şükela:  tümü | bugün
  • show tvde yayınlanan hayat bilgisi dizisindeki hazal karakterini canlandıran güzel hatta çok güzel kız.
  • gelse evlenecegim kız..tanıyanı bileni varsa solesin gerekirse hukumet nikahı bile kıyarım*
  • (bkz: kavak yelleri)
  • pera güzel sanatlar lisesi'nden mezun.
    haliç üniversitesi'nde tiyatro okuyor.
    23 yaşında.
  • daha önce hayat bilgisi dizisinde, yapı kredi, lescon ve molped reklamlarında oynamış güzel yüz.
  • 10 mayıs 1984 ingiltere doğumlu *aktris.
  • hayat bilgisin de kerem karakterininin kız arkadaşı hazal olarak girdi hayatımıza. insanın baktıkça bakası geldiği insanlardan.
  • nasıl başlayacağımı bilemiyorum. ve sanırım nasıl başlayacağımı bilemediğimi paylaşarak hiç de iyi bir başlangıç yapamadım. ama olsun, en azından bir başlangıç yapmayı başarabildim.

    ilk paragrafa bakıp tüm yazının böyle anlam karmaşası olarak gideceğini düşünme lütfen. çünkü hayatı boyunca hep anlaşılmamaktan şikayet eden biri olarak lafı dolandırmaktan hiç hoşlanmam. bu basitçe bir hayran bir yazısı. bana bu yazıyı yazdıran nedeni ise sakın sorma. çünkü iki gündür kendimle verdiğim mücadelede hep ben de bu soruyu sordum kendime. istersen biraz başa dönelim, ve beni bu yazıyı yazmaya iten sürecin nasıl başladığından bahsedeyim sana.

    yaklaşık dört sene önce, üniversite sınavlarına hazırlanan yaşıtlarımın aksine akşamlarımı televizyon izleyerek geçiriyordum. mersin'in küçük bir ilçesinde kış akşamları için yapacak çok fazla seçenek yoktu. bir süredir izlediğimhayat bilgisi dizisine yeni bir oyuncu katılmıştı. sarışın, başını hafifçe öne eğip yukarı diktiği gözleriyle utangaç bakışlar atan, sıcak gülümsemeli bir kız. televizyonda gördüğü figürlere aşık olan biri değilimdir pek ama bu kız pek bi tatlı pek bi çekici geldi bana. hayal dünyamın sınırlarını ben çizdiğim için özgürce aldım onu hayallerime. bir süre öylece gitti. biraz hayal kurmaktan ne zarar çıkardı ki. sonra üniversite, izmir'e gelişim... araya giren gerçek aşklar, unuttum tatlı sarışını. en azından unuttuğumu sandım...

    2007 yazı... kız arkadaşımla oturmuş öylece kanallar arasında gezinirken bir dizide takılıyorum. çünkü bir kez daha o sarışın ekranda. öylece kilitlenip kalıyorum. değişmiş diye geçiriyorum içimden. ama değişmeyen şeyler var. o bakışın, tatlı gülümsemen yerli yerinde duruyor. dönüp kız arkadaşıma seni gösteriyorum. "ben lisedeyken aşıktım bu kıza" diyorum. önemsemiyor pek, konuyu değiştiriyor. sonra sürekli bir takip başlıyor, diziyi izlemek için. perşembe akşamları genelde kız arkadaşım bana gelirdi. o da seviyor diziyi şansıma... seni rahat rahat izleyebiliyorum...

    bir kaç hafta sonra bir pazar günü ofiste çalışıyorum bir başıma... izmir'de gül sokakta çalışan kız arkadaşım mesaj atıyor bana. "seninki burada, benetton mağzası'nın kenarında sigara içiyor." hemen motoruma atlayıp gül sokağa geliyorum. kız arkadaşımın yanına gidiyorum... beni görünce gözlerini fal taşı gibi açıp kızıyor bana. "inanmıyorum onun için buraya mı geldin?" " ne alakası var!" diyorum... "başım ağrıyordu, ağrı kesici almaya geldim senden." yemiyor tabii. ben de şaşırıyorum bir an kendime. ne işim var burda diye kendime kızıyorum. seni görsem ne olacak ki? görmekten başka ne olabilir ki? ofise geri dönüyorum... bir garip his çöküyor içime. bana bu kadar yakın olduğunu bilmek heyecanlandırıyor beni... yine de hayalsin hala. hayranı olduğum bir ünlüsün sen... hepsi o...

    ve o cuma dizinin adı geçiyor ofiste. birşeyler konuşuluyor ve bana gelip soruyorlar. "kavak yelleri'nin setine gider misin?" hemen atılıyorum giderim diye. montaj sahnesi için gerekli aletler alınıyor bizim ofisten, arabaya yükleniyor. motoruma atlayıp geliyorum otele. eşyaları taşırken gözüp hep etrafta seni arıyorum. şu mu acaba diye paranoya bir şekilde geziniyorum otelin içinde. kurgu setini kuruyorum, sorunlar çıkıyor, telefon görüşmeleri derken bir anda karşımdasın. donup kalıyorum, salaklaşıyorum. beni görüyorsun, elini uzatıp "merhaba nasılsın?" diyorsun. kafamda milyonlarca şey gidip geliyor. ne diyeceğimi bilemiyorum... akşam tekrar dönene kadar izmir'e, hep seni izliyorum... sadece izliyorum... hayalin gerçeğe dönüşmesine tanıklık ediyorum. hayranlıkla izlemeye devam ediyorum...

    iki ay geçti üzeriden. bu yazıyı yazmazsam uyuyamazdım. burayı okuyup okumadığından bile emin değilim. ama yazmak zorundaydım. bir şeyleri değiştireceğini umduğum için değil elbette. kim bilir kaç kişiden daha böyle şeyler duymuşsundur. ama bir saniyelik bile olsa bir gülümseme olup yüzüne yerleşebilirse yazdıklarım, bir şeyler yapmış olduğumu düşünebilirim. hayatım boyunca hep hayallerimin peşinde koştum. hala da koşmaktayım. senin hayalin için sanırım yapabileceğimin en fazlası buydu ve yaptım.

    ne kadar güzel bir duygu olmalı. sadece elini sıkıp, "merhaba, nasılsın" diyip bir insanın suratına iki aydır silinmeyen aptal bir gülümseme yerleştirebilmek. rüyalarına girip ortalıkta aslı, aslı diyerek dolaşmasını sağlayabilmek. ve inan çok güzel bir duygu; hayallerinin gerçeğe dönüştüğünü görebilmek, sana çok uzak bildiğin birinin hemen yanında durup ona bakabilmek, gözlerine bakabilmek...

    çok teşekkür ederim, bana bu duyguyu yaşattığın için...

    çok teşekkür ederim, hayallerimin perisi rolünü karşılıksız oyandığın için...

    çok teşekkür ederim...
  • güleryüzü de güzel de, asıl o gençlik dizisindeki somurtmasıyla bence gönüllere giren oyuncudur..
  • (bkz: mine seven)