şükela:  tümü | bugün
  • rütbeli bir subay, astegmeni yanına çağırır,

    - söyle bakalim astegmenim, sence benim eve gidip karımla birlikte olmam benim görevim midir yoksa bir angarya mıdır?
    astegmen biraz düsündükten sonra cevap verir:
    - gorevinizdir komutanım.
    - niye gorevimdir peki?
    - angarya olsa bana yaptirirdiniz komutanım.
  • iş, nöbet, sorumluluk vs. yüklemeye gelince subaylıktır.
    saygı, özlük hakları, maaş, lojman vs. konularına gelince subaylık değildir.
  • asteğmenlik subaylıktır. paragraflarca yazı yazılıp aksi ispat edilmeye çalışınca bu gerçek değişmez.

    not: eskilerden bir kısadönem çavuş.
  • lise bitince hocayı döveceğmm felsefesini benimsemiş ergenliğini atamamış barzolara dert olmuştur.
  • aslında astegmen kelimesi bir kısaltmadır.

    a: astsubayların altında ezilmesinler okumuş çocuklar
    s: subay görünümü verelim iş yaptıracağız sonuçta
    t: tüm zahmet ve sorumluluk gerektiren görevleri veririz
    e: eğitimleriyle alakalı alakasız her sorumluluğu üstlerine yıkalım göt korkusuyla köpek gibi çalışıyorlar zaten
    g: günübirlik kullanımlar için çok işe yararlar "kullan siktiret" yani "kullan görev bölgesine intikal etsin"
    m: "madem devletin subayısın..." ve "muvazzaf olmadığın için..." zıtlığı içerisinde gezinip dursunlar
    e: eğlenmek için eğitimlerine bok atmak da keyifli olur bazen
    n: ne kadar iyi tiplerde çıksa da arasından siktiret üç gün sonra gidecekler
  • bir defa asteğmenlik erlerin yaptığı askerliğe göre daha zordur. er olursanız belki fiziksel olarak çok yorulursunuz ama kafanız rahattır. kimseden sorumlu olmazsınız. silahınıza sahip olun yeter. asteğmenlikte ise birçok sorumluluğunuz vardır. bir defa aldığınız zimmetler başlı başına kontrol edilmesi zor bir yüktür. üzerinize aldığınız zimmeti aynen teslim etmezseniz, askerliğiniz bitse bile senelerce mahkemelerde uğraşma riskiniz vardır. tabur nöbetçisi olduğunuzda tabur komutanının sorumlulukları mesai saatleri sonrasında size geçer. dolayısıyla bulunduğunuz taburda meydana gelebilecek her hangi bir vukuatta ilk sorgulanacak kişi siz olursunuz.

    asteğmenlere geçici olarak bakıldığı için diğer subaylar tarafından fazla yüz verilmez. ancak işlerine yarayacak, örneğin bilgisayarla ilgili yeterli bilgiye sahipseniz ilişkileriniz iyi olabilir ve sizi kollarlar. bu nedenle genelde asteğmenler beraber takılırlar. eğitim durumları, kültür benzerlikleri de yakın olduğundan çoğunlukla birbirleriyle iyi geçinirler, birbirlerini satmamaya özen gösterirler.

    asteğmenlik yaparken askerleri eğitmek gibi bir göreviniz olduğundan zaman zaman kendinizi bir hoca olarak ta hissedebilirsiniz. insanları daha iyi anlamaya başlarsınız. aslında insanların özünde birbirine ne kadar benzediğini ve yakın duygular hissettiğini anlarsınız. icabında doğulusu, batılısı, jiletçisi, her tip adamı karşınıza alıp doğum kontrol yöntemleri, ülke tarihi gibi bilgiler verirken öğrenmeye ne kadar meraklı olduklarını görürsünüz ve şaşırırsınız. insanların eğitime ne kadar aç olduklarını görüp elinizden geldiğince bilgi aşılamaya çalışırsınız. her ne kadar zaman zaman satsalar da erlerin en sevdikleri rütbeliler asteğmenlerdir. çünkü kendileriyle aynı kaderi paylaştıklarını düşünürler ki haklıdırlar. asteğmenler de kendileri gibi gün saymaktadır.

    bunlara ek olarak bu görevi doğuda gerçekleştiren asteğmenlerin görevi daha zordur. genelde tim komutanı olarak operasyonlara çıkarlar. askerlerin canları bir anlamda onlara emanet edilir. onlar da sanki yıllardır bu görevi yapıyormuşçasına işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışırlar. candır bu hiçbir subay gibi askerini kaybetmek istemezler. sonuç olarak 35 sene önce babamın gururla taşıdığı gibi benim de aynı şekilde gururla taşıyarak vatani görevimi tamamladığım askeri rütbe olmuştur.
  • ben asteğmendim ve biz genelde yeni mezun teğmenlerle takılıyorduk. astsubay çavuşlar hele hele üstçavuşlar falan rütbe olarak üstte olmamızı hazmedemezdi genelde, dolayısıyla kendileriyle arkadaşlık kurmak pek mümkün olmuyordu. bazıları "siz gidicisiniz biz kalıcıyız, bizim sözümüz daha çok geçer, size eyvallahımız olmaz" tribine giriyor ve o güzel ortamı bozuyordu. işi inada bindirenler genelde üzüldüler, daha çok hırslandılar. birliğin içinde dikkat edin, şahsi tabanca taşıyanların çoğunluğu astsubay çavuş ve astsubay üstçavuştur. ha bir de uzmanlar var tabi. ama allah'ın kıbrıs'ında tabanca taşımaya ne gerek var onu sorsan cevap veremezler.

    sonuç olarak bu adamlar askeri personel olma hissini daha yüzeysel yaşarlar ve asteğmenin gidici olması sebebiyle ona üstünlük kurmaya çalışırlar. bir tane uzman çavuş bana atar gider yapınca az kalsın elimde kalıyordu, siktiri çekip kovdum. sonra da batarya komutanını bulup herifi şikayet ettim, batarya komutanı herifin ağzına sıçtı "sen bir subayla nasıl konuşacağını öğrenemedin mi daha?" diye. herkesin önünde itin götüne soktu, "dua et yazılı olarak şikayet etmedi, emre itaatsizlikten ebeni sikerdi de insaflı adam işte" diye özür diletti. neticede devlet şahıslardan üstündür. devletin verdiği rütbeye sike sike saygı gösterecek o adam, başka şansı yok. ha ama sen yılların tecrübesiyle görev yapan adama yarım yamalak bilginle işini öğretmeye kalkarsan sonunda rezil olursun o ayrı.

    kıdemli başçavuşlar falan elbette tecrübenin verdiği özgüvenle böyle bir aşağılık kompleksine kapılmıyordu ve aramız genel olarak iyiydi. bizim geçici rütbemize pek takılmıyorlardı, okumuş etmiş tipler olduğumuz için bizimle sohbet etmekten keyif alıyorlardı. sen o adamın asker olarak tecrübesine saygı gösterirsen o da sana saygı gösterir, olay bundan ibaret. ama adam peşin hükümle yaklaşınca bunu görüyorsun ve sen de devletin verdiği rütbeye dayanıp tavrını ona göre belirliyorsun. 9 ay görevimi yapıp gideceğim işte, salak salak tribe girme de tanıyalım birbirimizi di mi ama..
  • aynı astsubaya beraber görev için gidilen istanbul harbiye ordu evinde yemek esnasında taş gediğine hesabı "senin ne işin var burda arkadaşım?? burası subay ordu evi, kim soktu seni restoranına?? ehueheh" deyip bombok edebilen bir rütbe. nöbetçi heyeti başkanı olarak, devir alımına haber bile vermeksizin geç gelen kıdemli yüzbaşıyı bile tutanak tutup kıvrandırabilen bir rütbe. albayı askeri mahkemeye vermek için dilekçesini üst komutanlığa veren, aynı albaydan akabinde binlerce özürü,pişmalığı kabul edebilen rütbe. eğer genel tavrın aksine "madem buraya geldik ve muamele bu, bana bulaşana ben üç bulaşıcam" dediği andan itibaren çoğu subayı da astsubayı da canından bezdirebilen rütbedir asteğmen. tabi her zaman kanunen haklı olma durumuna sırtını verdikten sonra:) ve gerçekten en iyi dostu başka bir asteğmen olan çilekeş askerdir asteğmen. bir de bulundukları birlikte ne kadar çok olurlar ve dayanışmayı bilirlerse, imkan kabiliyetleri ve elleri güçlenen, birbirlerine alibi olan adamlardır asteğmenler. kendilerine kolay kolay gak guk olmaz o vakit, olursa da o ms officeler, autocadlar, dreamweaverlar çalışmaz olur, "c" aniden bilinmez olur. ingilizce bir anda elementary level olur,çeviriler birikir de birikir, o olur bu olur.
  • asteğmenin kıdemlisinden, daha doğrusu kaşarlanmışından bütün rütbeliler (üst subaylar dahi) çekinirler. çünkü kıdemli asteğmen işleri çözmüş, kendini koruyabilen ve özünde bir sivil olmanın verdiği avantaj ve rahatlıkla işlere objektif olarak bakabilen ve sistemi eleştirebilen dikbaşlı bir -yedek- subaydır. ve en önemlisi diğer rütbelilerden farklı olarak zaten 2 ayı kalmış olan kıdemli asteğmen; sicil notu, disiplin cezası ve mahkemeye verilme gibi tehditlerle korkutulamaz. sicil notu sikinde olmadığı gibi, artık dönüş için uçak biletini alma hazırlıklarına da girişmiştir.
  • 1inci mekanize piyade tugayında 8 ay asteğmen olarak görev yaptım. size orada yaptıklarımı özetleyeyim (yaptırdıkları tabi ki). bölüğe spor yaptırmak, mekanik nişancılıktır, tek er muharebe konularıdır bunların eğitimini vermek, (burdan sonrası sadece bana kalanlar) bixi rpg7 kanas gibi bilimum insanların sıfırlamaktan uzak durduğu silahların sıfırlamalarını yapmak, hudutta iki ay mevzi komutanlığı gibi ilginç bir görevde bulunmak. muayene komisyonu teknik üyesi olarak alınan inşaat vb. malzemelerin kontrolünü yapmak, inaat ihale komisyonunda (inşaat mühendisi olduğum için) ilginç ilginç kağıtlara imza atmak (abartmıyorum 30 milyon tl lik ihale ya da keşif dosyalarına imza attım, beni buldular mına koyim binaları yenileyecek), ordu ve kuvvet komutanlıkları denetlemesi geçirdik, sözlükte eminim bu konuda çokça şey yazılmıştır bir de o denetlemelere hazırlık hasebiyle verilen abuk subuk görevler, yok atış müdür yardımcılığı yok bilmem ne. bir yandan 4 milyon tl den daha değerli bir malzemelik zimmeti üzerimdeydi ve takımda tek rütbeli bendim (takım astsubayı veya uzman erbaş yoktu). bir de kıdemli takım komutanıydım bölük komutanı gelmediği günler bölüğün işleri de kalırdı (zaten o varken de kendisi bırakırdı bazen). yani anlayacağınız tek sikimlik güzel mi güzel bir rütbelidir asteğmen. bunların bir kısmını yaparken çok bunaldım bir kısmından da çok zevk aldım, o askerleri koşturursunuz da sizin söylediğiniz bi türküyü bağıra çağıra tekrar ederler ya da rpg-7 sıfırlaması yaptığınızı gören tabur komutanı bütün taburunkini yapman için emir verir götün kalkar bi de denemesini kendin yaparsın atışlarda vurursun, keyfine diyecek yok. dağın başında kimseye hesap vermeden 600m deki insan kafası kadar kayaya kanas sıfırlaması yapıyor ya da yapabiliyor olmak zevkliydi gerçekten. bir de denetlemede albayın sorduğu sorulara cevap verebilmiş tek asteğmen olarak taburda takdir belgesi almak (diğer asteğmenler göz hapsi alırken) gerçekten tecavüzden zevk almaktı. ama tabi sabah 6da başlayıp 10 da biten mesai, evrak işleri filan da hiç abartmıyorum psikolojim bozulcak bu askerlik bitmeden dedirtiyordu, belki de bozuldu farkedemiyorum.