şükela:  tümü | bugün
  • isabeyli iktisadi ve idari bilimler fakültesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi bölümü' nde yardımcı doçent olan sosyolog. ayrıca aydın' da tgb üyelerine kemalist devrim hakkında eğitim veren kişi.
  • bulunduğu fakültenin en taşaklı hocalarındandır. öğrencinin, üniversitede olduğunu anlaması için hocanın en azından bir dersine katılması elzemdir. elinde bir kitap ile gelir, oturur sandalyesine, güzel güzel anlatır. kahvede arkadaşınızla sohbet ediyormuş gibi hissedersiniz kendinizi.

    bulunduğu bölümün öğrencisi değilseniz, atakan hoca'nın bir dersine girmenizi tavsiye ederim. kendinizi üniversitede hissedip, bölüm hocalarınıza içinizden bol bol küfredersiniz.
  • keskin köşeleri olan, kendini geliştirmiş, gerçek anlamda dolu bir insan. derslerini gereğinden fazla tek taraflı kurguluyor. bu da bana, söyleyecek çok şeyi olan ve her fırsatı değerlendiren birisi olduğu izlenimi veriyor.

    aydın ya da akil*insan denildiğinde akla gelen yanılsama vardır hani. az çok her şeyi bilirsiniz belirli bir alanda kendinizi geliştirmişsinizdir; okursunuz, izlersiniz, gözlemlersiniz, yorumlarsınız ve bütün bunların hayatınıza yansıyan çıktıları olur. falan filan. burada sorun, bu tırnak içinde aydının bütün bu hengame içerisinde sabit fikirli olmaya kaydığını ve aslında aydın olmanın belki en önemli kuralı olan yenilenerek değişebilmeyi ıskaladığını fark edememesidir. bu kalıp aydın, evet elbette geçmişe çok iyi ışık tutabilir, geçmişten topladığı ile bugünü çok iyi okuyabilir ama konu gelecek olduğunda yani iş geleceğe bir şeyler katmak olduğunda akışına bırakmaktan ötesine geçemez.

    bu yazdıklarımın atakan hocayla bir ilgisi var mı bilmiyorum. saat de bayağı geç olmuş...
  • bugün uluslar arası ilişkiler bölümündeki yüzlerce öğrencisine üşenmeyip klasik sınav yapan öğretim görevlisi. 2 adet soru sormuş. sosyoloji sınavı ama sorular aslında sosyolojik bakış açısının nasıl olduğuyla ilgili. adam senden hem bilgi hem de yorum istiyor. ne güzel. yıllar önce hocalarım böyle adamlardan oluşsaydı bu okul bunca yıl uzamazdı..

    ayrıca bir yerde çok hoşuma giden bir aforizmasına denk geldim;

    "öğrenciler testle büyüdükleri için problem çözmeyi bilmiyor; cevapları bulmaya alıştırılmamışlar(çoktan seçmeliyi kast etmiyor) . siz cevapları verirseniz, doğru olduğunu düşündüklerini aradan 'seçebiliyorlar'. siyaset sosyolojisinde test kuşağının nasıl problem çözme duvarına çarptığına şahit oluyorum. üzücü."
  • bugün anladım ki kendisi sözlüğü takip ediyormuş, saygım daha da arttı.

    ah bir de liberalizmi sırf serbest piyasa ekonomisi nedeniyle muhafazakarlık ile birlikte tutucu ideolojiler arasında göstermeseydi, iyiydi. çünkü bugün yaşadığımız çağda laissez-faire ile anlatılmak istenen doktrin sadece ekonomik faaliyetlerdeki özgürlüğü savunmamakta, birey hak ve özgürlüklerini de kapsamakta. liberalizm bireycilik üzerinden sürekli geliştiği gibi, gittikçe de muhafazakarlıktan uzaklaşıyor, bir arada gruplandırılmaları da şahsi kanaatimce imkansızlaşıyor.

    ah bir de bunları derste söyleyebilseydim ama işte öyle de çok fazla konuşmuş gibi oluyor, göze çarpıyorum.*
  • bugün kendisinin doğum günüymüş. facebook'tan kutlamak yerine buradan anonimliğime sığınarak kutlamak istedim. nice mutlu yıllara hocam.
  • arada bir bilim ve ütopya dergisinde yazıları çıkan akademisyen.

    taksim gezi parkı direnişi hakkında,

    ''yaşanan son olaylar, türk toplumunun tarihsel ve sosyolojik birikiminin, siyasal islamcıların ona biçtiği elbiseye uymayacak kadar gelişkin olduğunu ortaya koydu. vücudunuza çok dar gelen bir gömlek hareket ettiğinizde nasıl yırtılırsa, akp’nin dinci-mezhepçi zihniyetinin türk toplumuna giydirmeye kalktığı gömlek de öyle yırtılmıştır.'' demiştir.
  • adnan menderes üniversitesi isabeyli yerleşkesinde yrd.doç.dr olarak görev yapan sosyologdur. dersine giren öğrencilere türk toplumuna kazandırılması gereken bilgi ve ahlak düzeyini aktaran her okula kendisinden bir tane daha şart gördüğüm akademisyendir.
  • siyasi görüşleri hakkında çok bir malumata sahip olmadığım, yalnızca bilim ve ütopya dergisi ekim sayısında foucault ve derrida hakkında çıkan yazısını okuduğum, postyapısalcılığa getirdiği eleştirileri oldukça mantıklı bulduğum akademisyen.