şükela:  tümü | bugün
  • an itibariyle aşk başlığı altında 1256 entry ile anlatılmak istenendir.
  • (bkz: hata)
  • binbir farklı tanım yapılsa da neredeyse en güzelleri fadıl öztürk tarafından yapılandır.

    --- spoiler ---

    aşk, suda ıslanmaz.
    kutuplarda eksi altmış derecede bile yakar insanı.
    babadan oğula devredilecek bir mülkiyet
    ve iktidar da değildir aşk.

    dini, dili, rengi,
    sınır ve bayrağı,
    nöbetçi kuleleri yoktur,
    ama genellikle biri sonunda yaralanır.
    acil servislerde de kaydına rastlanmaz.
    erken tanısı yapılamayan,
    yüreğimizi yurt edinmiş
    ve asla düze inmeyen
    dağlı bir kabiledir aşk.....

    --- spoiler ---
  • çok yakın bir arkadaşım dün şöyle anlatmıştır: aga hani 15-16 yaşında kız arkadaşınla kafede beraber oturursunuz istem dışı sikin kalkar ya?! ama kızla seviştiğini falan hayal etmezsin, cinsellik falan yoktur.. bu kıza karşı öyle hissediyorum amk! sabah 5'e kadar mesajlaştık ki bilirsin ben hiç sevmem.
  • teknik olarak 250g çikolata yendiğinde verilene bire bir eş tepkiler vermektir.*
  • facebook kapak fotoğrafını sevgilinin ayakları yapmaktır kimi zaman aşk.
  • acı çekmeyi göze almaktır.
  • fedon'un söylediği şu sözlerdir. adam aşkı da evliliği de dini de yemiş bitirmiş.

    https://www.youtube.com/watch?v=egcgujzzpmk#t=684
  • ıt’s to do with knowing and being known. ı remember how it stopped seeming odd that in biblical greek, knowing was used for making love. whosit knew so-and-so. carnal knowledge. ıt’s what lovers trust each other with. knowledge of each other, not of the flesh but through the flesh, knowledge of self, the real him, the real her, in extremis, the mask slipped from the face. every other version of oneself is on offer to the public. we share our vivacity, grief, sulks, anger, joy… we hand it out to anybody who happens to be standing around, to friends and family with a momentary sense of indecency perhaps, to strangers without hesitation. our lovers share us with the passing trade. but in pairs we insist that we give ourselves to each other. what selves? what’s left? what else is there that hasn’t been dealt out like a deck of cards? carnal knowledge. personal, final, uncompromised. knowing, being known. ı revere that. having that is being rich, you can be generous about what’s shared — she walks, she talks, she laughs, she lends a sympathetic ear, she kicks off her shoes and dances on the tables, she’s everybody’s and it don’t mean a thing, let them eat cake; knowledge is something else, the undealt card, and while it’s held it makes you free-and-easy and nice to know, and when it’s gone everything is pain. every single thing. every object that meets the eye, a pencil, a tangerine, a travel poster. as if the physical world has been wired up to pass a current back to the part of your brain where imagination glows like a filament in a lobe no bigger than a torch bulb. pain.

    (bkz: tom stoppard)
  • herkes icin farklidir cunku herkes baska baska yasar aski. birisi icin ask yolunda olmekken digeri icin beni mutlu etsine indirgenir. kimse de kimseninkini begenmez. herkesin dusuncesinin baska olmasi gibi duygularinin da baska olmasidir. ortak bulusulabilecek payda ise muhtemelen sevgidir.
    bana gore ise ask, sevginin tutkulu halidir. eger askin tabaninda sevgi yoksa o zaten ask degil, hoslanma gibi yuzeysel birseydir.
    ve ask her zaman cok guzeldir...