şükela:  tümü | bugün
431 entry daha
  • o sabah süleyman amca onu ahırda yatarken görmüş. yaşlandı artık diyor. atların diz kapaklarında bir kilit olurmuş, bu sayede dizlerini kilitleyip ayakta uyurlarmış. eğer at yaşlandıysa artık dizleri tutmazmış ve yatarak uyurmuş. yaşlanan at için yapılacak en iyi şey onu vurmakmış. çünkü kimse alıp beslemezmiş ve yularını boynuna sarıp bıraksan başkasının tarlasını ziyan edermiş. hem kurtların eline düşerse çok acı çekermiş. gidip en yakın bahçeden elmalar koparıyorum, getirip ağzının önüne tutuyorum. ayıp olmasın gibisinden dudaklarıyla yoklayıp alıyor ağzına ve yavaş yavaş çiğniyor. karanlık gözlerinin önündeki yaşlara konan sinekleri umursamıyor artık. gözüne girmeye çalışan sinekleri kovalıyorum. gözlerini kapatıyor. varlığımın, onun varlığına bir katkısı olmadığını sezinleyip uzaklaşıyorum yanından.

    takip eden günlerde sürekli onu düşünüyorum. acaba ne yapılabilir? arpa bile yaramıyormuş artık ona. yine de her gün gidip tımar ediyor, şiltesini üstüne çekiyor, önündeki kuru otları suyla ıslatıyorum. sonra bir sabah süleyman amcayı bir elinde tüfek, diğer elinde atın yuları, tepenin diğer tarafına doğru giderken görüyorum. koşup gidip yalvarıyorum, ben bakarım ona yapma etme diyorum ama merhamet dolu bir tebessümden başka cevap alamıyorum. tepeyi dönerken sen burada kal diyor bana. kalıp bir mucize olmasını beklerken paaaatt diye bir ses duyuluyor, bütün kuşlar aynı anda havalanıyor ceviz ağaçlarından ve söğüt ağaçlarından. aynı anda yaşlı at dizlerinin bağı tamamen çözülünce yere yığılıyor. mucize falan olmuyor. ona doğru koşuyorum ama süleyman amca engelliyor. tutup kolumdan sürükleyerek geri götürüyor. şimdi ona ne olacak diyorum, kurtlar kuşlar yiyecek diyor. olmaz yemesinler deyip akşamında birkaç çocuğu organize ederek gidip ayaklarına ip bağlıyoruz. kurumuş kanı toprağı helva gibi çatlatmış. sürükleyip bir çukura götürmeye ve üstünü kapatmaya çalışıyoruz, ona bir mezar yapmaya... ama başaramıyoruz. üstünü bazı çullarla örtüp eve dönüyoruz. ertesi sabah tekrar yanına gittiğimde karnının içinin boşaldığını, kaburgalarının dışarı çıktığını görüyorum. sanki böylesi daha iyi olmuş gibi, huzurlu bir ifade var yüzünde. korusun diye üstüne örttüğümüz çulları sağdan soldan toplayıp getirip kaburgalarına örtüyorum ve içindeki boşluğu doldurmak için, çulların altına giriyorum, kaburgalarının arasına.
2 entry daha