şükela:  tümü | bugün
  • secaattin tanyerli sesinden bir tango

    duy sesimi sevgilim
    duy da dertlerimi sen
    hatirla beni suan
    ben sarkimi soylerken
    hayaline cizilsin
    sana yaklassin cismim
    dudaklarini yaksin
    sevdamizdaki ismim

    nemli gozlerimdeki gonlumun bir tek bagi
    gel kollarima atil gecmedi genclik cagi
    seni ariyorum bak aksamin her izinde
    agliyorum hicranla kendi oksuz dizimde
    bir damla gozyasimdi senden maziyi soran
    gurbetin hulyasindan sesimi duy da uyan
  • dün bir iş görüşmesine gittim. bu ay gittiğim üçüncü görüşme. ve ben üç yıldır çalışmıyorum. bir dizi istişare yaptım çıkar çıkmaz. şehiriçi, şehirdışı birçok telefon görüşmesi. ilk aradığım kişiye en son yine döndüm. telefonu açar açmaz aşkın sesini duyuyorum dedi. şu günlerde telepati halinde olduğum üç insanın başlıcası bana aşkın sesinden bahsetti. daha aşkla anlatmaya başladım. ben dün aşkımı hatırladım. evet aşk bugün sesimde, bir kaç gün içinde de yüzümde, kanımda, canımda yeniden can bulacak. aşkın üçüncü dönemi başlıyor.

    (bkz: aşk yeniden)
  • şu an parmaklarının arasında kıpraşıp duran o mektup var ya … işte onun sesi bir küçük kurşun kalemdir… kurşun kaleminse kısıktır sesi çoğu zaman ... cızırtılı bir radyo gibidir. seslerin arasından belli belirsiz bir şarkı sesi seçeriz.
    biraz dikkatle bakarsak önündeki kağıdın da şarkının sesine uyandığını görürüz. gözlerini ovuşturup gülümser kalemine... kağıdın sesi de bir küçük şarkıdır. kağıtla kalemin düeti bir kısa mektuptur… mektubun sesi bir korodur… koronun sesi dünyanın en güzel şarkılarından biridir…

    kuşların sesi ha var gibidir ha yok gibi… sesin arkasına düşersiniz, tam vardım demişken havalanıp gider ses…vurulup kanı yere akan bir kuşun sesi vardır bir de ki çaresizdir… kanadını da alıp gitmek istiyordur belki ama yapamıyordur. o zaman ilk önüne çıkanın gözlerine ıslak bakar küçük kuş. hüzünlü bir şarkı mırıldanır. o an onun sesi gözleridir…

    karanlık gecelerde gökte asılı duran o yıldızlar var ya…
    onlarda konuşurlar aslında, susar gibi konuşurlar ama biraz… bir sesleri vardır elbette yıldızların. hatta gündüzleyin boş zamanlarını seslerini akort etmekle geçirirler… çok güzeldir sesleri yıldızların… onlarla konuşmaya doyamazsınız…

    bir gitar, akdeniz akşamlarının sessizliğidir. ay ışığı yakamozlardır o gitarın sesi…

    bir ırmak, değişik seslerle dolanır vadileri, kaybolup gitmekten, denize ulaşamamaktan ödü kopar her sesinde…

    bir makasın sesi cırt cırtlıdır. ve bir elişi kağıdının, kesilirken kesilen bir parmağı görürse ürkektir sesi… ama güzel bir eve malzeme olmuşsa keyfine diyecek yoktur elişi kağıdının. pencerenin ardından gülümser size… sesi bir kahkahadır; hah hah ha!...

    gökyüzünün sesi yağmurdur… yağmurunsa ağlak bir sesi vardır biraz. devamlı ağlar…bir bulutun omzuna yaslanır ve ağlar…

    bahar vakti gelen leyleklerin sesleri zenci çocukların seslerine benzer biraz. oralardan geldiklerinden mi bilmem… güzel içli bir sesi vardır leyleklerin, anlatırsanız dinlerler de, “v”den başka bir harf bilmediklerinden konuşamazlar sizinle…

    sırların konuşmamaktan sesi bile açılmamıştır.

    içtenlikle söylenmemiş bir dizenin utangaç bir sesi vardır…

    renklerin sesi masmavidir… bütün renkleri içinde taşır mavi. bütün sesler kısılır, mavinin sesi kısılmaz. en güzel sestir…belki de bu yüzden gökyüzü masmavidir…

    kardanadamın sesi toktur… en güzel şarkılarını söyler bize. her kış kağıttan bir gemiyle uçarak gelir gökyüzünden…

    bir kelebeğin sesi sürekli zikzaklar çizer…

    bir uçurtmanın sesi ipidir…sesiyle elimizden tutarak sürekli yanına çağırır bizi…

    bir saatin hafif sallanan homurtulu bir sesi vardır… gece geç saatlere kadar uyumamışsanız homurdanarak uyarır sizi… “bi susun da uyuyalım artık!”


    bir de aşkın sesi vardır… yalnızca konuşursanız duyarsınız aşkın sesini. kağıtla kaleme şarkı söyleten o’dur… kuşlardan, bülbül’ü seçmiştir aşk, onun sesiyle tezahür eder bu dünyada. karanlık gecelerde yıldızlarla en çok konuşulan konudur aşk. aşk’ı yıldızların o güzel sesinden dinlemek bir başkadır. gitarlar aşkı söyler akdeniz akşamlarında…ırmaklar vadileri dolanır dolanır en sonunda bir aşk’a dökülür. makasla ortak yanları çoktur aşk’ın. elişinin kahkahasında da bir aşk vardır aslında… bazen yağmur koşaar koşar aşk’ın omzuna yaslanır da ağlar… bahar vakti gelen leylekler yalnızca aşk’la konuşabilirler. sırlar aşk’a açılırlar sonunda. içtenlikle söylenmemiş bir dize aşksızlıktan solmuştur. aşk… maviden de güzeldir, mapısmavidir…kardanadamın sesi gibi toktur bazen. bazen kelebeğin sesi gibi zikzaklar çizer. bazen de bir uçurtmanın sesi gibidir, yanına çağırır bizi… saatteki aşk çok kızmıştır homurtulu sesine saatin. muhabbet yarım kaldı birader der gibi bakar saate…
    velhasıl,
    aşk kii… bütün seslerdir…

    (yıldızlı atlasa öykünerek...)