şükela:  tümü | bugün
  • içinde olduğum nesil.
    sur içinde hemen her sokakta bir atari salonu olduğu dönemler.

    tek jetonla hagar (final fight) bitiren eleman vardı mesela o oyuna başlayınca kafadan en az bir saat seyredecek bir şey çıkardı bize. ona alternatif olarak biz de tek jetonla günü bitiren çocuklardık işte. sabahtan akşama kadar başkalarının oynadığı oyunu seyretmek ne zevk verirdi bilmiyorum ama, paramın yettiği kadar jeton alıp yarım saatte hepsini bitirip milleti seyretmeye koyulurdum.
    sur içinde hemen her sokakta bir atari salonu olduğu dönemler.

    street hoop diye bir oyun vardı, rüyamda gördüm seneler sonra oyunu. bir oynama iştahı ile uyandım. araştırdım, emülatörler falan derken mame indirdim bilgisayara. oynadım ama o tadı vermiyor işte, yenildiğin zaman tek tuşa basarak devam edebiliyorsun. jetonunun bitmesinin verdiği yıkımı vermiyor işte o.

    online olarak o günleri yad etmek isteyenler için de artık böyle güzel bir hizmet var.
  • bende o nesildenimde kendimi efsane hissetmiyorum. yemedik atarini göt furkan.
  • sadece bir kere gittim. o gittiğimde de babama söyledim babam bak dedi oyun oynamam insanlar ile iletişim kurman benim icin sorun degildir ancak bu gibi yerlerde genelde kötü alışkanlıklar ve seni kötüye yöneltecek arkadaşların olur. ben senin buraya gitmeni istemem dedi. peki baba dedim gizli saklı birsey yapmak gibi bir huyum da olmadıgı icin tekrar gitmedim. babam sag olsun sayesinde hic bulaşmadım bu islere.
  • aynı zamanda yan tarafta bulunan kahvehaneden atom içmiş efsanevi nesildir.
  • aynı zamanda jetonların ortasını delmiş, ortası delik vida sıkıştırmak için kullanılan pulları jeton yapan nesildir.

    jeton ile çalışan ankesör telefonları kullanan, aynı şeyleri yapan nesildir.
  • sun set riders diye bi kovboy oyunu vardı. oyun artık öyle bir noktaya geliyordu ki hiçbir şekilde kaçma şansın yok. her yönden mermiler geliyor, kaçamıyorsun. 10 tane jetonla bitiremeyip pes etmiştim artık. şişli, mecidiyeköy civarında oturanların mega ve kervan'ı kesin bildiği nesildir ayrıca.
  • ulan (bkz: river raid) çocukluğumu yedin bitirdin amk. dın dın dın dın dın dın
  • rahmetli babam gidiyorum diye neredeyse dövecekti. altı üstü ninca kamplumbağaları oyunuyordum. ne var yani nolmuş.
  • 90'larda ilkokul/ortaokul yıllarında bu eylemi gerçekleştirerek içine dahil olduğum nesil. ancak şimdi düşünüyorum da ne göt varmış bizde o zamanlar.

    ufacık çocuklarız kankalarım yusuf, mahmut, aziz adında 3 silahşör. oturduğumuz mahalle çinçine çok yakın bir yerdi. ankarayı bilenler bilir çinçini, bilmeyenler de muhakkak duymuştur. bu 4 arkadaştan sadece aziz çinçinin içinde otururdu, geri kalan 3'ümüz daha çok memurların emeklilerin olduğunu çinçine nispeten daha normal bir yerde sürdürüyorduk hayatımızı. her neyse atari konusu açılınca bu tayfanın başını aziz çekerdi. aziz tam bir yancı idi, aziz kıyıda köşede ne kadar atari salonu varsa bilirdi (hepsi batakhaneden hallice idi) ben ve elit bünyem(!) ailemle dışarı çıktığımızda ya mithatpaşadaki joy'a ya da sakaryadaki fastasy'e giderdim. ama arkadaşlarımın durumu bilhassa azizin durumu o kadar iyi değildi. okuldan çıktıktan sonra gittiğimiz, 4 kafadar hepimizin bütçesinin yeteceği yerleri aziz bilirdi, o bize gösterirdi.

    bu yerlerden aklımda kalan iki tanesi, ne idüğü belirsiz batakhanelerdi. örnek mahallesi tarafında oturanlar varsa, çocukluğunu orada geçirmiş olanlar bilirler, meslek lisesinin üst tarafında salon piyon vardı. (hala var mı bilmiyorum) okuldan çıktıktan sonra o salona giderdik, cebimizde taso almak için cipse verdiğimiz paralardan arta kalanla atari oynardık. mortal kombat, street fighter, tekken2,3, snow bros ve karı soymaca.

    evet bu küçük dimağların o zamanlar favori oyunu karı soymaca idi. hepimiz jetonlar bitmeden soyabildiğimiz kadar karı soymaya çalışırdık ataride. çoğunlukla vampir olurdu kadın ve biz o iğrenç suratla başbaşa kalırdık. o oyunu ve her oyunu aziz iyi oynardı, çünkü aziz bir yancıydı ve yancılığın verdiği mağrurlukla geçemediğimiz yerleri geçme yeteneği doğuştan default olarak vardı bünyesinde. aynı salona meslek liseliler, ne idüğü belirsiz tipler de gelirdi. gelen bazıları jeton falan almaz atarilerle ilgilenmez illegal işlerle uğraşırlardı. ( daha sonra bu salon bi süre kapatıldı, içerde ot, hap falan satıldığı için.)

    diğer hatırladığım atari salonunu piyon kapandığında keşfetmiştik. daha doğrusu yancı aziz keşfetmişti ve bizi de oraya yönlendirmişti. salon piyon ne kadar leş bir mekan olsa da düz ayak, girişte, içeriye iyi kötü ışık girebilen bir yerdi. yeni keşfettiğimiz bu atari salonunda ne bir tabela ne de bir cam vardı. apartman girişi gibi bir yerden girip bodrum kata inince atarilerle karşılaşıyorduk. salon piyona göre çok ucuzdu jetonlar ama öyle bir mekandı ki adam kesseler kimsenin ruhu duymazdı.

    biz çocukluğumuzun verdiği salaklıkla, o batakhaneden bozma salona bir çok kez gittik, bir gün gelip de büyük bir çocuk jetonlarımızı zorla elimizden alana kadar. o zaman bende bir aydınlanma oldu ve nasıl bir yerde eğlenmeye çalıştığımızı anladım, jetonları verip götü kurtardığımız bu yere bir daha ayak basmadık, aziz dışında.

    bu başlığı okuduğumda o zamanlar geldi ve çocukların aslında ne kadar aptal ve masum olabilecekleri dank etti kafama. orada, o batakhaneden bozma atari salonlarında tacize, tecavüze uğrayabilirdik. ya da öldürülüp, kaçırılıp bir ihtimal de bağımlı olabilirdik. bugün dönüp baktığımda ucuz atlattığımızı düşünüyorum.zaten bir süre sonra bilgisayar ve internet yayıldı, internet cafeler mantar gibi türedi ve atari salonu faslını sağ sağlim kapattık.
  • (bkz: atariye gitmek)

    var böyle bir şey hakikaten. ama okuyunca anladım ki yalnız değilmişim demek ki bu gizli saklı gitme konusunda. niye o zamanlar bize mafyayla takılıyor, uyuşturucu alıyor, geneleve gidiyor muamelesi yapılırdı anlamam. gizli saklı sigara içerken yakalandığımda babamdan "yapma evladım iyi bir şey değil bu" diye sakin sakin nasihat dinlemiştim de atariye gittiğimi öğrenince "hayvan herif, lan sen ne işin var oralarda" diye gözlerinden ateş saçarak höykürmüştü bana.

    bir keresinde de mahalleden arkadaşla atariye gittiğimizden şüphelenen annelerimiz bizi çarpraz sorguya almıştı. çıkışta birbirimize "konuştuğumuz gibi anlattın, ötmedin di mi lan?" diye sormuş, güvenememiştik. ahah

    gerçi işin heyecanı da, keyfi de biraz bu gizli saklı gitmekten, yakalanma korkusundan geliyordu sanırım. yoksa street fighter'da iki adam üstüste dövmüşlüğüm yoktur. bir beceremedim şu şoryukeni.

    ek: `street hoop''ta kralını tanımazdım ama o oyunun da hiç karizması yoktu salon ortamında be.