşk haline gelmesini bekliyor bütün oyun boyunca.
    ama yok.
    yine de çabalarına sağlık...
  • bugün kaybettiğim iki saate tekabül eden oyun. izlerken kabahati metin zayıf olmasına yormuş olsam da aynı oyunun başka gösterimleri için yapılmış başka yorumları görüce anlıyorum ki istanbul devlet tiyatrosunun 2012 sezonu uyarlaması yetersiz kalmış. hikayenin içindeki parçalar birbirine bağlanmıyor, çok kopuk. mekan eski istanbulda bi mahalle, bi kaç tulumbacı, bi saraylı, bi çingene iki de mahalle karısı koyunca olmuyor. diyaloglar çok basit, çok havada. müzikal olduğu iddia edilen kısımlarda ne sözlerde iş var ne bestesinde. şiir olmaktan uzak olması vurgulanan (falım sakız gibi) nane şekeri manilerini oyun içinde müzikal kısımlardan birinde söylediler mesela.
    (izlemediyseniz zaten çok şanslısınız hiç izlemeyin bence ama)
    --- spoiler ---

    kadını aşkına inandırabilmek için oturup olmayan gizli hislerini mektuba dökmeye çalışan gencin manileri okuyup okuyup mektubuna malzeme ettiği sahnenin ardından, neden hüzünlü olduğunu anlamadığım bi şekilde, aynı mani hüzünlü bi beste eşliğinde, mahallenin tulumbacıları tarafından söyleniyor. niye üzüldük şimdi diye düşünürken buluyor insan kendini
    --- spoiler ---

    vel hasıl, devlet tiyatrosu oyuncuların, ekibin elinde böyle sahne, kostüm, seyirci kitlesine ulaşma avantajı varken bu mudur hem kendilerine hem de bize layık gördükleri diye üzülüyorum. oyuncular neden bu kadar az alkış aldıklarını bir oturup düşünmeliler. hadi gişe geliri etkilemiyor onları ama mesleki tatmin ihtiyaçları yok mu yani, ki yaptıkları işin doğası gereği en önemlisi bu olmalı gibi geliyor.
  • muhteşem bir oyun değil, berbat da değil. idare ediyor. ilk kez istanbul devlet tiyatrosu'nda izlediğimden, diğer yorumlarıyla karşılaştırma imkanım yok. lakin büyük beklentilerle gidilmemesi gerektiğini düşünüyorum. hani evde boş oturmayayım da, gidip oyun izleyeyim bari şeklinde.

    -şu andan itibaren sıpoylırlı-

    oyunun en büyük falsosu, ortada aşk maşk olmaması. sadece mahitap hatun aşık oluyor; o da doğru düzgün işlenmiyor. oldu bittiye gelmiş oyunun ana konusu. artin bi anda kaçıp gidiyor. karı kıskançlık krizlerine giriyor. o an anlıyoruz zaten hatunun da aşık olduğunu. olaylar fazlasıyla havada kalmış. niye öyle olmuş?

    -sıpoylır bitti-

    turan günay hakkında da iki kelam edip gideceğim. kırmızı'da rothko'nun çırağı olarak üzerinde inanılmaz sırıtan o rolden sonra, bu oyunda kendi rolünü bulduğunu düşünüyorum. adam ses tonu olsun, tipi olsun, konuşması olsun tipik istanbul beyefendisi. bu adamın ağzına küfür yakışmıyorken, kırmızı'da ağız dolusu hassiktir dedirtmeye çalıştılar adama. hiç olmamıştı. ama bu artin rolü, acayip iyi olmuş. almış, yürümüş.

    du lan, bi kelam daha edeceğim. sidikli kasabası tuttu diye istanbul devlet tiyatrosu bu sezon müzikale yükleniyor gibime geldi. yapmasınlar. bi kere her yönetmenin harcı değil. riskli bi iş. müzikal, oyunun seyir zevkini rezil de edebiliyor vezir de. güzelse yapılsın, yoksa cidden hiç gerek yok. her şey tadında güzel be dt.

    evet. bu sefer gidiyorum.