şükela:  tümü | bugün
  • " kimdi cesaretimi kıran, üstelik
    yeni serüvenlere hazırlarken kendimi
    sesimi cılız, rüzgarımı yelkensiz
    bulan kimdi, ki şimdi geniş zaman
    kipiyle düşürüyor gölgesini anılarıma

    ama kimdi adını bir kadına ödünç verip
    doruklara çekilen büyülü doruklara
    biz "asmin" dedik ona, sevgilim, kadınım,
    anamdı belki, ama o çoktandır
    üç bin metrenin altına inmiyor artık

    içimde bir fil sezgisi, kopup gitmeliyim
    dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları
    asminli düşler kurmalıyım ya da birisi
    karşılık bulmalı canımı yakan sorulara
    kim demiyorum kim olursa olsun

    boynu kırılan bir oyuncaksam hırçın
    bir çocuğun elinde, ki celladım
    gözlerimi de oymuştu fırlatıp atarken
    yine de özlüyorum onu, niyetçi
    tavşanlara dönerken beklediklerim

    aynı soruyu sormaktan, minör
    ağrılardan yoruldum, gitmeliyim buralardan
    içimde buharlaşan cıvayı soluyorum artık
    yoruldum yoruldum yoruldum
    gereklilik kipinde yaşamaktan . . . "

    (bkz: no comment) (bkz: ahmet telli)
  • ahmet tellinin kalmasın kasetine okuduğu şiirlerden
  • (bkz: koma asmin)
  • sene kaçti, kaç sene geçti hatirlamiyorum. zaten simdiki zamanlarda oldugu gibi, o aralar da, zamanin neresinde oldugumuzun da insanoglu tarafindan uydurulmus bir saçmalik olduguna inaniyordum. miladi takvimin içimde zirvaladigi günlerdi iste. kis günesli bir mevsim geçiyordu üstümden. malatya' nin sokaklari sulusepkenden islak. benim gözlerim gibi. yarali bir öyküyü agliyordum. yitiklik içinde kendimi bulmak için kentin tüm sokaklarini arsinliyordum. kendime günes gören bir apartman duvari bulup üzerine tünüyordum. ellerimde bloknotlar, arkalarini yazilarla doldurdugum tahsilat makbuzlari. yolüstü duraklarinda, soluk pasajlarda gizli bir yüz arayan adamin hikayesini yaziyordum da yaziyordum. kimbilir diyordum, belki bir kitap yazarim. gençtim iste, çagildiyordum. benden, -yazarligi birak,- hiç bir bok olmayacagini henüz bilmiyordum. "içimde bir fil sezgisi, kopup gitmeliyim\daglara yazmaliyim aski ve ayriliklari" diyordum. gereklilik kipinde yasamaktan, birilerinin zoraki ellerini sikmaktan, kendimden hiç birsey anlatmadigim yolüstü konusmalarindan nefret ediyordum. yalnızlığı seviyordum ama tek başınalığa da alışamıyordum. eski sevgiliyi düşlere emanet edip yeni birini bulamıyordum. bulamayacağımdan değil, daha çok yapamıyordum."yeni bir kadin" diyordum. "senin kadar yabanci olabilir mi bana" karsima çikan her kadin bana benziyordu. sevmiyordum bana benzeyen kadinlari. “aaa inanamiyorum ben de bayilirim ahmet telli’ ye. son kitabini almadiysan vereyim de oku, yok yok ben en iyisi onu edeyim sana hediye.” cümlelerine ve türevlerine boyanmis parabol diyaloglarindan nefret ediyordum kadinlarin. senin gibi ahmet telli' yi tanimayan biri lazimdi bana. benimle hiç anlasamayacak biri. bilmedigim bir sürü seyi ögrenebilecegim birini ariyordum. "varsa sana benzeyen, yarisina bile raziyim. bulabilirsen bana yollasana." diyordum sana, sen yokken seninle yaptigim cevapsiz konusmalarda.

    havalar, kendimi yollara vuramayacak kadar kasvetli oldugunda boguntulu odalarda boguluyordum. oturup yagmurlardan sonra insaat önlerindeki islanmis kumlardan topladigim, içi suyla dolu bir kavanozun içine koydugum, tas kolleksiyonuma bakiyordum. islakken bir tas, duru güzelligi tümüyle ortaya çikiyordu. her buldugum islak tas, ismini bir tastan almis seni tamamlayan küçük bir parçaydi sanki. senin olmayan bütününü tamamliyorum diye sevineyim mi aglayayim mi bilemiyordum. anlik heyezanlarimi, manik depresif durumuma bagliyordum. ancak o zaman, yani bu hastalikli ruhla, seni sevmenin güzel birseyliklerini ve de çirkinliklerini anlayabiliyordum.

    sensiz sebepsizlesen günler üstümden bir saganak gibi geçiyordu. iste bu zamanlarda rastladim, ahmet telli' nin siyah beyaz, siir dinletili imza günü afisine. evet dedim kendime. "cesaretimi kiran, yeni serüvenlere hazirlarken kendimi sesimi ciliz, rüzgarimi yelkensiz bulan, simdi genis zaman kipiyle gölgesini anilarima düsüren kimdi ?" "neden bu kadar kolayca içimden çekip gitti ?" sorularinin olasi cevaplari hakkinda bir önizlenim bulabilirim dedim. sairin içten söyleyecegi bir kaç cümlede. sabirsizlikla bekleyerek geçti günler. gün geldiginde apar topar kosturdum, okuyan az oldugu için hep yalniz olan kitapçiya. ortadaki bir masaya, içindekinin bitmesiyle parildakligi gitmis bir tekel 2000 paketi yarenlik ediyordu şaire. bir de masanin arkasindaki sairi görünce, "- masa da masaymis haa!" dedim kendi kendime. kimsecikler yoktu gene kitapçida. ya kimse gelmemisti ya da ben geç kaldigim için dagilmislardi çoktan. sairi kendim gibi yalniz yakalamanin sevinciyle segirttim, elimdeki çocuksun sen' le beraber masaya. masanin kiyisina soluk bir yüzün yanastigini hisseden sair, basini kaldirarak, " al iste bir yalniz daha " bakisi ile gülümsedi bana. yalniz adam konusmaz, biliyor olmaliydi. yalnizligim, konusarak, -herkes gibi- yeni birsey söylemeden kafasini sisirmeyecegimin garantörüydü sairle aramizda. onun rahatligiyla elimdeki çocuksun sen' e uzandi. "-kime imzaliyorum." dedi. ben de adimi söyledim. tam birsey yazmayi düsünüyorken, düsündügüyle arasina girip; "-eger çok özel saymayip da cevaplarsaniz, size bir soru sorabilir miyim ?" dedim. "- buyrun" dedi. kafasini kaldirmadan masanin üstünde ayraçligini yaptigi kitabindan. "- asmin kim ?" dedim. o an kafasini kaldirdi ve çakmak çakmaklasmis mavi gözleriyle yüzüme bakti. bir saskinlik ifadesi geçti gitti suretinden. söylemek istedigiyle söyleyemedigi arafinda kaldigi, bekleme salonu sessizligiyle geçen sürenin uzamasinin, beni istedigim kelimeleri söyleyecek diye heyecanlandirmasina firsat vermeksizin; - herkesin bir asmin' i vardir. o da benimki iste." dedi. yüzüne baktim, gülümsedim. " - keske tanissaydik, neler söylerdiniz baska kimbilir" dedim içimden.

    o an almistim cevabimi aslinda ben. baska bir sey anlatmasina gerek yoktu. kitabin önyüzünü imzaladı, bana uzatti. tesekkür ettim. ama oradan o anda gitmek istemedim. bir zaman dolandim durdum kitap raflarinin arasinda. bir zaman sonra dostlari gelip yemege davet ettiler sairi. kalkip gitti. masanin üstündeki tekel 2000 paketini yitik bir adamin emaneti gibi aldim. cebime koydum. girdikleri lokantaya kadar bu minik adamin ayak izlerinde yürüdüm. sonra da kendi yalnizlik hikayeme döndüm.

    şairden desturu aldiktan sonra, kendi asmin' imin pesinde geçti zamanlarim. zannetmeyiniz ki - kelimeler üzerinden oldugu gibi - gerçekligimde çok çapkinim. ben bir tek ask tanidim ve onun pervaneliginde yandim. hep ondan ögrediklerimle, bilmedigimden açik kalan taraflarimi yamadim. o kadar ayriliktan sonra, ben ona o kadar yandiktan sonra askim artik benim benligimde anladim. ona erdikten sonra onsuz çok kötü geçen zamanlarimi arkama bile bakmadan çoktan yaktim. tüm fotograflarimi oturdum, bu adam da kim diye sasirarak tek tek yirttim attim. yazdigim ne varsa kahvalti altligi yaptim. sanma ki buraya yazdiklarim da, burada hep kalacak. onlar da tipki sikildigimdan sildigim bellegimin anlari gibi silinecek bir zaman sonra. herkesten önce ben sikilacagim kendimden. adim gibi biliyorum simdiden. geçmisime dair her istedigim seyi silme özgürlügünün bende oldugunu anladim. artik silecek kötü an kalmadi. hepsini temizledim. simdi anılar içerisindeki akiskanligimin semalarinda güzel günler, özel seyler, deli gibi yazdigim yazilar var. - bu da onlardan birisi galiba. kalbim deli gibi atiyor su anda. ama bir zaman geçecek ben bu yaziya bakinca "-ah evet. silinince degeri anlasilacak bir güzellik daha" diyecegim. ve de bunlari silecegim. -

    içimde bir fil sezgisi, kopup geldim oralardan. ben artik tek kisi bile degilim yalnizlik olmadan. kimseye görünmeden gizli gizli ona bakiyorum bu aralar, senin kadar güzel günlerimin arasindan. sen dedim de gene. sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun ?\yüregine beni beni soruyor musun ?\öyle yalniz yalniz kaldim biliyor musun ?\türküler söyledim sana duyuyor musun ?\yillar oldu oralardan çikamiyorsun.\baglanmis elin ayagin kaçamiyorsun.\bir kus oldun gökyüzünde, uçamadin sen\nehir oldun irmak oldun, tasamadin sen\çocuk oldun sokaklarda, oynamadin sen\dogdun da büyüdün ama yasamadin sen...

    sen gelince mevzu bahisin burasina, zifir saçlarin savruluyor içimde o an. tüm zamanlarin üzerinden düsünüp, iki satir dökülüyor dudaklarimin arasindan. sonlaniyor bu hikaye de en alasindan.

    - kendine iyi bak. beni düsünme.

    su akar yatagini bulur ! ! !
  • diyarbakırda bulunan ve içinde restorant, cafe, disko ve bar barındıran mekan.
  • bildiğim kadarıyla kürtçede dağ çiçeği, dorukların çiçeği gibi bir anlama gelir.

    "...biz "asmin" dedik ona, sevgilim, kadınım,
    anamdı belki, ama o çoktandır
    üç bin metrenin altına inmiyor artık..."

    dizelerinden de anlamı çıkartılabilir. aynı zamanda arkadaşımın kızı olursa kızına koyacağı isim, hatta unutursa diye hatırlatma görevindeyim.
  • az önce 3. kez kahve falı baktirmaya gittiğim cafe. buket adında değişik bir kız tarafından keyifli fal bakılır. deşarj olunur, iyi vakit geçirilir. yalnız sunu farkettim seansa senden sonra giren erkeğin seninle ilgili sorularına olumlu cevaplar veriyor, evleneceksiniz diyor istisnasiz. insanları bosuna gaza getiriyor. evlenme teklifi almak istiyorsanız erkek arkadasınızı buraya götürüp bukete fal baktırın derim.
  • rüyanda çok özlediğinden bir demet dağ çiçeği alırsın.anlam veremezsin papatya değil,gül değil neden dağ çiçeği?uyandığında ne anlama gelmeli diye düşünürken 2004 yılı mor ve ötesi'nin albüm kartoneti gelir aklına.arka kapakta yalçın küçük'ten şöyle yazmaktadır: "her eylem bir bilgi akışı ya da radyasyonudur.mutlak cevabı vardır.dağ çiçekleri bile habercidir.titreşerek haber verirler.bu, bir haberdir."tekrar tekrar okursun.gerçekten dağ çiçekleri haberci midir? 2 saat sonra gelen telefonda o çok özlediğin sana ahmet telli'nin "asmin" şiirinden bahseder.durduk yere.dağ çiçekleri gerçekten habercidir..
  • sevdiğim kadın isimlerinden. söylenişi fonetiği pek hoşuma gidiyor. evlenip çocuk doğurmak istemediğime göre sevdiğim isimleri kedilere vermeye devam edeceğim. sırada ki isim "asmin".. diğer sevdiğim erkek ismi ali. fakat ali ismini erkek kedim olsa bile adını veremem. çimki alevilik dşksş.