şükela:  tümü | bugün soru sor
  • açık bilim radyo programı'ndan tanıdığımız tevfik uyar'ın kitabı.

    kitap konusunu açıkçası pek beğenmedim. astrolojinin bilimle imtihanına sayfalar dolusu bir kitap ayırmak astrolojinin başarısını kanıtlamak gibi bir şey olsa gerek.
  • kitap hakkında açık bilim'de yayınlanan inceleme: http://www.acikbilim.com/…r-size-ne-soylemiyor.html
  • bugün cem say tarafından oda tv'de övgüyle bahsedilmiş kitaptır.

    http://odatv.com/…iginizi-anlayacaksiniz-1108151200

    --- spoiler ---

    yalansavar ve açık bilim sitelerinin aktif yazarlarından olan tevfik uyar'ın "astrolojinin bilimle imtihanı: yıldızlar size ne söylemiyor?" kitabı kırmızı kedi yayınevi'nden çıktı. tam da yukarıda sözünü ettiğim zihin açıcı ve hurafe dağıtıcı popüler bilim kitaplarının en iyileriyle boy ölçüşebilecek kalitede bir eser bu. tümüyle özgün materyalden oluşan eserde uyar sadece astrolojinin ve astrologların ipliklerini pazara çıkarmakla kalmıyor, bu türden bir yalanın üzerine nasıl bir planla gidilmesi gerektiğinin de güzel bir örneğini veriyor.

    --- spoiler ---
  • sözlükte görür görmez gidip aldığım ve tek solukta okuduğum kitap. astroloj, burç, yıldız falı saçmalığını tamamen çürütüyor, geri dönüşümsüz şekilde hem de. kesinlikle herkesin okuması ve aydınlanması gerekiyor bu konuda. astroloji saçmalığına inanmayan kimse yok çevremde. bu gerçekten sinir bozucu.

    bu kitap astrolojiye bilimsel yanıt veren ve onu kökten çürüten, türkçe tek kitap imiş. rezilliğin boyutuna bakar mısınız? yani buna cevap niteliğinde bir kitap şimdiye dek yazılmamış bile. herkes o kadar emin ki burç "gerçeğinden"! tevfik uyar'ı da bu vesileyle tanımış oldum; yazılarının takipçisi olacağım.

    bu kitabı okuyun, okutun.
  • psotnmodernistlere sorulması gereken konu.
  • bugün cnn türk'te mirgün cabas'ın yazarını konuk ettiği kitaptır. yazarı tevfik uyarcanlı yayında astrolojiyle sağlam eğlenmiştir.

    https://www.youtube.com/…oczqyqmf4&feature=youtu.be
  • yaşadıkları aksiliklere, kendi başarısızlıklarına "mars geri gitti, jüpiter sallandı, satürn'ün kaşı oynadı ondan oldu" bahanelerini sunanların eline verilesi kitap.

    "seni aldattı çünkü onun burcu ateş grubu, sen su grubusun şekerim, duygusalsın" diyen arkadaşlara "sus ve okumaya devam et" diye fırlatılacak kitap.

    "bu ay sigarayı bırakmak için doğru zaman" diyen astroloğa wellbutrin xl ile verilesi kitap.

    "akrep kadını sinsi ve sevişgen olur" diyen yakın arkadaşa viagra ile beraber hediye edilesi kitap.

    "günlük burç yorumlarına inanmıyorum ama karakter özelliklerine inanıyorum, tam bir balığım" diyenlerin yanına usulca bırakılası kitap.

    "tam bir ikizlerim, bir an ağlarken ardından kahkaha atabilirim" diyenlere psikiyatri randevusu ile alınması gereken kitap.
  • pek çok bilimsel ortamda, bilimsel laflar bitip de çay kahve faslına geçildiğinde ve laf dönüp dolaşıp burçlara geldiğinde insan şaşırır, deminden beri bilimsel kanıttır p'dir alfadır, doğrulamadır yanlışlamadır bilmemnedir diyen bu kişiler mi diye. her ne kadar 'ben burçlara inanıyorum/inanmıyorum' gibi cümlelerdeki inanmak fiilini, içinde bulunduğunuz bilimsel ortamın bilmek-anlamak merkezli paradigmasıyla nasıl ilişkilendirmek gerektiğini çıkartamasanız da e ama tamam dersiniz gündelik hayatta demek ki böyle oluyor.

    ve fakat iş astronomiden farklı olarak kanıtlanamayacak önermelere dayalı olan astrolojinin sağladığı genel geçer bilgilerin varsayım olarak kabul edilip de bilimsel tezlere konu olmasına gelince insan daha farklı düşünüyor. mesela karaman üniversitesi'nde kamu yönetimi ana bilim dalı'nda birkaç sene evvel şu başlıklı bir tez yazıldı: "astrolojik kişilik ve örgütsel bağlılık arasındaki ilişki". linki tıklayıp sonuna kadar bir göz atın, hiç değilse içindekilere bakın. benim ilk düşündüğüm şu oldu, hadi öğrenci böyle bir konuyu sundu, bunun danışmanının aklı nerede, tezi geçiren juri üyelerinin aklı nerede.. bu tezi sunmuş ve geçirmiş olmak hayatı boyunca takip edecek insanları, akademik ciddiyetlerinin sorgulanmasına neden olacak.

    sonuç olarak bazı okullarda astroloji bu sınavı geçmiş gibi görünüyor bu duruma göre. bence bütün okullarda tez yazmadan önce çocuklara bilim felsefesi okutmak gerekiyor. hele hele sosyal bilimlerin bilimsel paradigmasını hikaye anlatmaktan öte görmeyen fen bilimcilerin sosyal bilimlerin kendine özgü araştırma yöntem ve tekniklerinin (nitel araştırma, etnografik mülakat, sözlü tarih, vaka çalışması, gömülü teori vs vs) bilimselliğini her fırsatta reddettiklerini düşünürsek, bu tip tezler sosyal bilimlerden anlamayan fen bilimcilerin ağzını sulandıracak bence.
  • ülkemizin bilim neferi tevfik uyar'ın kırmızı kedi yayınları'ndan geçenlerde çıkan über şahane kitabıdır. bazılarını çok kızdırmış, bazılarının rüyalarına girmiş, bazılarına kurdeşen döktürmüş, bazılarını da aciip sevindirmiştir. okurken hem çok keyif aldım, hem çok şey öğrendim. kitabı başarılı yapan birkaç şeyi şöyle bir sıralamak isterim...

    kitap tarihsel bir anlatımla başlıyor. astrolojinin ne zaman ve neden ortaya çıktığının anlatıldığı ilk bölümde, bütün kitapta olduğu gibi, söylenen her şey bilimsel bulgularla destekleniyor. anlatmaya eski çağlardan başlayan ya da bir yerinde buna dönüş yapan kitaplara özgü, zaten bildiğimiz şeyleri temcit pilavı gibi ellinci kere dinleme/okumanın verdiği sıkıcılıkla karşılaşmayı bekleyenler büyük ve güzel bir gaflet içindeler. "önce avcı ve toplayıcıydık sonra toprağa tohum ektik, yerleşik hayata geçtik." klasik anlatımının çok dışında, en azından benim daha önce karşılaşmadığım, dillere pelesenk olmamış birçok veri ve ziyadesiyle multidisipliner olan yazar kişinin kurduğu zekice bağlantılar bu bölümün bile ilgi çekici ve keyifli olmasını sağlamış. etimolojik örnekler, arkeolojik bulgular, davranışsal psikoloji üüüh havada uçuşuyor!

    kitabın dili akıcı. isterse anti-klişe timi beni vursun umrum değil, kitap hakikaten akıcı.

    empati puanı**çok yüksek. hatta ilk bölüm "kimse suçlu değil" altbaşlığı ile sonlanıyor. yazar burada atalarımızdan söz ediyor elbette. ilk yıldız haritalarını hazırlayıp onlardan anlam çıkarmaya çalışanların, gerçek yaşamsal (ekin ve hasat zamanlarının tespiti, mevsim geçişleri, sel, nehir taşması, fırtına gibi doğa olaylarını önceden kestirip önlem alma gibi...) kaygılar doğrultusunda hareket ettiklerini anlatıyor. tabii bu iddiaları temellendirerek...

    astrolojinin nasıl olup da günlük fal yorumlarına kadar geldiğini de anlatıyor. spoiler vermeyeceğim, okuyun canlarım. ama şu kadarını söyleyeyim, sırf bu hikaye bile işin ticari amacını gözler önüne seriyor. "peki astrolojinin -astrologlar dışında- herhangi birinin hayat kalitesini artırdığı görülmüş müdür?"*

    mesela siz aslında 13 tane burç olduğunu biliyor muydunuz? peki gezegen hareketleri nedeniyle astrologların şu anda kullandıkları haritaların geçersiz kaldığını? ben biliyorum. bu kitaptan öğrendim.

    kitabın benim için en can alıcı yeri, yazarın tutarlılık tartışması yaptığı bölüm. çünkü tutarlılık önemlidir, her ölçekte. tutarsızlık ise bilimsel olan ya da olmayan her şeyi çökertir. astrolojinin hem dış tutarlılıkla* bağdaşmadığını hem de iç tutarlılığa sahip olmadığını güzelce açıklıyor yazar kişi. bunu yaparken fizik kanunlarına da değiniyor, ünlü astrologların iddialarını da analiz ediyor.

    geçmişte yapılan bilimsel deneylerden örnekler verdiği ikinci bölümün kitapla aynı adı taşıyan alt başlığı da bir diğer can alıcı kısım. carlson deneyi'nden ve mcgrew ve mcfall deneyi'nden söz ettiği bu bölümü ben yazmış olsaydım sonuna yaa naberfalan yazardım muhtemelen. neden? çünkü biliminsanı değilim. ama tevfik uyar öyle. bu yüzden bu kadar güçlü "kanıtları" bile yanlılıktan uzak bir dille özetliyor.

    kitabı sevmemin en önemli nedeni sanırım bana çok şey öğretmiş olması. burçlara inanmaya yatkın oluşumuzu açıklarken değindiği aldanma mekanizmalarını not aldım, zaten notlu okumak lazım kitabı, dolu dolu çünkü. ayrıca bir bilen safsatası, galileo safsatası ve yersiz genelleştirme gibi şeyleri de bu kitapta okudum ilk defa. daha niceleri var, burada sıralı tam liste verecek değilim.

    kitabı başarılı yapan en önemli etkenlerden biri, astrolojiyi hem tarihsel hem de bilimsel olarak eleştirmekle kalmayıp, "neden tuttu" başlıklı son bölümde nasıl olup da bu kadar taraftar bulduğunu da anlatıyor olması. neden bu kadar insan astrolojiye inanıyor? bu ihtiyacın temelinde ne yatıyor? kendimizi burçlar üzerinden tanımlamaya başladığımızda neler oluyor? fallara inanmak neden bu kadar kolay ve bu kolaylığın sistematik nedeni nedir? pratikte -hastasının yıldız haritasına göre damar kesip bağlayan bir doktora mesela- asla güvenmeyeceğimiz halde burçlara ve burç fallarına inanmaya neden devam ediyoruz? bunlar da en az tutarlılık tartışması kadar önemli sorular.

    insancıl tavrından ötürü de ayrıca alkışlanası yazar kişi. "ne zararı var?" sorusuna verdiği karşılık çok etkileyici. astrologlar sıklıkla yatırım, sağlık vs. konularında da okurlarına önerilerde bulunuyor. burç falını okuyup oradaki yönlendirmeyle kalp ameliyatını ertelediği için hayatını kaybeden bir insanın hesabını kim verecek? diyeceksiniz ki "o kadar salaksa zaten ölsün." demeyin. yazar kişi demiyor. neden? çünkü biliminsanı, önemsiyor.

    peki kitap iyi güzel de, çok mu önemli? evet çok önemli. astroloji, birçok sözde bilimden yalnızca biri ve günümüzde sözde bilimlere karşı verilen mücadele -tevfik uyar bunu yalnızca bu kitapla yapmıyor, http://yalansavar.org/ ve http://www.acikbilim.com/ sayfalarına bir göz gezdirin derim- hayati bir önem taşıyor. hele bizim ülkemizde! güneşin doğuşunu gün adı verilen bir varlıkla açıklayan profesörlerin olduğu, homeopati gibi bir saçmalığın üniversite müfredatlarına sokulmak istendiği, bilim dışı "tedavi" yöntemlerinin şu çağda bile bunca can aldığı ülkemizde...

    kitaptan harikulade bir alıntıyla bitiriyorum sevgili okuyucu. esen kal emi?

    "herhalde iyi müzik yapmak, güzel heykeller ortaya çıkarmak hatta ve hatta güzel yemek yapabilmek için bilgi, deneyim ve çalışmanın gerektiği konusunda hepimiz hemfikirizdir. bunların her biri yetkinliktir. peki... hepimiz iyi düşünebiliyor muyuz? iyi düşünmek derken, iyiyi düşünmeyi değil, yetkin bir şekilde düşünebilmeyi kastediyorum. acaba düşünme eyleminde yetkin olmak için de bilgiye, deneyim ve çalışmaya ihtiyacımız var mıdır? yoksa insanlar doğal olarak yetkin bir şekilde düşünerek mi doğarlar?" *