şükela:  tümü | bugün
  • 1994 yilinda uludag universitesi felsefe bolumunden mezun olan,1994-1997 yillari arasinda ayni universitede yuksek lisansini tamamlayan,1998-2002 yillari arasinda uludag universitesinde ogretim gorevlisi olarak calisan,2002 yilinda galatasaray universitesi felsefe bolumune gecen akademisyen...dil felsefesi sozlugu nun yazari.
  • jean-gérard rossi'nin "analitik felsefe" kitabını çevirmiş.
  • descartes'in metot üzerine konuşma çevirisi takdir-e fazlasıyla şayan.

    eski kelimeleri kullanmaktaki duruşu ve öğretmek adına sürekli gündelik kullanımdaki karşılığını yazışı çok çok hoşuma gitti -hoşuma hoşuma çok gitti-. notları ve diğer descartes eserlerinden derlediklerini paylaşması da descartes'in sıkıcı cümlelerini epey çekilir kılmış.
  • tam bir yeni türkiye tipi akademisyendir. verdiği derslerde öğrencilerine kendi kitaplarını, eser kendisine ait değilse de kendi çevirilerini okutur. sorsanız son derece mütevazıdır oysa. çoğu soruya cevap veremez, demagojiye eğilimi yüksektir. bilmediği konularda topu her zaman üstadlarına atar. çok sıkışınca öğrencilerine ''üstüme gelmeyin lütfen'' falan der,* ''burası felsefe yapma yeri değil'' demişliği bile vardır. dil felsefesi gibi mühim bir derste 50 soruda dil felsefesi gibi migros raflarına yakışacak bir kitabı sırf kendisinin çalışması olduğu için kaynak olarak kullanır.

    çevirileri de oldukça kötüdür. açıkçası eski kelimeleri kullanmasının güncel politik iklime uyum sağlayabilmek adına geliştirdiği bir hamle olduğunu düşünmüşümdür hep. fransızca terimlerle de pek arası yoktur zaten. derslerde öğrencilerinin yüzüne gülüp sadece onlara yardımcı olmak istediğini söyler fakat dalga geçer gibi yarım puanla (abartmıyorum 100 üzerinden 0,5 puan gerçekten) öğrenci bırakmışlığı vardır. sıklıkla öğrenciler tarafından kendisine dava açılması gündeme gelir ancak her seferinde güncel akademik sistemin sağladığı güç sayesinde bir şekilde paçayı kurtarır. galatasaray üniversitesi gibi bir kurumda bulunduğu seviyeye yükselebilmiş olması şaşırtıcıdır. aslında şöyle bir düşününce hiç de şaşırtıcı değildir çünkü gsü'deki meslektaşlarının büyük bir bölümü iktidar ile davalık olmuşken kendisi kademe kademe yükselmektedir.

    en hafif tabirle akademiyi ticarethane olarak gören, suya sabuna dokunmayıp** kendi yağında kavrulurken emeklilik bekleyen bir doçenttir sayın altınörs.

    not: kendisinin hiçbir dersinden başarısız olmadım dolayısıyla kişisel bir kinim yok. yalnızca kendisi yüzünden akademinin kirli yüzüyle muhatap olmak ve hiçbir gerekliliği olmamasına rağmen bir insanın suyuna gitmek zorunda bırakıldığım için objektif bir şekilde akademisyenliğini yorumlamak istedim. saygılar.