şükela:  tümü | bugün
  • önce hacettepe, sonra 100. yıl en son da baskent üniversitesinde sosyoloji dersleri veren feminist hoca.
  • ankara üniversitesi dil ve tarih coğrafya fakültesi antropoloji bölümünde keyifli dersler veren doçent kişi. sanılanın aksine feminist olmayan (toplumsal cinsiyet dersi verdiği için feminist sanılan), tanıdığım en sağlam anti-pozitivistlerden. mevcut ankara üniversitesi hocalarından daha hareketli, daha eleştirel ve devletçi olmayan bir dille konuşan, samimiyetiyle insana güven veren öğrenci dostu kişidir aynı zamanda. özellikle yüksek lisans dersleri tadından yenmez.
  • aşağıdaki metinleri, orta adı gözükmeyen, bir makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    "...dikkatli bir okuma, edebiyat eleştirisine konu olan metinler ile popüler edebiyat metinlerinin temaları arasında çok da büyük bir fark olmadığını gösterir."

    "...edebiyatta türler birbirinin içine girerek ara türlerin ortaya çıkmasına yol açarlar."

    "uzun yolculuklar kişiyi daha kutsal kılar ve kutsallığa giden yol da yerleşik hayatı terk ederek yola çıkmayı gerekli kılar." (yuri m.lotman'a yaslanarak anlatılıyor)

    "ibni haldun'da göçebe, şehirliye oranla iyiliği kabule daha yatkın olarak anlatılır." (sanırım yuri m.lotman'a yaslanarak anlatılıyor)

    "bolluk, kale duvarları ile çevrili olduğu için kendini korumaktan aciz olan şehirlinin yerleşik hayatına kötü huyları getirirken; temel gereksinimlerini ancak karşılayabilmek, göçebeyi kötü yola sapmaktan bir dereceye kadar alıkoyar." (sanırım burada da yuri m.lotman'a yaslanılıyor)

    "ortaçağdaki katı sınıfsal hiyerarşi, oyuncu ve izleyici ayırımının ortadan kalktığı karnavalda yok olur yalnızca." (mikhail m.bakhtin üzerinden anlatım)

    "...karnaval ruhunun temelinde tüm soyut, ideal ve yüksek olanı maddi düzeye, bedene ve yere indiren grotesk realizm vardır." (yine mikhail m.bakhtin üzerinden anlatım)

    "edebiyat türleri içerisinde romanın bir 'tedirginlik belirtisi' olarak değerlendirilişi gibi popüler edebiyat da bir kararsızlıktır." (romanla ilgili yorum cemil meriç'e göndermeyle)

    not: "sınırda yapılan bir çeviri girişimi: popüler kültür" başlıklı, mayıs/01'de yayımlanmış bir makaleden, yazımı aynen korunarak alınmıştır.
  • aşağıdaki metinleri de bir başka makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    "'kelam başlangıçta var idi ve kelam allah nezdinde idi ve kelam allah idi.'" (yuhanna'dan)

    "bu çağrıya italya, ispanya, portekiz gibi ülkeler hemen uyarak 4 ekim 1582'den 15 ekim 1582'ye geçtiler. almanya'nın büyük bölümü, isviçre'nin protestan kantonları, protestan hollanda 1700'e kadar, ingiltere ve isveç ise 1752'ye kadar gregorian takvimini benimsemediler. takvimi en son kabul edenler ise ortodoks ülkeler oldular." (papa xııı.gregory'nin çağrısı ile gregoryen takvimin kullanımına geçişten söz ediliyor)

    "gregorian takvimine geçiş, 'aklın (intellect), usa (reason) indirgendiği, ... ...mantık ve matematiğin kutsalla olan beraberliğinin sona ererek söz konusu disiplinlerin, bilme yöntemlerini laikleştirmekte kullanıldığı ... bir dönemde yapılmıştır." (hossein nasr'a atıfla)

    "koleksiyonun avrupa'da bir tutku hâline gelişi temeli 15-16.yüzyıla indirilen aydınlanma zihniyetinin dünyayı anlama, tanıma ve zaman ve tarih dahil her şeyi bir düzene sokma çabasına bağlanır."

    "eski ahit'in, 'başlangıçta allah gökleri ve yeri yarattı' ifadesi ile söze girmesi ise zaten lineer ve ilerlemeye dayalı bir zaman anlayışını gösteriyordu."

    "rastgele bir biriktirme bize daha çok yığmayı hatırlatırken, koleksiyonda bir sistematikliğin varlığı söz konusudur."

    "kent planlarının politik kontrol, prestiji sürdürmek, istenmeyen etkinlik ya da kişileri kontrol altında tutmak gibi gizli işlevleri olduğu bilinir."

    "freud, insanın tarihsel olarak geçirdiği aşamaların bellekte korunduğunu söyler."

    "... müzeler ... kültürel özelliklerinin yanı sıra aynı zamanda ideolojik ve kurumsal mekânlardır."

    "yaradılıştan taşıdığı değer, amaç ve estetik özellikleri objeyi koleksiyon materyali yapmaz."

    not: "batı düşüncesinde koleksiyon zamanı" başlıklı, ağustos/02'de yayımlanmış bir makaleden, yazımı çok büyük ölçüde korunarak alınmıştır.
  • aşağıdaki metinleri de daha bir başka makalesinde kullanmış şahsiyettir:

    "herkesin bir şeyler sakladığını ve hayata birebir sadık bir otobiyografi olmadığını düşünürsek ..."

    "otobiyografinin, açığa çıkarmanın tam tersi bilinçli bir saklama eylemini, söylenemeyen bir şeyler olduğu ifadesini de içerisinde barındırdığı söylenebilir."

    "... otobiyografinin batı kültüründe kendisine özel bir yer edinmiş olması ..."

    "foucault'nun, yazarın yazdığı her şeyi, onun eseri olarak kabul edip edemeyeceğimiz sorusu ..."

    "'şiirlerim yemişin içini, şiir hakkındaki düşüncelerim de kabuğunu gösteriyor' diyen necip fazıl ..."

    "'ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda/söylenmedik cümlelerin hasreti dudağımda' ..." (necip fazıl'ın mısraları)

    "... otobiyografide metnin mi, yaşamın mı ayrıcalıklı olduğu sorusu ..."

    "... ses kesildiği zaman geriye kalan sessizliktir ..." (walter ong'la ilintili olarak)

    "... ses zamanda ilerler ..." (yine walter ong'la ilintili olarak)

    "... zaman (dehr) ... aralıksız bir bütündür." (walter ong'la ilintili olarak yine ve devamla)

    "tanımlanması, bilinmesi sorunlu olan zaman gibi karmaşık bir kavramın ..."

    "döngüsel bir zaman kavrayışının otobiyografi yazmayı içinde barındırması kuşkulu görünüyor."

    "... otobiyografi ya da 'öz yaşam öyküsü', ister istemez içselleştirilmiş bir sona işaret eder ..."

    "... vakit insanın zamanın içersindeki hâlini belirler."

    not: "otobiyografi" başlıklı, şubat/03'te yayımlanmış bir makaleden, yazımı aynen korunarak alınmıştır.
  • vilayetim angara: ankara oyun havaları ve pavyon başlıklı makalesini yazmak için yıllarca ankara pavyonlarında gezen akademisyendir. yine aynı makalede bir kadın olarak gece yarısından sonra pavyona girmek istediğinde ve girdiğinde yaşadıklarını da anlatmıştır. akademik çalışma için aldığı riskleri, makaleyi tamamlama tutkusu, gece gece hayran bırakmıştır.