şükela:  tümü | bugün
  • okudukça geçmişe gittim valla. ne günlerdi ne mutluyduk be sözlük.
  • hemen hemen bütün entryleri okudum.
    herkes mi (bkz: street fighter) yada (bkz: metal slug) oynuyodu anlamadım.

    atari deyince akla ilkg gelen (bkz: tekken) olurdu.

    jin ile süpürge çekmek mi dersin, paulu alıp oha çekmek mi dersin, law karakterini bruce lee ile özdeşleştirmek mi dersin, kız karakterlerle oynamak mı dersin.

    ama benim en sevdiğim karakterler edy ve kingdi.
    edy o günlerin meşhur dansı hiphop oynayarak dövüştüğünden mütevellit daha estetik gelirdi gözüme. favori karakterim ise king adlı yarı kaplan yarı insan olan karakterdi.
    geri tekmesinden üç tane rakibe vurabilirsen perfect alabiliyordun.
    bide bütün tuşlara aynı anda basınca kapma yapma olayı vardı ki evlere şenlik.

    eskinin değerini bize anlatan yegane şeylerden birisidir atari salonu anıları.

    yaş itibariyle dahil olduğum nesildir
  • jeton atmaktan parmaklarının ucu kararan nesildir aynı zamanda.

    herkesin yerini bildiği ama gitmenin ayıp sayıldığı zamanlardı. polis baskınları olurdu, cebimizde jetonlarla eve kaçardık. neden basılırdı, ne aranırdı hiçbir bilgim yok. ama çok küçük olduğum için polisin enseme hafiften vurup "la yürü" deyişini hatırlıyorum. topukları kıçına vuran şener şen gibi koştuğumu da hatırlıyorum.

    sonraları internet kafeler açılmaya başladı, o atari salonlarının bir çoğu internet kafe oldu, bir kısmı direndi.

    bursa'da hep gittiğim bir yer vardı, sanırım en son 2009 yılında gitmiştim. gima'nın orası, otoparkın yanı diyeyim,anlayan anlar zaten.iki yıl sonra tekrar gittim oraya, artık kumar oynatılan bi kahve olmuş.

    en son kültürpark'ta vardı, 4 ay önce gittim boşaltmışlar mekanı. makinaları da hurda gibi ayırmışlardı bir kenara, üzüldüm.

    evet 30 küsür yaşındayım ve hala atari salonu arıyorum.

    (bkz: anlayamazsınız)
  • cadillacs and dinosaurs (nam-ı diğer mustafa), tecmo world cup 1998, street fighter 2, mortal combat 4, marvel vs capcom, tekken 4 gibi şaheser oyunları oynamış nesildir. atari salonunda bulunulan 4-5 saatin maksimum 30-40 dakikası oyun oynamakla geçer fakat başkalarını oynarken izlemek dahi yeterli keyfi verir. yandaki kahveden gelen çay kokusu ve okey taşlarının sesi, her makinadan çıkan farklı seslerin ve oynayan insanların gürültüsü, aileden zar zor koparılan 5 lira ile kaç jeton alınabileceğini hesaplarken yaşanan heyecan. aah ah yaşlandık be.
  • (bkz: atari salonu)
    (bkz: atarici)
  • sene 1996 olması lazım ilk ateriye o zaman gittim sanırım orta1 sınıfına gidiyorum,
    o zamanlar ateri şimdinin genel evi veya torbacı evi gibi yasaklı bişey
    bir gün polis bastı hepimizi sıra dayağına çekti ve ilk defa o polis baskınında derse geç kaldım ve ilk defa okulu ekişim bu vesileyle olmuş oldu
    buda böyle bi anım ateri ile ilgili
  • en büyük hastalığım ve zevkimdi. bir de o yaşlarda gittiğimiz şehirlerin atari salonlarını mutlaka gezmek gibi bir huy edinmiştim. şu an dönüp baktığımda "pezevenge bak, sanki atari salonlarının vedat milör'ü " diyorum. sağolsun ailem de hiç "oğlum oralara gitme" falan gibi telkinlerde bulunmadı. önünden geçtiğimizde "aa atari salonu unkindled girecek misin?" derlerdi.

    bu atari salonlarının meşhur olan bir olayı vardı. polis baskınları.herkesin en çok korktuğu şeydi nedense. ben yaşadığım şehirdeki atari salonlarında açıkçası kötü bir olaya rastlamadım hiç. ama at hırsızı tipli adamların takıldığı yerler de görmedim değil gezdiklerim arasında.

    neyse bir gün harçlığı gömmüşüz mk 3 ultimate başında. annemden de harçlık istemeye utanıyorum. girdim atari salonunun arkasından "polis geliyooooo" dememle beraber bir anda salon bomboş. 3-5 tane büyük abi kaldı. yetişebildiğim kadar kalan oyunları oynadım. bunu anlayan atari salonunun sahibi halit abi bir miktar ağzıma sıçtı ve beni bir daha içeri almadı. sonra da nasıl bir beddua ettiysem adamlar kapadı salonu.

    sonrasında o güzel insanlar o güzel atlara binip bir bir gittiler.
  • şuan düşünüyorum da sırf oyun için o pis salona nasıl girilir anlam veremiyorum. o kolların pisliği, içerdeki ağır leş gibi oksijensiz koku...

    ayrıca bu salonda haraç kesen, pıçak çeken, sağda solda yancılarının olduğu apaçi grupları da vardı. bok gibi dönemlerdi. teknolojinin geçiş yaşadığı zamanlara denk gelir.

    tekken ve mortal kombat atarinin en vazgeçilmezlerindendi.
  • "mustapha'yı tek jetonla nasıl bitiriyordunuz insafsızlar?"
  • 84 doğumlu, sinop'un minik ilçesi türkeli'de büyümüş birisi olarak, çocukluğumun en keyfli zamanlarını atari salonlarında geçirirdim. mahalle maçlarının da hakkını vermem lazım ama atari salonları her zaman 1-0 öndeydi. orası sanaldı, yaratıcıydı, çekiciydi. babama koşar, masum bakışlarımla tav eder, harçlığı kapar doğruca salona koşardım. o sesler, renkler, her şey, bambaşka bir dünya gibi olurdu. sonra evi, anneyi, babayı unutup oyunlara dalardım. street fighter 1,2 - mortal kombat, metal slug, sonic, bomberman, aklıma gelmeyen daha bir çok oyun. biz o dönemde kraldık. şimdiki çocuklar her şey ellerinde olduğu için sıkılıyor. üzücü tabi ama jenerasyon farkı da böyle bir şey. babamın da en büyük eğlencesi çelik çomakmış. ben bizi şanslı olarak görüyorum çünkü miskette oynadık, çelik çomakta. sapanla kuş avlamaya da çalıştık, tüm mahalle saklambaçta oynadık. sahili olan bir ilçe olduğu için eğlencesine, kayaların arasından yengeç avlardık. taso'larla kapıştık. tom ve jerry, buggs bunny ile güne uyandık. sonra teknolojinin adım adım hayatımıza girmesine tanıklık ettik. cebimizdeki akıllı telefonlar bile bana bazen garip gelir. pc'de hugo'yu 9 disketle oynardım. fifa 96'nın tepeden görünümlü, adamların sadece yuvarlak cisimlerden oluştuğu dönemde de oynadım. şimdi playstation 4'ün inanılmaz grafikerinin tadını çıkarıyoruz. geçmişimizi düşündükçe o masum hallerimi görüp duygulanıyorum. malesefki büyüyoruz ama içim halen çocuk. efsane nesil biziz