şükela:  tümü | bugün
  • 1997 yılında tayland'ın parasını devalüe etmesiyle başlayan, ordan güney kore, malezya, endonezya ve singapur'a sıçrayan, ardından brezilya borsasını allak bullak eden krizin adı. daha sonra rusyayıda devalüasyona zorlamıştır bu kriz. ayrıca imf'nin hiçbirşey yapamamış olmasıda, imf'e olan güveni sarsmıştır. bunun dışında, türkiye'nin geçirdiği son krizde, imf'in bütün desteğini bir anda vermesinin altında da yeni bir küresel krizi önleme çabası olduğuna inanmaktayım.
  • ayrıca bütün bu krizlerden kazançlı çıkan tek ülke amerikadır.
    hatta bütün finansal sistemin çökmesini engelleyen ülke olmuştur.
    asya'dan kaçan para, kendisine amerika borsalarında yer bulmuş ve kriz daha fazla zarar vermeden atlatılmıştır.
  • benzeri pek cok kriz gibi asya krizini atesleyen sahsiyet icin (bkz: george soros)
  • madem ogrendik, yazalım. efendim asya krizi, finansol sektorun icinde bulundugu yapı yuzunden meydana gelmi$tir. kriz modellemeleri bakımından bu ulkelerde herhangi bir butce acıgı olmaması ve i$sizlik duzeyinin du$uk olması durumu krugman'ın 3. bir modellemeye yonelmesine yol acmı$tır.

    genel olarak baktıgımızda, iki $ekilde yakla$ım vardır:

    1- deposit insurance denilen, insanların yatırdıkları paraların sigortalanması ve akabinde bir sorun halinde geri odenmesi durumu. burda moral hazard dedigimiz bir problem de soz konusu. zira aracı finansal kurumlar yani bankalar icin durum pek lezizdi. bu bankalar kendi iclerine ozsermaye koymazken, aldıkları depositleri de riskli getiri iceren enstrumanlara yatırıyorlardı. [acıklayalım, diyelim ki banka sahibinin 100 lirası var, 107 lira getirecek guvenli bir yatırımı var. ama diger yanda 80 lira ya da 120 lira getirebilecek bir enstruman daha var. burda banka sahibinin kendi bankasında para olmadıgından, paralar sigortalandıgından dolayı, 80 liralık durumu kendi kayıbı degil; karı 0 layan bir durum olarak kabul etmesi onemlidir (parası olmayan banka batar, kendi kaybı sıfır olucaktı). yani adamın bekledigi kar ilk enstrumandan 7, digerinden (20+0/2) 10 idi]. bu yatırımı, iyi dunya hali - 120 kotu dunya hali - 80 diye acıklandıgını i$itebiliriz. bu andan sonra riskli enstrumanlara yatırılan muazzam paralar yuzunden piyasadaki tum enstrumanların fiyatları $i$ti. overinvestment denilen bu yatırımları yaparken bankalar icin de kıyasıya bir yarı$ soz konusuydu - oyle ki karlarını bile anında bu rekabetci ortamda kaybediyorlardı. kotu kredi verimleri ve bu rekabetcilik yuzunden bir sure sonra $i$en piyasanın artık bankaları ve firmaları kaldıramayacagı du$unulmeye ba$landı. kritik nokta, sigortalanan menkul kıymetlerin tamamının geri odenemeyecegi gercegi ortaya cıktı. insanlar banka ayrımı yapmadıkları o paralarını geri cektiler, $i$en fiyatları finanse edemeyen bankalar battı (zira alım uzerine alım yaparak $i$irilen bir yatırım vardı), $i$en fiyatlar indi - ki para kazanılacagı du$unulen bu fiyatların normal degerlerine inmesi de bankaların sonunu hazırladı. devaluasyon oldu.

    2- krugman asya icin yazdıgı 1999 yılındaki makalesinde yukarıdakine yonelik bir ele$tiri getirdi. ona gore, bankalar arası rekabetin bu kadar kar sıfırlayıcı oldugu gercek degildi/mumkun degildi. artı bankarın verdigi kredilerin geri donmemesi gibi bir durumun en yogunla$tıgı ortam devaluasyon sonrası idi. ona gore self fulfilling equilibrium denilen bir durum soz konusuydu, insanlar bir$ey du$unup kendi cıkarları dogrultusunda bu du$unceye inanıp harekete gecebilirlerdi. bu bakımda, yatırımcılar devaluasyon bekliyorlardı, firmalar batacaktı. yatırımları durdurup, kredilerden ve enstrumanlardan cıktılar (bir sonraki donem devam etme opsiyonları oldugu halde). devaluasyon geldi ve firmalar/bankalar battı. burda kritik nokta krugman'ın sundugu "bir ongorunun aslında o ongoruyu hayata gecirmesi" tezidir; tabi ki bu tez icin ortamda bazı indikasyonlar da olmalı.

    sonucta asya krizi
    1-ticaret etkilesimleri
    2-finansal etkilesimler (taylandda parası batan yatırımcı, turkiye'den riskli paramı cekeyim; nolur nolmaz. genelde kaybım o duzeyde kalsın - burda turkiye de bir terslik olmamasına ragmen)
    3-birbirine benzeyen, kriz tetikleyici etki (misal meksika da kriz var, e arjantin ona cok benzio; arjtantinde de aynı kriz olabilir, ordan paramı cekeyim. arjantinde de aynı kriz)
    $eklinde yayıldı.
  • efendim iktisat literaturunde beylik tabir edilen bir durumun asya ülkelerinde gözükmesidir.açıklması son derece basittir.
    yıllarca emek-yogun girdi avantajı kullanan bu cekik gozlu kardeslerimiz yarattiklari artik degerle pek fevkalade buyuduler.odemeler dengesi ,ki gavurlar balance of payment derler, acik verse bile akan paralar yani portfoyle yatirimlari, diger bir degisle sicak para, bu gedikleri kapatmaya yetmistir.ama herseyin bir sonu oldugu gibi bu yuksek oranli buyumeninde bir sonu vardir.*
    bu kardeslerimizin paralari sattiklari buyuk miktardaki ihrac mallari yuzunden degerlenmistir.sonuçta ihracat maliyet dezavantaji yuzunden azalmistir.basta surdurebilir seviyede olan odemeler dengesinin aciklari goze batar hale gelmistir ve oratliklarda devalüvasyon soylentileri baslamistir.
    devalüvasyondan daha kotu birsey varsa bu onun soylentisidir.cekik gozlu kardeslerimizin paralarina baski artmistir.bir zamanlar gedik kapamaya gelen paralar(sicak para) ufak ufak cikmaya baslamistir.nasil cikar? ulkenin rezervlerinden cikar tabikii,
    sonra bazilari devalüvasyonu yuksek sesle soyleyince paldir kuldur paralar gider.asian kardeslerimizi muazzzam acikla karsilasirlar,zira gsmh nin %5(8) ini gecen aciklar ole kapanmaz kolay kolay.
    sonucta tek care devalüvasyondur,ve kriz felan ardindan gelir.durum felaket olur.
    tabii bu krizde koreli kardeslerimizin ulkenin baronlarina,samurayilerine yedirdikleri buyuk miktarli paralar(bkz: hyundai) felan banka sisteminin reformu altinda gizlenir.
    simdi durum iyidiri,yavas ama uzun sureli buyumenin hizli ve yuksek rakamli buyumeden daha iyi oldugunu ogrenmistir kardeslerimiz.
    iktisat ilminin klasik labaratuvaridir,kafa yormaya deyme,okunur gecilir,tabii gulunur.
  • aslinda bu kriz onceleri bir para krizi olarak ortaya cikmi$ti, fakat imf'nin yanli$ politikalari ile bir reel ekonomi krizi haline gelmi$tir.. bu ulkelerde meydana gelecek potansiyel bir sicak para kaci$ini, faizlerin arttirilmasi ile engellenecegini du$unen imf, bu stratejisinin yan etkilerinin ba$gostermesi ile amiyane tabirle sicip batirmi$tir ortaligi.. borclari ozvarliklarinin 5-6 katina cikan "asya kaplanlari"'nin $irketleri, ulke ekonomileri durgunluga girince imf'nin daha onceden bu ulkelere "faizleri yukseltin" emirlerini iceren receteleri uygulanmi$ oldugundan birbiri ardina iflas bayraklarini cektiler.. krizin cikmasina yardimci olan ogelerden biri de hiper bolluk ve doygunluk icinde olan japon ekonomisinin (finans kurulu$larinin) ellerindeki bu "bollugu" cengaver asya kaplanlarina yine bol keseden kredi adi altinda "dagitmasi" ile olmu$tur.. ekonomisi durgunluga giren asya ulkeleri, menkul kiymetlerdeki hizli du$u$lerle birlikte bu yuksek meblaglara ula$an kredileri geri odeyemediler..

    aslinda o devirde asya'ya batidan gelen paralar uzun vadeli sermaye yatirimlari olmu$ olsaydi belki de boylesine buyuk bir kriz ya$anmayacakti.. dilim varmak istemiyor ama $u sicak para denen olgu 2005-2006 doneminde umarim turkiyemizin de ba$ina buyuk dertler acmaz.. cunku $u cok acik ki, 2004'teki ekonomimizde gorulen tum bu iyimserligin kaynagi ulkemizde halen mevcut olan 10-15 milyar dolarlik (ytl ile 10-15 bin dolar) sicak paradir, yoksa ihracat-ithalat dengesinde, ic-di$ yatirimda, istihdamda gozle gorulur onemli bir pozitif degi$iklik yoktur.. allah sonumuzu hayir etsin..
  • yunanistan krizi ile ilgili bir şeyler bakınırken hakkında ilginç bir bilgi öğrendiğim kriz.

    kore kriz yüzünden imf'den borç aldıktan sonra borcun ödenmesine destek olmaları için vatandaşlarından altınlarını devlete bağışlamalarını istemiş. altınların toplanabilmesi için özel noktalar oluşturmuşlar.

    yetkilileri şaşırtacak derecede büyük bir destek gelmiş insanlardan. evlilik yüzükleri, mücevherat her şeylerini bağışlamış insanlar. sporcular madalyalarına kadar vermiş.

    sonuç: birkaç ay içinde tam 227 ton altın toplanmış o.o

    kore'nin imf'ye olan borcunu planlanandan önce bitirmesinde bu gönüllü katılımın katkısı olduğu belirtiliyor.

    bu da kaynak (ingilizce): http://www.dw.de/…ons-a-model-for-greeks/a-18357224

    yazının devamında aslında bu bağış olayının ilk olmadığını, tarihte benzerleri olduğu belirtilmiş ama sanırım 1998'de gerçekleşen bu olay en güncellerinden.
  • asya'da patlak veren bu krizde güney kore halkının yastık altı diye tabir ettiğimiz paralarını ve altınlarını karşılıksız olarak devletleri için vermeleri takdiri şayandır. bir devlet için ahlak ve eğitimin ne kadar önemli olduğunu tüm dünyaya gösteren bir olgudur.
  • en sağlam tokatlanmış ülke olarak güney kore'nin gösterildiği kriz.

    evet onlar da tıpkı 2. dünya savaşından çıkan japonlar ve almanlar gibi ellerini yastığın altına atmış ve ülkeleri için gerekli özveriyi göstermişlerdir.

    bugün prof.dr.özgür demirtaş'ın medyada sık sık dile getirdiği "ekonomik reform" tabirini tam anlamıyla uygulamış ve bu adımlarla ekonomi hacmi olarak dünyanın en iyi 9. ülkesi konumuna gelmişlerdir ki bu başarıya da asya mucizesi denmiştir imf ve dünya bankası tarafından.