şükela:  tümü | bugün
100 entry daha
  • şunu açıkça söylemem gerekiyor. ben uzunca bir süredir assassin's creed serisine ve genel olarak ubisoft'un yaptığı her türlü işe mesafeli yaklaşan bir adamım. ama şu durum benim için objektif bir gerçeklik: assassin's creed brotherhood'dan beri ilk defa bir assassin's creed oyununu ve far cry 3'ten beri de ilk defa bir ubisoft oyununu araya başka hiçbir oyun sokmadan, fırsat bulduğum her gün saatlerce yalnızca o oyuna odaklanarak bitirme isteği içerisindeyim. yani bu oyun en azından benim kriterlerim açısından olmuş, ubisoft bu işi kendilerinden asla beklemediğim bir şekilde dibine kadar bileğinin hakkıyla kotarmış (bir buçuk sene önce uncharted 4 a thief's end başlığında yazdığım ve şukela listesinin en tepesinde olan şu entryimdeki lafların büyük kısmını şu an itibariyle yutuyorum evet.). bu oyun beni neden bu denli etkiledi? açık konuşmak gerekirse 20 küsür senelik oyunculuk hayatımda gördüğüm en gerçekçi en detaylı en dolu dolu en yaşadığını hissettiren oyun dünyalarından birini yaratmayı başarabildiği için. assassin's creed origins'in mısır'ı, grand theft auto v'in los santos'u ve san andreas'ıyla, the witcher 3'ün velen, novigrad, skellige ve toussaint'ı ile, red dead redemption'un amerikası ve meksikası ile rahatlıkla aşık atabilecek kalibrede; hem devasa (tahminimce bu saydığım tüm haritalardan daha büyük) hem de haritanın her tarafına olması gerektiği şekilde saçılmış ufak ufak dolu dolu detaylarıyla tüm zamanların en iyi oyun dünyalarından bir tanesini sunuyor. ubisoft'un bu zamana kadar çıkardığı işlere geri dönüp baktığımda böyle bir açık dünya oyunu çıkarabilmiş olmaklarına gerçekten inanamıyorum. hani gta v'in bir ton videosu vardır ya attention to detail diye youtube'da (mesela şöyle: https://www.youtube.com/watch?v=at3nmeis7q4), hah işte ac origins de hakkında böyle pek çok video oluşturulabilecek bir oyun olmuş (hemen bir tane buldum: https://www.youtube.com/watch?v=vnztf_yrm00). böyle ufak detaylar oyunu zenginleştirmesinin ötesinde, firmanın oyuncuya saygı duyduğunun, bir oyunu mükemmelleştirebilmek için ne kadar finetune ile emek harcadığının, kafa patlattığının da göstergesidir. şu ana kadar gördüklerim bana yetti de arttı bile. siwa'nın o genel atmosferi, iskenderiye'deki deniz feneri, kütüphane, büyük iskender'in mezarı, hipodrom... memphis'teki great temple of ptah, tam ismini hatırlamıyorum sanırım heliopolis, haritanın güneydoğusunda kalan bir yerleşimdeki temple of thoth... giza'daki sırtlanların sürekli kol gezdiği çölde ve aşağıdaki bölgedeki keops'un, kefren'in, snefru'nun, zoser'in mezarları olan, içlerindeki komplike labirentlerin de gezilebildiği enfes piramitler ve sfenks... güneyde fayyum bölgesinde ve kuzey doğuda heraklion bölgesinde yunanların, romalıların kolonileştirdiği yerlerdeki helenistik ve roman mimari örnekleri... daha saysam sayarım ama ilk başta bunlar aklıma geldi. iki üç tane ilgi çekici landmark dışında tamamen sıkıcı olan unity ve syndicate'ten sonra böylesine zengin ve devasa bir dünya gerçekten ilaç gibi geldi. diyorum ya 3 ay önce ubisoft da firma mı lan diyen adamken şu anda rockstar games ve cd projekt red kalibresinde bir dünya yaratabilmiş olmaları karşısında yalnızca saygıyla eğiliyorum.

    ps4'te photo mode ile çektiğim birkaç fotoğrafı bırakayım buraya:

    https://i.hizliresim.com/5gq6vj.jpg
    https://i.hizliresim.com/aygrjp.png
    https://i.hizliresim.com/0grjd9.png
    https://i.hizliresim.com/4g9yl4.png
    https://i.hizliresim.com/oya4mq.png
    https://i.hizliresim.com/gygmz6.png
    https://i.hizliresim.com/yzjz4y.png
    https://i.hizliresim.com/6ymwm7.png (son üç fotoda oyunun sunduğu farklı filtreleri deniyordum)

    - oynanış hakkında temel bilgiler, taktikler, nasıl oynamalıyız vs kısmı burası. arada minor spoiler'lar olabilir -

    - henüz oyunu bitirmedim, 36. level bir bayek sahibiyim bitmesine az kaldı diye tahmin ediyorum (anladığım kadarıyla 40 level sınır). oyundaki çoğu mekanik (questler, inventory, silahlar, kalkanlar vb.) the witcher 3'ten büyük ölçüde esinlenmiş olmasına rağmen "lan direk witcher 3'ü kopyalamışlar" dedirtecek düzeyde de abartı olmamış. tam kıvamında almaları gereken şeyleri almışlar.

    - deniz savaşları black flag'deki gibi oyunun merkezinde olan bir şey değil ancak şu ana kadar tek bir deniz görevi yaptım o da aya ileydi. oyunda başka bir deniz görevi olmayabilir. pompey'e ulaşmak için akdenize açılan aya ile bir bölümde klasmanını tam bilmiyorum ama tahminimce trireme türü bir kadırga ile başka roma kadırgalarına karşı çatışma içerisine giriyoruz. karayiplerdeki toplu tüfekli savaşları aratmayacak güzellikte yapmışlar gerçekten. top yerine güvertede mevkilenmiş askerler emrinizle alevli ok atıyorlar tabii. umarım daha çok vardır bu tarz görevler ya da dlc ile eklenir.

    - skill tree biraz daha geliştirilebilirmiş ama şu hali de fena değil. oyun sanırım tüm skill'leri açmaya yetecek kadar sidequest sunuyor ama emin değilim. gerçi ben 36. level'a geldiğimde bulduğum ancient tablet'leri falan da eklersek bana gerekebilecek hemen hemen tüm skilleri açtım. tavsiyem öncelikle warrior'a yoğunlaşmanız. özellikle overpower yeteneğini güçlendiren, savaşa girdiğinizdeki adrenaline'i artıran skiller ve shield charge, parry ve extend combo skilleri cidden mükemmeller. seer ve hunter'a da yerine göre el atmak lazım. mesela ben hunter'da kullandığım yayların (hunter bow ve light bow kullanıyorum, predator bow da kullanıyorum gerçi ama onun özelliği pek etkili gelmedi onu açmadım) enhanced yeteneklerini açtım. arrow retriever falan da iyi skiller. weapon bearer ve bow bearer'i zaten açın. seer'a gelirsek burada fazla bir şey yok. tool ağırlıklı oynuyorsanız bu skill tree'ye yoğunlaşabilirsiniz, bence pek gerekli değil. ama salesman'i falan erkenden açmaya bakın ne kadar erken açarsanız kazancınız o kadar artar. chariot owner'da direk at arabası verecek sanmıştım, halbuki sadece shop'larda at arabası alabilmenizi olanak sağlıyor. yani ayrıca para bayılmanız gerekiyor alabilmek için. bu skill'i alacaksanız aklınızda bulunsun. sonuç olarak alınması şart olan skill'lerin tamamı değilse bile %80'i warrior altında bence. ama oyun fazla fazla veriyor skill point'i, yani merak ettiğiniz skill'leri de almaktan çekinmeyin.

    - silahlara gelelim. 4 çeşit ok türü (hunter, light, warrior, predator), 7-8 adet de yakın silah türü var. ben düz kılıç - mızrak ikilisiyle başladım. sonradan düz kılıç - dual swords'a falan döndüm. sickle sword'lar da güzel aslında ama onlarda overpower yeteneği yok onun yerine rage mode'a sokuyor adrenaline kullandığınızda. bunu bilerek kullanın. bir de şu uzun saplı baltalar baya devastating hasarlar veriyor onları da ikinci silah olarak tercih edebilirsiniz. ben şu anda warrior axe - dual sword takılıyorum. yaylar açısından da hunter, light ve predator hoşuma gitti. warrior bow'un pek işe yarayacağı imkan göremedim. ya da ben kısıtlı düşünüyorum bilmiyorum. karizmatik duruyor ama gereksiz hızlı harcıyor oklarınızı. hunter'ın daha fazla gerip daha yüksek hasar verme özelliği çok iyi. özellikle tam gerip kafadan vurduğunuzda genelde one shot oluyor düşmanlar. predator aslında en iyisi ama cephanesi az. kalkanlarda çeşitlilik yok anladığım kadarıyla. düşmanlarda tower shield kullanan ağır zırhlı varyasyonlar var ancak bize tower shield vermiyor oyun. gerçi atletik bir medjay olan bayek'in savaş stiline ben de yakıştıramıyorum pek tower shield'i. yalnızca hafif kalkanlarla sınırlı tutmaları iyi olmuş. shoplardaki silahları almak yerine side quest'lere falan takılın. güzel rare ve legendary silahlar elde ediyorsunuz. özellikle phylakes silahları baya iyi (aşağıda phylakes'lara daha detaylı değineceğim). yalnız bazı legendary silahlarda maalesef curse var direk healthinizin üçte ikisini iptal ediyor. bu özellik çok kötü olmuş curse kaldırma gibi bir opsiyon var mı bilmiyorum ama şu haliyle cursed silahlar benim için çöp maalesef. shop'ları buy yerine upgrade için kullanmak daha mantıklı. onu da her level'dan sonra yapıp paranızı tüketmeyin, 5-10 levelda bir yapın.

    - crafting. şimdi craft olayında 6 tane upgrade edebileceğimiz şey var. boyunluk health'i artırıyor, sağ kolluk melee damage'i, sol kolluk oklarla vurduğumuz ranged damage'i artırıyor. sadağımız da depoladığımız ok sayısını artırıyor. sonradan açılan hidden blade için ayrı bir damage upgrade'i var. bir de seer skillerine puan vererek açtığımız tool'ların sayısını artıran son bir upgrade imkanımız var. bunları geliştirmek için kullandığımız crafting materyalleri hayvan derileri, odun, bronz ve demir. bir de en üst seviyeleri açmak için bazı küçük kutulardan lootlayabildiğimiz carbon crystal diye bir materyal var. hayvan derileri değer sırasına göre soft leather, hard leather ve pelt diye üçe ayrılıyor. soft leather ceylan, keçi gibi dövüşmeyip kaçan hayvanlardan ve sırtlanlardan elde ediliyor. hard leather timsah ve hipopotam gibi suda yaşayan hayvanlardan, pelt ise aslan ve leopar gibi hayvanlardan elde ediliyor. küçük hayvanlardan (kuşlar, yılanlar vb.) herhangi bir deri düşmüyor. odun, bronz ve demiri ise keşfedebildiğim kadarıyla yalnızca taşıyan insanları öldürerek alabiliyorsunuz. crafting material'e ihtiyacınız varsa senu ile etrafa bakarken direk yakınınızdaki materyalleri görebiliyorsunuz ki bu baya iyi olmuş. bir de özellikle odun, bronz ve demir için kullanabileceğiniz daha pratik bir yol var. o da düşmanlardan düşen ve işinize yaramayan silahları shop'larda satmak yerine dismantle etmek. tam dikkat etmedim ama bildiğim kadarıyla yay dismantle'ı daima ve yalnızca odun veriyor. silah ve kalkan dismantle'ı ise genellikle bronz, bazen de demir ve hatta bazen odun veriyor. ben oyunun sonlarında sadece dismantle ile baya yüksek bir odun ve bronz stoğu elde ettim (100'den fazla odunum 80 civarı bronzum var) ancak demir hep eksik kalıyor. bu durumda da senu'ya güvenebilirsiniz. bir de seer skill ağacındaki shop'lardan crafting material alma skill'ini açabilirsiniz materyal fiyatları biraz pahalı ama çok da değil.

    - ptolemy'nin phylakes'leri ilk başta çok zor gelmişti ama ne yapacağınızı bildiğiniz zaman rahatlıkla öldürebiliyorsunuz. ben şu ana kadar 7 tanesini harcadım. belki son üçü için bu taktikler yeterli olmayabilir garanti vermiyorum. öncelikle zorlanıyorsanız birkaç level üstlerine çıkıp o şekilde karşılarına çıkın. hala sıkıntı çekiyorsanız phylakes'lerle savaşırken uygulamanız gereken 3-4 temel taktik var:

    1) tek başına bırakmak. eğer etrafınızda phylakes'ten başka düşmanlar varsa şansınız oldukça az. kaçarak tek başına kalmasını sağlayın. phylakes ile savaşırken teke tek olmalısınız.

    2) assassination. etraftaki çalıları verimli bir şekilde kullanın ve sık sık izinizi kaybettirin. her izinizi kaybettiğinde yeni bir assassination fırsatı doğacak. arkasından usulca yaklaşıp sokun bıçağı.

    3) overpower saldırısı. phylakes'ler çoğu saldırınızı savuşturabilir ancak doğru hedeflenmiş bir overpower saldırısını savuşturamazlar. maksimum etki için overpower ultra ve overpower combo skilleri açılmalı. bu sebeple bu skilleri phylakes'lere karşılaştığınız 20. levellara gelmeden bir an önce almaya bakın. tüm upgradeleri yapılmış bir overpower saldırısı aşağı yukarı assassination kadar çok hasar verir. ayrıca adrenaline 2 skill'i de savaşa girdiğiniz anda full dolu bir adrenalin barı ve direk bedava overpower saldırısı demek.

    4) shield charge. bu skillle de doğru hedefleyebilirseniz phylakes'in arkasına dolanmaya uğraşmadan tek seferde gardını kırabilirsiniz. ondan sonra gelsin kombo. yalnız bu skilli kullanmak adrenalinden yer unutmayın.

    5) pasif oyun. phylakes'in size kontrollü şekilde hasar vermesi işinize gelebilir. ilk üçte bir canınız gittiğinde kendiliğinden rejenere oluyor ancak üçte birden sonrası için ya savaştan çıkmanız gerekiyor ya da baya uzun süre beklemeniz gerekiyor. kontrollü bir şekilde hasar verdiği sürece adrenalin barınız hızlıca dolacaktır, bu da ikinci bir overpower saldırısı demektir. hızlı vurkaç taktikleriyle çok hızlı şekilde adrenalin barınızı doldurabilirsiniz. arada da geri geri kaçarken çıkarın oku kafasına kafasına sıkın hem afallatır hem de adrenalin doldurur. daha sonra tercihe göre 3. ya da 4. maddeye dönün.

    şuradan mesela tamamen random şekilde başka bir görev yaparken denk geldiğim kendimden bir level yüksek phylakes'i saniyeler içerisinde nasıl öldürdüğümü izleyebilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=_amwyeqphj8 (normal seviyede oynuyorum, belki hardda biraz daha zorlayabilir)

    - minor spoiler'lar bitti -

    şimdilik bu kadarlık ilk bakış yeter. ilerde bu entry'ye eklemeler gelebilir. origins kesinlikle başyapıt olmuş. goty olma ihtimali var. ilk fırsatta season pass'ini alırım. hatta bunun ötesinde bayek de ezio gibi bir trilogy hak ediyor bana kalırsa. hikayeye pek hakim değilim ve henüz oyunu bitirmediğin için origins'in sonunu da bilmiyorum ama canon'a uygunsa özellikle bu noktadan itibaren bayek'i iki farklı oyunla roma imparatorluğuna ve levant bölgesine göndermek müthiş olacaktır. hele ki bu oyunda mısır'ı yarattıkları düzeyde devasa bir italya yarımadası yaratılabilirse o oyun da en az origins kadar güzel bambaşka bir deneyim olur. her ne kadar ii ve brotherhood'da zaten italya'nın pek çok kentini görmüş olsak bile rönesans italya'sı ve antik roma italya'sı arasında dağlar kadar fark olduğu için bence yeniden dönülmesinde bir sakınca yok. böylelikle ilk assassin olan bayek önce roma imparatorluğuna giderek ezio'nun bağlı olduğu alt tarikatin temellerini ve daha sonra da levant bölgesine giderek altair'in bağlı olduğu alt tarikatin temellerini atabilir. bu şekilde muazzam bir bağlantı da kurulmuş olur bence. yeter ki ubisoft şu seriye cod muamelesi yapmayı kessin, hakkını vererek gerekirse 3-4 sene üzerinde çalışarak sunsun bizlere tıpkı origins'de yaptığı gibi. ortaya koydukları oyun birbirinin kopyası yeni bir ac olmadığı sürece biz zaten bekleriz.

    edit: oyun bitti. tahminlerimde ufak tefek düzeltmeler yapmak lazım ancak oyunu bitirenlerin de bileceği üzere devam ettirmeye çok müsait bir şekilde bitirmişler ki kesinlikle bayek ve aya'nın hikayesi ezio ve altair gibi devam ettirilmeyi hak ediyor. bence italya'da bir devam oyunu gelmeli. oyunu bitirip o dönemin tarihine hakim olanlar veya rome dizisini izleyenlerin de bileceği üzere augustus caesar, mark antony, cleopatra vb. derken bir ton işlenecek konu var devam oyunu için. dediğim gibi bu oyunda sundukları mısır gibi bir antik roma italyası ile devam ederlerse assassin's creed resmen ikinci baharını yaşar.
  • assassins sevidğim bi oyun serisi. denemek ve yorum yapmak için sabırsızlanarak bekliyorum.
  • beni de ubisoft'un göt ettiği oyuncular arasına soktu resmen bu oyun. bitmesin diye ana görevden kaça kaça oynuyorum. tek tek her soru işaretini açmaya kasıyorum. atmosfer ve dönem mimarisinin oyuna yansıtılışı gerçekten inanılmaz. tablo gibi görünüyor her yer. renkler, ayrıntılar ağzımı açık bırakmaya devam ediyor, yani muazzam bir şey oluşturmuş adamlar. gerçekten hakkını vermek lazım. bunu rockstar yaptığında yere göğe sığdırılamazken, ubisoft yapınca önyargılar gırla gidiyor. ama tekrar söylüyorum, bu sefer cidden başarılılar. keşke far cry 5 de böyle yepyeni, bambaşka bir oyun olsa ama onda pek farklılık gözükmüyor 3 ve 4'e nazaran.
  • eski assassins creed serilerinden sonra bir süre düşüşe geçmiş ubisoftun bu sefer olmuş oyunu. ben beğendim, grafikler, story, karakterler ve s. önüne geçilip bitirilene kadar günlerce oynanır. map, loot, questler, crafting ve s. güzel olmuş, öyle main story 50-60 saatte bitirip başından kalkayım mevzusu değil, yan görevler ve s. de oynanır ve rahat 100 saat harcanır oyuna.

    bunlar dışında, önceki serilerinde batman arkham knighttan kopyalanmış dövüş mekanikleri bu sefer dark souls serisinin aynısı olmuş. hele şu boss falan muhabbetleri, target açıları ve s. bildiğim dark souls 2 yani.
  • müziklerini yapan havvakızı -sarah schachner- coğrayfanın kan/kin/entrika ile yoğrulu kadim dramını pek çok yerde güzel yansıtmış.

    bazı parçalar yer yer çözümsüzlük, kalp kırıklığı hissi yaratıyor insanda. "ne yapsan buraların sorununu çözemen, mazluma adeleti getiremen gardaş" diyor adeta.

    müzikler, oyunda kahramanlarımızın verdiği uğraşın ana hikayesiyle çok bağdaşık bir dizayna sahip.

    kurgusal ve temelinde görsel bir eserin frekansını müzikle yakalayabilen insanlara ne denebilir bilmiyorum.
15 entry daha