şükela:  tümü | bugün
  • bölüm 1: rutin hayatlar.

    sıcak bir yaz günü saat 09:30 suları, 10 yaşındaki tan en üst kattaki bir apartman dairesi olan evlerinde kapalı balkonun camından dışarıya çıkmaya çalışan sinekleri yakalamaya çalışıyor. parmakları ile camın köşesine sıkıştırdığı sinek bir şekilde kenarlardan kaçıyor, çok defa girişimde bulunsa da sinek bir türlü pes etmiyor. sonunda tan, perdenin ucunu tutup hızlıca cama vurarak sineği sersemletiyor ve sineği incelemeye başlıyor. sineği daha iyi incelemek için hareket etmesini önlemek istiyor ve sinekten kanatlarını alıyor. kanatlarını dikkatlice inceliyor ve kanattan yansıyan ışıkta gökkuşağındaki bütün renkleri görüyor. sinek kanatları olmadığı için daha ürkütücü görünüyor. tuhaf vızırtılar çıkarsa da sadece yürüyor ve eskisine göre daha kolay yakalanıyor.

    tan sineği parlak güneş altında incelerken aşağıdan bir türlü sevemediği ancak iyi vakit geçirdiği arkadaşı efe'nin sesini duyuyor, pencereden bakıyor ve efe'nin sürekli yanında dolaşan utku'yu da görüyor. elinde yerden bulduğu kısa bir ağaç dalı olan efe'nin arkasında düşünceli bir biçimde parmak uçlarının derilerini koparmaya çalışan utkuyu gözlemliyor. kısa bir süre duraksıyor ve beyni o an çalışmıyormuşcasına düşüncesiz bir şekilde bekliyor.

    tan, amaçsız bir şekilde aşağı inmeyi düşünüyor. sakin biçimde doğrulup içeriye yürüyor ve mutfukta yeşil mercimek ayıklayan annesine aşağı ineceğini haber veriyor. tan, oynamak için oturdukları apartman dairesinden aşağı indi. apartmanın çıkış kapısına geldi ve önündeki küçük toprak arazide gözünü gezdirdi, efe ve utku görünmüyordu. apartmana tekrar yönelip merdiven demirlerine bağladığı bisikletini çıkarıp parlak güneşin altında öğlen saat 13:00 olana kadar dolaştı ve eve döndü. eve döndüğünde yüzü kıpkırmızıydı ve bitkin hissediyordu. hafifçe ateşi vardı. annesi durumu fark etti ve elinin tersi ile ateşini ölçüp "yine mi hastalandın?"dedi. tan seslenmedi. annesi yeni pişmiş mercimek yemeğinden tan'ın önüne bir tabak koydu ve birlikte yemeye koyldular. tan, yemek çok sıcak olduğu için ağzını yaktı ve ağzını yaktığını belli eden hareketlerle mutfaktan ayrılıp salona gitti. tekli koltuklardan birisine yan şekilde oturup gözlerini yumdu. dilindeki papillaların yanmış olmasından dolayı hissettiği tel tel acı hissini dilini damağında gezdirerek inceliyordu. bu sırada nabız sesini dinliyor, yüzündeki ve kulaklarındaki ateş hissine direniyor ve başındaki uğultuyla beraber ince ve sürekli ötme sesine odaklanıyordu.

    akşam saatlerinde tan daha da ağırlaştı. uykusu diğer günlere göre daha erken gelmiş, televizyonda en sevdiği program olmasına rağmen göz kapaklarını açık tutmakta zorluk çekiyordu. oturduğu rahatsız yerde uyuyakalan tan'ı annesi kibar bir şekilde uyandırdı ve yatağına yatmasını istedi. tan dişlerini fırçalarken gözlerinin üzerinden aynadan yansıyan görüntüsüne bakıyor, ateşinin yüksek olduğunu ve midesinin bulandığını hissediyordu. dişlerini fırçaladıktan sonra bir bardak su içip yatağına yatıyor ve uyuması çok zaman almıyor.

    bölüm 2: ne sebeple korktuğunu bilememek.

    bir şey tan'ın başını sımsıkı tutuyor. iki eliyle kafatasını kırmak istermişcesine sıkıştıran bir "şey". tanımlanamaz bir güç. o kadar sıkıyor ki sıkıştıran varlık onu sıkıştırırken kendi kaslarında oluşan şiddetli titreşim tan'ın başına yansıyor. sanki tan'ın beynini kendisine bağlayan dokular yırtılacak! görüntüler bozulmuş durumda. bir süt kamyoneti geliyor ve kamyonetin sol ön çamurluğunda eksik bir şeyler var. bu korkunç! yerde yan yatan ve sakin bir biçimde çalışmaya devam eden bir pervane. uçurumun kenarında piksel piksel gelen, kesik kesik ancak hiç bitmeyen siyah beyaz bir çizgi. tan aslında korkunç olmayan bu kabustan bir türlü kurtulamıyor. annesi tan'dan gelen cılız gürültüyü duyup tan'ın odasına giriyor ve tan'ı uyandırıyor. annesi tan'ın yüzünü yıkıyor. tan başında büyük bir ağrı hissediyor. nedensizce ve sessizce ağlıyor. annesi tan'a "ne oldu? neyin var?" sorularını soruyor. tan susuyor ve ağlamaya devam ediyor. annesi tan'a sıkıca sarılıyor ve tan ağlamayı bırakıyor. annesinin ona sarılmasından sonra gözleri kısık bir bakışla odanın duvarını inceliyor. gerçeklik ile rüyada gördüklerinin arasındaki farkı anlamlandırıp bir daha böyle şeylerden korkmamak için etrafını incelerken içini çekmeye devam ediyor. bir şey fark ediyor: aslında gördüğü şeyler kesinlikle korkutucu şeyler değildi, peki tan neden korkuyordu?

    bölüm 3: para ve insan.

    tan, varlıklı olmayan ailesine karşın annesinin çabalarını boşa çıkarmadı. sessiz ve sakin bir kişiydi annesini asla kırmamıştı ve annesi de ona bunun karşılığını daima sakin bir biçimde sevgisini göstererek vermişti. annesi ile tan arasında güçlü bir bağ vardı.

    tan başarılıydı ancak tan'ın zihinsel yapısı çıkış noktalarını bir şekilde sınırlandırıyordu. tan, üniversiteden mezun olduktan sonra büyük çabalara girerek bir bankada kasa görevlisi oldu. dışarıdan bakan birisi için rutin bir hayatı var gibi görünse de gözlerini yumduğu anda zihni onu alıp hiç bilinmeyen yerlere götürüyordu. tan'ın bulunduğu bankada onlunla birlikte üniversitede tanıştığı oktay da çalışıyordu. oktay veznedardı. oktay her akşam paralarını ve tutanaklarını kasaya en son teslim eder tan ile laflar ve birlikte bankadan ayrılırlardı. tan'ın görüştüğü tek kişi olduğu söylenebilirdi.

    oktay tan'ı zeki bulan ancak bir o kadar da tan'ın aptal bir insan olduğunun farkında bir insandı. tan'ın sessizliğinden ve sakinliğinden faydalanarak ona kendisini anlatırdı. tan'ı tıpkı bir psikolog gibi kullanarak özel bilgilerini vermekten çekinmezdi. oktay sürekli fakirlikten dem vurup diğer insanların arkasından dedikodu yapar farklı kişiler hakkındaki görüşlerini umursamadan tan'a söylerdi. tan ise tepkisiz bir şekilde onu dinlerdi.

    6 ay sonra...

    oktay, eski arkadaşı cemil ile anlaştı. banka'yı soymak mümkün değildi ancak içerideki birisini kullanarak bankayı soymaları mümkündü. planlarına göre oktay, tan'ı eğlenceye çağıracak ve biraz eğlendikten sonra elde edecekleri pornografik görüntülerini internette yaymak tehtidiyle ona istediklerini yaptıracaklardı.

    oktay plana başlamak için acele etmedi. tan ile bir gece klübüne gittiler ve klübün sahibi cemil ile tan ilk defa orada karşılaştı. tan cemil'den rahatsız olmadı. cemil çok sıradan tavırlarla espriler yapıyor farklı konuklarla ilgileniyordu. tam bir profesyoneldi. gecenin ilerleyen saatlerinde cemil oktay'a "bırakmam sizi o kadar zaman geçti bu gece bendensiniz" dedi. tan oktay'a gitmek istediğini söylese de oktay ısrar ederek bırakmadı. tan doğduğundan beridir hiç bir kadınla birlikte olmamıştı ve bir seks işçisi ile tanışmamıştı. oktay ve cemil planın işlemesi adına tan için çok güzel bir kadın seçmişlerdi. tan, kadını görünce beyninden vurulmuşa dönmüştü. "bu kadar güzel bir kadın böyle bir işte nasıl çalışır?" diye içinden geçirdi. tan ve kadın başbaşa kaldı. kadın plandaki kendi payını bilen ve bu işi sıkça yapan birisiydi yani profesyoneldi. tan kadına yönelmedi ve kadın bu duruma şaşırdı.

    + hadi gelmiyor musun?
    - çok şaşırdım.
    + neden?
    - bu kadar güzel olmana rağmen neden bu işi yapıyorsun?
    + bu benim işim.
    - hayır! senin kadar güzel bir insanı elde etmek bu kadar kolay olmamalı. sen bu kağıt parçalarından fazlasısın.
    + hah! böyle düşünen tek sen değilsin ancak dünyanın gerçeği bu.
    - ne demek istiyorsun?
    + çirkin olsaydım yine aynısını düşünür müydün?
    - ...
    + daha kolay bir soru: sen iyi bir insan mısın?
    - evet!
    + kanıtla.
    - nasıl?
    + sadece kanıtla.
    - sana değer verdim.
    + hayır! bana değer vermedin. güzelliğime değer verdin. sana göre güzel olan birisi kolay ulaşılabilir olmamalı. işte bu yüzden güzel kızlara fahişelik yaptırılıyor. çünkü günümüzde en zor elde edilen şey güzellik değil para. eğer dediğin gibi güzel kadınları elde etmek daha zor olsaydı ben şu anda güzel bir hayatın içinde olabilirdim. bu durumda sen kötü bir insan oluyorsun. unutma! para her kapıyı açar.
    - çoğunuz güzel bir kadın olduğunuzu fark ettiğiniz anda bunu paraya çevirmenin derdine düşüyorsunuz, bu konuda suçlu arayabilirsin ancak bu ben değilim.
    + bu bir yanılgı. kesinlikle söylüyorum para insan seçimimizde ilk kriter değil.

    tan bir süre dalgın bir vaziyette düşünürken öfkeyle kapıyı açıp çıkışa yöneldi. koridordan ilerledi ve dış kapının açıldığı balkonda öfkeyle ve hızla yürüdüğünü gören oktay tan'ın yanına koştu ve "ne oldu?" diye sordu. tan "git başımdan!" dedi ve evine gitti.

    bölüm 4: major bir savaş daha mı?

    "yıl 2032, üçüncü dünya savaşı'nın üzerinden tam on yıl geçti. dünya'nın şekli artık daha sert bir geoit. kendi ekseni etrafında dönüş hızı artmış durumda ve artık bir gün 21 saat 48 dakika. şu an dünya'da 700 milyon civarında insan hayatta. artan dönüş hızından dolayı savrulma ile kalıcı olarak azalan yer çekimi, atmosferin seyrelmesine ve insanların kafatası içi tansiyonunda artışa neden oldu. solunum yapmada zorlanan insanların büyük bölümü bu nedenle ölürken yüksek tansiyona dayanamadığı için öldüğü tespit edilen 1,5 milyar kişinin ise genellikle orta yaşlardaki insanlardan oluştuğu tespit edildi. 3. dünya savaşında nükleer başlıklardan korkarken hiç beklemediğimiz ve daha tehlikeli silahları gördük. rusya'nın geliştirdiği uzay boşluğunda serbest hareket eden gök taşlarını dünya'daki herhangi bir noktaya düşürme teknolojisi ile dünya'ya 2022 yılında insan eliyle çarptırılan 21p giacobini-zinner isimli meteor ve çarpışmadan hemen önce amerika'nın rusya topraklarının tümünü okyanusa gömmesi insanoğlunun ne kadar çılgın olduğunu bizlere gösterdi. bu belgeselimizde üçüncü dünya savaşını yaşamış insanların ağzından bu savaşı dinleyeceğiz.

    - evet mark bizlere anlatır mısın neler yaşadın?
    + sadece acısız bir şekilde ölmeyi diledim. karşı koyması imkansız silahları gördüm ve sadece bekledim. hala nasıl hayatta kaldığımı anlamadım. bütün sevdiklerimi kaybettim. bu adil değil."

    + kapat şu televizyonu tan!
    (televizyon kapanır)
    + proniflexlerini al.
    (tan, yassı ve dikdörtgenler prizması şeklinde üretilmiş küçük bir tahta parçasına benzeyen bir krakeri yer)
    - nefret ediyorum bu şeyden.
    + omlet ister misin?
    - lütfen.
    + hemen geliyor.
    - bu çok komik...

    tan beklemekten sıkılmış halde sığnağından dışarıya çıkmak için hazırlık yapar. yeryüzü radyasyon nedeniyle serbest dolaşılamaz haldedir. ne bir bitki ne de bir hayvan hayatta kalmayı başaramamıştır. tan'ın filmlerde izlediği ve neden olmasın diye düşündüğü mutantlar yoktur. atmosferin seyrelmesi ile yükselen nem ve artan hava olayları yer yüzünü yaşanmaz kılmıştır. dünya'da hayata tutunmuş insanlar yer altı sığnaklarında yaşamakta ve çok nadiren dışarı çıkmaktadır. besin üretme işini ise kemosentetik bakteilerin genleri ile oynayarak elde ettikleri bir türden sağladılar. bakterilerin genlerine eklenen çilek, domates, vişne ve benzeri genler sayesinde istenilen lezzet yakalanabilir hale geldi.

    amerika ve rusya'nın yok oluşunun ardından afrika olarak bilinen bölge dünya'nın yeni süpergücü halini aldı. seyrelen atmosfer nedeniyle soğuyan havalar yengeç ve oğlak dönencelerinin kutup yönlerinde kalan kısımlarını dondurucu hale getirdi. ekvator bölgesi ise yaşanabilir tek bölge olarak kaldı. avrupa insanlarının çok büyük bölümünü kaybetse de ortadoğu bölgesini savaştan sonra kontol altına aldı. şimdiki hedefleri ise afrika'ya sahip olmak. bunun için son savaştan kalan; plazma topları, plazma saçıcıları, mor ötesi lazerler, ultrasonik atomizerler, iyonlaştırıcı ışınlar ve ışık itkileri gibi silahları topluyor ve yeni bir savaş hazırlığı yapıyordu. afrika ise dünay'nın bu hale gelmesinde avrupa'nın da etkisi olduğunu iddia edip avrupa insanını kabul etmek istemiyordu. avrupa ise radyoaktif toprakları olmayan tek yer olan afrika'nın yeni sahibi olmak istiyordu.

    afrika birleşip federal bir devlet halini aldı. federal başkan olarak seçilmiş olan onyetenyevwe avrupa'ya "bu gezegen bir major savaşı daha kaldırmaz, son hamlemiz gezegeni yörüngesinden çıkarmak olacaksa bile sizlere topraklarımızdan vermeyeceğiz." mesajını yayınladı.

    tan, bütün olanları zihninde düşünürken sığnağın dışından getirdiği karları bir makinenin içine doldurur ve makine "x kırınımı yöntemi ile radyoaktif madde ayıklaması başlıyor lütfen bu süreç sırasında makineye yaklaşmayınız ve makineyi kapatmayınız" ses kaydını çalar.

    tan, birden bire 10 yaşında rüyasında gördüğü beyaz sütçü kamyonetini ve annesinin mercimek yemeğini anımsar...

    bölüm 5: doksanlarda çocuk olmak.

    devamı yakında.