şükela:  tümü | bugün
  • bir bilgisayar oyunu üzerinden sosyolojik tespitler yapıp "entelektüel birikim"den bahsedip 3 paragraf yazı yazan tipleri gördüğümüz oyun. ama tespitlerinin neresinden tutsan elinde kalıyor.

    birincisi - hem "fanboyların gözardı ettiği konu şu; her sene çıktığı için millet takip etmeyi bıraktı" diyeceksin, hem de "hala satılırsa yeni çıkan oyunların önünü kesmiş olursun" diye eleştiri getireceksin.

    bi' karar ver de, ona göre eleştiri yap. hem millet takip etmeyi bırakıyor diyorsun, hem de satılıyor olmasından dem vurup eleştiri getiriyorsun? nasıl olacak aynı anda? tutarlılık? aynı anda olmaz çünkü ikisi. bir arada yürümez.

    ikincisi - "yeni çıkacak güzel oyunların önünü kesiyor," eleştirisi yapmak için oyun dünyasından bihaber olmak lazım.

    ubisoft'un 2300'ün üzerinde çalışanı, 20'ye yakın stüdyosu var.
    diğer büyük firmalar için de aynı şey geçerli.

    rockstar'ın 10 civarı, yine activision-blizzard'ın 20'ye yakın stüdyosu var.

    adam sanıyor ki; firmalar oyunları sırasıyla üretip sırasıyla pazarlıyor.

    ulan sadece assassin's creed üzerinde bile 3-4 ekip ayrı ayrı çalışıyor. biri sadece multiplayer kısmını yapıyor, diğeri bir oyun, ötekisi başka bir oyun üzerinde ilerliyor.

    her sene çıkıyor dediğin assassin's creed oyunlarının her birinin üzerinde en az 2-3 yıl çalışıyor adamlar. çünkü farklı ekipler çalışıyor.

    assassin's creed 3 üzerinde bile tam 3 yıl çalıştı yapan ekip. o sırada diğer ekiplerden biri revelations üzerinde çalışıyordu. yani sandığın gibi, aynı ekip revelations'u yapıp assassin's creed 3'ye geçmedi.

    aynı ubisoft assassin's creed'i çıkardığı süre içerisinde far cry 3'yi de çıkardı, splinter cell conviction'ı da çıkardı. şimdi far cry 4 ve splinter cell blacklist üzerinde çalışıyor.

    bir yandan watch_dogs'ı hazırlarken, diğer yandan tom clancy's the division'ı piyasaya sürmek için hazır hale getiriyor.

    oyun dünyasında işler böyle yürür.

    assassin's creed her sene oyun çıkarıyor diye hep aynı ekibin sırasıyla bu oyunları çıkardığını sanmak tam anlamıyla cehalet.

    bunlardan haberin yoksa, "yeni çıkacak güzel serilerin önünü kesiyorlar" demeyeceksin.

    üçüncüsü - her bir birey istediği şekilde istediği oyundan zevk alır. bu kişinin zevkidir ve kimseyi ilgilendirmez. assasin's creed çıktı diye bir yerinize bir şey batırmıyorlar, biraz sakin olun. bir diziyi, bir filmi, bir oyunu izlemeyerek, oynamayarak da ona olan tepkinizi dile getirmiş oluyorsunuz zaten. bu kadar kasıp milletin zevklerine saldırmaya gerek yok.

    dördüncüsü - "entelektüel düşünce" ne lan? n'apıyorsunuz amına koyayım, orta doğu teknik üniversitesi bilmem ne fakültesi kantininde assassin's creed üzerine entelektüel düşünüp karı-kız mı tavlıyorsunuz? ne yapalım, ortamlarda sırrı'ya verdim dersin.. kim bilecek mk capsi gibi ortamlarda assassin's creed oynamıyorum dersin kim bilecek mk capsi mi yapalım? nedir assassin's creed üzerine "entelektüel düşünce"den bahsetmenin amacı?

    lan nelerle uğraşıyoruz ya...
  • bir "fanboy" olarak hiiiç "meh" demeyeceğim zira beni geçtiği dönem itibariyle heyecanlandırmış yeni assassin's creed oyunu.

    dönem "fransız devrimi"!

    oyuncular arasında yapılan anketlerde en çok oy alan üç dönemden biriydi fransız devrimi. diğerleri de feodal dönem japonyası (en çok da sengoku jidai) ve eski mısır zaten.

    ubisoft da bu fırsatı kaçırmamış ve tarihi akışa nispeten uyarak fransız devrimi'ni seçmiş. bence iyi de etmiş.

    ben zaten her sene bir oyun çıkmasından hiç şikayetçi değilim. bir oyunu 4-5 sene bekleyip hayal kırıklığına uğramaktansa (birçok oyunda olduğu gibi), beklentiyi orta düzeyde tutup her sene farklı bir tarihi hikayeyi oynayıp eğlenmeyi tercih ediyorum. kaldı ki serinin oyunlarının geneline baktığımızda, 3. oyun haricinde kötü denilebilecek bir oyun da çıkmadı. (sırf her sene oyun çıkıyor önyargısıyla black flag'e de kötü oyun derseniz, edward'ın gazabına uğrarsınız. taş gibi bir oyundu black flag.) yani bakıldığı zaman her sene oyun çıkarmasına rağmen 80-85 ortalamasının altına hiç düşmedi assassin's creed serisi. bu da büyük bir başarıdır.

    zaten assassin's creed ile call of duty kıyaslanamaz. biri tarihteki olayları konu alan, dolayısıyla konu sıkıntısı çekmeyen bir aksiyon serisi, diğeri kendisi gibi onlarca "3. dünya savaşı" temalı oyun yapılan bir fps. zaten single player süreleri de (assassin's creed'de sadece ana hikaye 20-25 saat - call of duty'nin world at war'dan beri hikaye süreleri 5-6 saat, yan görevler zaten yok) durumun aynı olmadığını gösteriyor.

    kaldı ki, assassin's creed bir tarih dizisi gibi ilerliyor. her sene, farklı bir sezonda, farklı bir tarihi dönemi alan bir tarih dizisi gözüyle bakıyorum.
  • laflarım var sana ubisoft pisliği, aynı naneyi watch dogs'da da yedi ses etmedik next gen vauv falan diye..

    oyunun ana fikri yratılmaya çalışılan atmosfer falan iyi de, genel olarak prodüksiyon bu kadar mı leş olur kardeşiim?

    yani o kadar hata var ki .. kıtır kıtır grafikler, ya oyun ps4 de takılıyo lan var mı böle bişi... bak şimdi 10 gün kalmadı gta'ya nası jilet gibi çıkacak iddia ediyorum...

    iç mekanlar evet güzel ve etkiliyici bir his yaratıyor. sokak leş ışıklandırma sorunlu, notre damme'ın tepesine ciktim kalabaligi goreyim diye bir avuc camur gorunen..

    manasız şekilde koltukların dolapların üzerinde yürüyor karakter, bir de boşluğa düştüm, oyundaki tum render gitti adam uzay boşluğuna düştü saniyelerce düştü.. ve öldü..

    hoş bastille falan oralar sokakların hali ortam fena değil..
    ama lan keşke bir üst model ekran kartı alsaydım hissiyle de oynanmaz ki koca konsol oyunu!!
  • xbox'ım için para vererek aldığım ilk oyun. trailer'ını izleyince neredeyse ağlıyordum. yok böyle bir gaza gelme durumu. o finali yok mu hele, boğazım düğümlendi. elli kere izlemişimdir. zaten tez orada beklerken her şey kendiliğinden aşırı zevkli hale geliyor. oyun dehşet arkadaşlar. herhangi bir kasması ya da teknik hatası an itibariyle söz konusu değil. hikaye, grafikler tek kelimeyle mükemmel. co-op modunu oynamak gerçekten keyifli. sadece kamerayı sürekli karakterin etrafında iyi bir açı bulabilmek için sürekli oynatmak zorunda kalmaya uyuz olmuş durumdayım. yeni yeni oyun oynamaya başlamış biri olduğum için mi sorun yaşıyorum bilmiyorum ama karakteri dışardan gördüğünüz oyunlarda açıları ayarlamak böylesine zorsa insanlık olarak vay halimize. kuyruklu yıldızın üzerine uzay aracı indiren insanoğlunun, microsoft worddeki tabloları hizalama sorununu da çözememiş olmasını hiçbir zaman anlamamışımdır zaten.

    oyun eğer bu türdeki oyunları yiyip yutmadıysanız, herkesin bahsettiği olumlu yanlarıyla kesinlikle sizin için keyifli bir tercih olacaktır. kız arkadaşım bile bazen hadi açıp oyna da izleyeyim diyor. oyunlarla alakası olmayan hatun bile gaza gelmiş durumda. ay ben beceremem diyip bana oynatıyor, karakter vurulunca korkuyor falan. ama işin garibi ben oynarken çenesini de tutamıyor. duvarın arkasına saklan, duman at, atsana lan dumanı, haaa duman bitti mi desene ya tamam, eagle visionu aç, çatıya çık vurulcan, o çatı değil gerizekalıııı diye taktik verip duruyor. oynun böyle de birleştirici, bütünleştirici, ilişkileri tatlılaştırıcı bir etkisi var.
  • bu oyunla birlikte ac hayranlığım sona erdi. muhtemelen bundan sonra bir şekilde elime geçerse oynayacağım bu oyunu. gidip alacağımı sanmıyorum.

    oyun o kadar tantanalı çıktı ki biz de o kadar büyük beklentiye girdik ki altında kaldılar.
    son bir şans verip dead kings paketini oynayayım dedim. cık. olmadı. liderini öldürünce kaçışan çeteler. lönk diye top atıp etraftakileri hava uçuran baltalı silahlar... ne ettin abicim. bu bir suikast damarlı aksiyon oyunuydu. biraz kafayı çalıştırıp sinsice sokulup işimizi görüp ordan uzaklaşmamız lazımken bildiğin güm güm ortalığı dağıtan bir karaktere dönmüşüz.

    zaten kızılderili korsan olaylarına falan girdikten sonra boku çıkmaya başlamıştı. amerikalı ergenleri eğlendirecez diye maymun ettiler altar'ın torunlarını.

    edit: @vae4victis uyardı. altar tarkan'ın babasıymış. altair olacak doğrusu.
  • dun aksam itibariyle ana senaryosunu bitirdiğim oyun.
    kendimce bir degerlendirme yazacağım, spoiler vermeyeceğim.

    en son söyleyeceğim şeyi ilk söyleyeyim;
    assassins creed serisinin "best of" albümü gibi olmuş, ama ruhu tutturamamışlar.
    tüm oyunlarda en beğenilen özellikleri bir araya getirip, çok da tutulmayan özellikleri bir kenara bırakmışlar.
    altair'deki gibi suikast öncesi plan ve hazırlık yapma durumu,
    ezio gibi çocukluktan başlayan bir hikaye,
    connor'daki kalabalık ve atmosferi yaşatan şehirler vs vs.
    uzatılabilir. ama total olarak damakta bir ezio tadı bırakmıyor.

    detaylı incelemelere gelince; madde madde;
    dövüş sistemi inanılmaz zorlaştırılmış. iki üç kişinin arasında kaldığınızda ya ölüyorsunuz yada topuklamak gerekiyor. eskisi gibi 20 kişiyi kes doğra kalmamış. gerçekçilik katmış ama bölüm geçmek zorlaşmış. aynı bölümü defalarca restart yapmanız gerekebiliyor.

    hareket kabiliyeti iyiye doğru geliştirilmiş ama büyük bir hatayla: disguise mode, çok işlevli, cover sistemi işe yarayabilir ama doğru düzgün kullanılamıyor. yeni parkur sistemi ve kontrollü iniş faydalı güzel ama tam çalışmıyor. her durumda, yapmak istediğiniz şeyi tam yapamıyor. cover'a girerken sıkıntı yaşıyor, pencerelerden içeri girişler rahat değil. açık bir pencereden içeri girmek için oradan oraya zıplarken fark edilip görevi kaybedebiliyorsunuz. özetle; niyet iyi ama uygulama başarısız.
    eklemek gerekir ki; bir çok binanın içine girebiliyorsunuz, üst kata çıkabiliyorsunuz vs, bu güzel olmuş. açık camlardan (becerebilirseniz) girebiliyorsunuz falan.

    stealth görevleri gerçekten stealth olmanızı gerektiriyor. çok çabuk fark ediliyorsunuz, anında tepenize 10 kişi çullanıyor. eskiden olduğu gibi stealth başlarım olmazsa dalarım diyemiyorsunuz. gerekirse dakikalarca beklemek gerekiyor. kısacası stealth ise sessiz ve sabırlı olmalısınız.

    batman serilerinde olduğu gibi, "crime scene ınvestigation" görevleri gelmiş, gerçekten biraz kafa yormak gerekiyor.

    joypad'la oynarken reload tusunu bulamadım. muhtemelen klavyede r tusu ama, joypadde karşılığı yok sanırım.

    paris çok güzel, şehir atmosfer, insanlar, ortalıktaki kavgalar vs dönemin atmosferini çok iyi vermiş. tebrikler.

    müzikler güzel ama inanılmaz etkileyici değil, bir ezio's family değil..

    assassin recruitler yok, bir el hareketiyle birilerini indiremiyorsun, sıkıstığın anda kavgaya adam çağıramıyorsun. (not: ben full offline oynadım, acaba online versiyonda birşeyler varmıdır bilemiyorum)

    crossbow, yay vs yok, bu yüzden uzaktan sessizce adam indirmek zor, onun yerine phontom blade koymuslar, ama bıçaklar cok pahalı ve loot edince çok çıkmıyor.

    sonuç olarak toparlamak gerekirse, güzel oyun olmuş, oynamak lazım, ama biraz ezio çakması, biraz toplama ve bolca teknik sorun (optimizasyon, fps ve takılma, esnek akıcı hareket edememe vs) içeren bir oyun.

    kötü değil, ama süper de değil..

    edit:typo & ilave yorumlar.
  • her sene çıkarılan call of duty serisi ile assassin's creed serisini karşılaştıranlara anlam veremiyorum.
    kendi çapındaki "entellektüel" oyun yorumuna bu tür bir cümle veya karşılaştırma ile başlayan birinden kaçarak uzaklaşmanızı tavsiye ediyorum...
  • önceki oyunlardan tek farkı karakterlerin tipleri, binalar falan olacak oyun. sağ kliğe basılı tut tam karşı taraf saldırırken counter yap temalı muhteşem bir kombat, 7 oyundur değişmeyen takip, dinleme tarzı uzun ve sıkıcı görevler... bsg ubisoft derler adama. bir de bu oyuna 180 lira fiyat çekmişler. ezio'nun ölümünü izlerken gözleri dolmuş adamım ben öyle sıktı ki artık bunları dedirtiyor bana.
  • son yayınlanan oyuniçi görüntülerde esasoğlanımız yüksekçe bir yerden sanırım akepe mitingine bakıyor, aşağıda turuncu ve mavi tonları hakim.*
    http://youtu.be/sqng7ekjhoi?t=52s