şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: cool story bro)

    ilk entryi merak edenler için zamanın ötesinden gelen edit. entryi noktasına virgülüne dokunmadan paylaşıyorum. yazar*:cennet plaji

    --- spoiler ---

    istek ve arzularından gina getiren, gereksiz ilgisinden bunalmanizi sağlayan bayan komşu.

    bundan 2 sene önce ayrıldığımda, çocuğa yakın olsun diye ex´e yakın muhitten alel acele bir villa kiralamistim. villa sokağın köşesindeydi. sağ tarafımda boşanmış bir türk kadın iki çocuğuyla yalnız yaşıyormuş. eve bakmaya geldiğim ilk meraklı melahat gibi kapıya gelip siz mi taşınıyorsunuz diye sordu. gözlerindeki parıltı ve iştah açıkçası beni fazlasıyla rahatsız etmedi değil. başımı öne eğip kısık bir sesle evet diyebildim. sonra elini uzatıp ben s.. dedi. ben de elimi kalbime götürdüm, başımla selam verip memnun oldum dedim ama adımı söylemedim. eli salak gibi askıda kaldı. biraz bozuldu ama bozuntuya vermedi.
    neyse bir kaç gün sonra emlakciyla kontratı imzaladım. villayı tuttum. villanın sahibi bahçeye yüzme havuzunun yanında, çocuk eğlence köşesi yapmış. oyun evi, trampolin falan vardı. zaten villayı tutmanın en büyük sebeplerinden biri buydu.

    devlisi gün, bulgar işçiler ayarladım maliyeti düşürmek için ve evi kendi isteğime göre boyama başladım. benden önceki kiracı köpek beslemiş. o yüzden laminantlari sokturup yenilemeye de karar verdim. çünkü köpek girmiş eve rahmet melekleri girmez. o yüzden evin tamamiyle hijyenik olması lazım.

    ogün işçiler boya yaparken, onları check etmeye geldim, çünkü kaytarabilirlerdi. bu arada cep telefonumdan saad al gamdi´den juz amma´yi dinliyordum. kapı zili çaldı, kapıyı çalan bayan komşum. gene gözleri parıldıyor ve gülümseyerek benimle göz teması kurmaya çalışıyordu. elinde tepsi, buyrun size kek yaptım dedi. ne zahmet ettiniz, hiç gerek yoktu dedim. olur mu siz taşınıyorsunuz, komşuluk bu günler içindir dedi. tepsiyi uzattı ama gitmiyordu. kapıyı yüzüne çarpmak da olmazdı. aaa duvarların rengini mi değiştiriyorsunuz diyerek içeri daldı. ayakkabılarını çıkarmak istedi, ben yok buyurun dedim. nasıl olsa laminantlar sökülecek. çıkarmanıza gerek yok dedim. sonra şaşkın şaşkın içeri girip baktı. benim kuran dinlediğim farketti. bu ne hindistan müziği mi diye sordu. ben de yok juz amma dedim. o ney dedi? belli ki dinle pek arası olmayan beynamaz biriydi. muhtemelen alevi ya da ateisttir diye düşündüm, pek bozuntuya vermedim. sonra özel sorular sormaya başladı. ben de özel hayatımı deşifre etmeyi pek sevmem. soruları kısa cevaplarla gecistirdim ama hala gitmek bilmiyordu. en sonunda benim acil gitmem lazım, diyerek dışarı çıktım. o da benimle dışarı çıktı. arabamı süzdü, sonra ne iş yapıyorsunuz diye sordu. bu sefer cevap vermedim. çünkü iyice sınır olmuştum. sonra konuşsak, şuan acil gitmeliyim, kek için tekrar teşekkürler dedim.

    ertesi gün gene geldi, bu sefer pohaca yapmış, diğer gün gene geldi, bir tencere dolusu sarma yapmış. kadın hergün yemekle geliyordu. böyle iki hafta kadar eve tadilat yaptırdım ve o hergün geldi ve yemek getirdi. yalnız son gün dikkatimi bir şey çekmişti, başını örtmüştü.

    aradan haftalar geçti, beni ne zaman görse, konuşmak için bir mazereti hazırdı. yok tanıdığınız marangoz var mi? yok banyoda kocaman örümcek var, benim kız korkmuş, onu alır misiniz? yok çamaşır makinem bozuldu, tamirci var mi tanıdığınız? gibi gibi...

    birgün evde oturuyorum, kapı zili çaldı gelen gene o... buyrun dedim, ya çok kusura bakmayın anahtarı içeride unutup cikmisim, kapıda kaldık, kız okulda, oğlum da sıkışmış, acil tuvalete gitmesi gerek. sizin tuvaleti kullanabilir mi diye sordu. tabi buyurun dedim. sonra içeri girdi. çocuğu tuvalete gitti. kendi de arkamdan salona yürüdü. duvardaki hat yazılarına bakıyordu, burada ne yazıyor diye sordu, ben de besmele dedim. bu sefer besmele ne diye sormadı. çünkü artık tesettüre iyiden iyiye bürünmüştü.

    çocuğun tuvalette işi baya uzun sürüyordu, içimden mahvetti tuvaleti dedi. komidinin üzerinde duran kızımın resmine baktı, bu kim kızın mi ay çok tatlı masaallah dedi. sen de benim gibi ayrıldın mi diye sordu. evet ayrıldım dedim. sonra ben de ayrıldım diyerek kocasının kendisini aldattığını ve çocuklarla bırakıp terkettiğini anlattı, gözleri iyice doldu. hareketlerin, konuşmasında ağır depresyonda olduğu belliydi. sanki ben onun için bir umut isigiydim ama ona asla ümit vermemiştim ki... sifon sesi geldi tuvaletten. çocuk çıktı. icimden tuvaleti fazla pisletmemis olsa bari deyiverdim. sonra bize müsade deyip tam gidecekken, ay anahtarı unuttum dedi, nasıl yapacağız, burada hiç tanıdığım yok, dili de pek bilmiyorum, annemler de turkiye´de dedi.

    tamam ben sizin için çilingir çağırırım dedim. cilingirci çağırdım. çocuk o arada benim bahçeyi gördü, oynayabilir miyim? diye sordu, tabi ne demek dedim. sonra trampolinde zıplamaya başladı, oradan kaydiraka koştu, oradan beşikte sallandı, onu bıraktı, benim kızın bisikletini aldı. en son topu aldı, bana attı. ben de ona eşlik ettim. beraber oynamaya başladık. o içine kapanık sessiz çocuk çok mutlu olmuştu. ben de hep oğlum olsun istemiştim, biranda çocuğa kanım ısındı, biz oynarken annesi, babası olacak şerefsiz 5 yıldır bir kere arayıp sormadı, ben hamileyken bile beni aldatiyormus. yeni karısı çocukları istemiyor diye gelip çocuklarına bakmıyor dedi. kadın bunları derken yutkunuyordu. ona baktım, ağlayacak gibi gözleri hep doluydu. üzüldüm, çok üzüldüm haline. çocukla bir yarım saat böyle oynayıp eğlendik, sonra cilingirci geldi, kapıyı açtı. cilingircinin parasını ben uzattım. bayan komşu aaa olmaz dedi ama ben sorun değil dedim. vedalaşırken çocuğun başını okşadım ve gene maç ederiz dedim. çocuk ne sevindi biliyor musunuz? baba sevkati hiç görmemiş.

    aradan böyle günler geçti, bayan komşum hep bir mazeret uydurup kapıma geldi gitti, namahremle havlet olmamak için hiç içeri davet etmedim. tatile gidecek, kedileri var, evde çiçekleri var. bana dedi anahtarı size bırakayım, bizim kediye ve ciceklerime bakar misiniz? ben yok mok dedim ama bakacak kimse yok diyor ama bal gibi de var. çünkü arada evinde gün falan yapıyor, bir sürü kadın geliyordu. neyse cık ısrar edince kabul ettim ama evde bir şey kaybolursa mesuliyet kabul etmem dedim. o da değerli bir şey zaten yok ki dedi.
    o gidince eve ilk girdiğimde şöyle bir etrafıma baktım, kadın evine çok özen göstermiş, yani boşanmış, kocası tarafından terkedilmiş ama hayattan elini ayağını çekmemiş, bahçesi de çok düzenliydi. sanırım kendisinde temizlik ve simetri hastalığı vardı. hayatımda ilk defa kediye bakıyorum, bigun kapıdan kedi kaçtı, bir hafta kediyi aradım onca isim gücüm arasında, neyse ki sonra kendi geri geldi.

    kadının evine mektuplar geliyor, her hafta bir icradan mektup. belli ki epey paraya ihtiyacı var. çalışmıyor, devlet yardımıyla kit kanaat geçiniyor ama evi çok lüks, eşyaları baya yeni... turkiye´ye uzun tatile gidiyor, arabası fena sayılmaz. demekki çok fuzuli masraf yapmış. galiba bu şekilde depresyondan çıkmaya çalışmış.

    tatilden döndüğünde mektupları verdim. ona icradan gelen kağıtları sordum, o da her tatil dönemi oluyor öyle, bir kaç ay içinde hallederim, babamlar da gönderir, siz merak buyurmayın dedi. acıdım, içimden çıkarıp para vermek geldi ama yanlış anlaşılırdı. ona şey dedim isterseniz size iş verebilirim, devletten gizli kaçak çalışırsınız kısa süreliğine ödemelerinizi yaparsınız. o da yok gerek yok falan dedi ama sonra kabul etti.

    bir kaç ay işyerin ve evin temizlik işlerini ona yaptırdım. verdiğim parayı görünce ama bu çok fazla dedi ama hakkınız iyi çalıştınız dedim. o ana kadar, ona umut verici hiç bir sözüm ve tavrım olmadı. o da sanki son zamanlar fazla üstüme düşmüyordu. sanki olmayacağını kabullenmiş, umudunu yitirmiş gibiydi.

    o günlerde iş için acil yurt dışına çıkmam gerekiyordu. bir ay kadar yurt dışında bir kaç ülkede temaslarda bulundum. geri döndüğümde komsumda değişiklikler sezinledim. bir mutlu bir mutlu halleri vardır. artık öyle bana sülük gibi yapismiyordu da. başını tekrar açmıştı. beni görünce göğsünü gere gere nişanlandım dedi. başka şehre taşınacakmış. afrikaya yardım toplayan bir dernekte tanışmış, o da boşanmış biri ama kendisinden 20 yaş büyük bir adam. allah tamamına erdirsin dedim ama üzerimden de bi yük kalktı. sevindim, oh be dedim, artık eve daha rahat girip cikabiliyordum. taciz edilmekten kurtulmustum.

    --- spoiler ---

    09.01.2018, 14:03:00, #73384217
  • okumadım fakat filmi gelirse izlerim
  • durumumuz yoktu ,okuyamadım dedirten dul hanım efendinin hikayesi. edit: imla
  • bulgar işçileri ayarladım maliyeti düşürmek içinden sonrasını okumadım.
  • orada burada seks hikayesi okuyup, gelip sözlüğün amına koyuyorsunuz. *

    "boşanmış" diye özellikle belirtilen kadın "bi kere versin" diye köle olacak adamlar gelip burada başlık açıyor.

    işte tam olarak hayallerle yaşıyor bazı ibneler durumudur.
  • önce entryi "kim yazmış?" diye hızlıca bakmak. sonra okumamak.
  • (bkz: tamam)