şükela:  tümü | bugün
  • yaziya başlamadan önce belirtmek isterim ki yazının devamında kullanacağım “asosyal” kavramı yapmacık insan ilişkilerinden rahatsız olup çok konuşmama eylemi gösteren insanlar içindir. bunu daha yazının başında belirtmemin sebebi “bilader ben internetten baktım başka anlamlar söylüyo, işte futbol oynamayan sinemaya gitmeyen insanlarmış diyo bilader kimi kandırıyon sen?” gibi artistliklerle karşıma çıkılmasını istemediğim içindir. internette ne anlamı olduğu beni ilgilendirmemekte olup benim kullanacağım manasını da yukarıda tanımlamış bulunmaktayım.

    asosyal insanları kısaca tanımladığımıza göre gelelim asosyalliğin insanlardaki gelişim sürecine. öncelikle belirtmek gerekir ki asosyal insanlar çok samimi insanlardır ve yapmacıklıktan kesinlikle nefret ederler. bu insanlar kendilerinin asosyal olduğunu anladıkları ilk safhalarda kendileri az sayıda oldukları, etrafındaki insanlar gibi sosyal olamadıkları ve az sayıda olmalarının verdiği etkiyle kendilerine benzer birilerine çok fazla rastlayamadıkları için kendilerinde yanlış birşeylerin olduğunu düşünürler. bu sebeple “ya ben neden böyleyim?”, “neden insan içine karışamıyorum?” ve hatta bazıları “lan yoksa ben insan değil miyim? ” gibisinden soruları kendilerine sormaya başlarlar. bu safhadaki çoğu asosyalin içine düştüğü hata sürü psikolojisiyle harekete ederek etrafındakilerin doğru davrandığını sanmak ve aslında etrafındaki insanların çeşitli kalite farkları gösteren tiyatrolar oynadıklarını göz ardı ederek kendi doğrularını değiştirme girişimleri göstermektir. ne yazık ki (aslında iyi ki demek lazım) sağlam bir asosyalin bu girişimleri başarısızlıkla sonuçlanır. çünkü ne zaman kendi benliklerini bastırıp diğer insanlar gibi sosyal olmaya çalışsalar etrafındakilerin oynadıkları tiyatrodan çok kendilerinin samimiyetsiz cümleler kurmaya başladıklarını farkederek utanırlar.

    sağlam bir asosyalin sosyal olmaya çalışma davranışları kendi benlikleri ile sosyal olma gayretleri arasındaki çatışmalı savaşı kendi benlikleri kazandığında sona erer. bu savaş sona erdiğinde asosyal insan suru psikolojisinden kurtulur ve kendi samimi dünyasında yaşayabileceği rahat bir döneme girer. bu dönemdeki asosyallerin yapmaktan en çok hoşlandıkları şeyler doğada gözüne çarpan, ilgisini çeken ve kesinlikle samimiyetsizlik içermeyen çeşitli aktivitelerdir. basit bir örnek vermek gerekirse arıların bal yapmamak için herhangi bir bahane üretmediklerini görmek onları mutlu eder. bu dönemdeki asosyaller zamanla kendi dünyalarındaki samimi mutluluğu benimserler ve etrafında sosyal tiyatro yapan ve kendilerini akıllı zanneden zavallı insanlara acımaya başlarlar. içlerinde zaman zaman “keşke bu insanlar da benim gibi düşünebilse” gibi istekler olmakla birlikte “acaba gerçekten rol yapmak ve insanları kandırmak onları mutlu mu ediyor?” gibi sorular da kendilerinin gündeminden düşmemeyi başarır. bu soruları sorarlar çünkü o insanların da samimi olmalarını isterler ve içlerinden derler ki “onlar da insan, acaba samimiyeti anımsatan bir sebepleri var mı yok mu?” diye düşünürler.

    asosyallerin kendi dünyasında yaşama dönemlerindeki asosyallerin en büyük dertlerinden birisi etrafındaki anne, baba, hoca, öğretmen gibi kendisinden yaşça büyük insanların kendilerinden daha iyi bildiklerini iddia ederek onları sosyal olmaya zorlamalarıdır. bu zorlamalara karşı asosyal insan bir yandan saygıda kusur etmemeye çalışsa da samimiyetlerini kırmaya yönelik bu girişimler onları çileden çıkarır ve büyüklerinin kendilerine küçük ve az bilen gözüyle baktıklarını bile bile onlarla çeşitli tartışmalara girmek zorunda kalırlar. bu tartışmalarda büyüklerin asosyal çocuğa karşı kullandıkları en büyük kozları onu etraftaki sayıca üstün olan sosyal çocuklarla karşılaştırarak “herkesin oğlu bak çok konuşkan, bizi gördüğünde hal hatır soruyo maşşşallah çok iyi çocuk yahu” ya da “herkes senin gibi yabani değil evde miskin miskin oturmuyor” gibi cümleleler kurmaktır. büyükler asosyal çocuklarının konuşmayı beceremediklerini düşünürler, halbuki “nasılsınız abuziddin kıllıfırça bey? tanıştığımıza çok memnun oldum!” gibi samimiyetsiz cümleleri kurabilmek için dilin dönmesinden başka herhangi bir yeteneğe gerek yoktur. bazı asosyallerin bu tartışmalardan kurtulmak için çok kullanılan samimiyetsiz cümleleri ezberleyip copy-paste mantığıyla kullandıkları da görülür. bu ezberlerin en çok işe yaradığı ortamlara verilebilecek en güzel örneklerden birisi babanın asosyal çocuğu yabancı bir adamla tanıştırmasıdır. biraz açmak gerekirse bir asosyal çocuğun babanın yanında daha önce hiç görmedikleri bir adamı babanın “bak oğlum bu abdülrezzak amcan” diye tanıştırmakla kalmayıp babanın adama oğlum sizinle tanışmaktan mutlu oldu gülümsemesi atması ve asosyal çocuktan da malum cümleyi kurmasını beklemesidir. her ne kadar asosyal çocuk ezber dersine çalışıp gelmişse de samimiyet duygularından dolayı biraz beklemeyi tercih edebilir. bu bekleme süresi biraz uzarsa babanın en sık kullandığı taktik yanındaki adama çaktırmadan asosyal çocuğa “tanıştığına memnun olsana lan” bakışı atmasıdır. asosyal çocuk zorla da olsa tanıştığına memnun edildikten sonra baba ve adamın arasında şöyle bir diyaloğun geçmesi de muhtemeldir: baba der ki “kusura bakmayın abdülrezzak bey bizim oğlan biraz içine kapanık, bi türlü öğretemedik insan içine karışmayı”, buna karşılık son derece anlayışlı bir kişiliğe sahip olduğunu(?) vurgulamak isteyen sayın abdülrezzak beyin “olsun ya daha genç bunlar öğrenecekler.. zamanla öğrenecekler..ehehehe” gibi bir cümle kurup asosyal çocuğun başını okşamaması ve babanın da “inşallah..inşallah..” tarzı bir cümle kurmaması mucize olacaktır.
  • gel, öpüjem.*

    gerçi yılların asosyaliyim ama benim ya dilim harbiden dönmüyor ya da ezberim çok kötü arkadaş. iletişimdeki sikik temel kalıpların bile kullanım yerlerini karıştırdığım oluyor. sosyallikle alakam yok haliyle eksikliğini de hissetmiyorum ama toplumdaki sosyal olmayan gebersin desturu insanda çok pis baskı yapıyor be.

    gidip biraz ezber yapayım.
  • tanısalar gayet eğlenceliyim ama tanışamıyoruz :(
  • kafama göre biri bulsam sanki kozamdan çıkıcam gibi ama yok amk yok bulamıyorum insanlar programlanmış robot gibi
  • samimi bulmayan şuradan (işaret eder eliyle) siktirip gidebilir.
    hatta samimi buluyorsa da gidebilir, böylece sosyalleşmek zorunda kalmayız.
  • konuştuğun üç beş kişi olunca ister istemez samimi oluyorsun
  • evet doğru samimiyimdir, teşekkürler başlık :)
    aasosyalim