şükela:  tümü | bugün
  • 9 yasindaki yegen sordugunda "takdir-i ilahi cocugum" diye cevaplanmasi gereken soru.

    zamanin otesinden:
    allah allah takdir-i ilahi iste; yanlis tedaviye ragmen, rakiya ragmen, butun hayatini politika ve binbir savasta gecirmesine ragmen siroz olmayabilirdi; kalpten gidebilirdi, kanser olabilirdi, o kadar strese ragmen daha uzun da yasayabilirdi. herkes bir gun olecek, neden siroz oldu istersen tesaduf de istersen takdir-i ilahi. 9'unda cocuga mal gibi cevap vermemek icin bence "9 yasindaki yegen sordugunda 'takdir-i ilahi cocugum' diye cevaplanmasi gerekir" ama siz manyaksaniz kucucuk cocuga "vatani kurtardigi icin siroz oldu" deyip de vatani kurtaran siroz oluyor havasi yaratmak istiyorsaniz ben napayim...

    edit 2:
    takdir-i ilahi, asagi yukari kader demektir bundan allahin sopasi anlami cikaran da gitsin kendini vursun.
  • bu cumle, 9 yasindaki cocuklara acik acik, komplekssiz bir sekilde, 'cunku litreyle raki icerdi rahmetli' diye cevap vermeyen insanlarin, memleketin gelecegine ket vurmalarina sebep olan bir soru cumlesidir efendim.

    edit: her iki cepheden de ates altinda bu entry... halbuki soruya dumduz cevap vermistim kafamda. cocuklardan birseyleri saklamanin manasizligi uzerine bir satir yaziydi, herkesin kanina dokunmus birader... neyse...

    edit 2:
    raki candir,
    tadi damagimdadir,
    bir tabak meze ile kararindadir,
    yavas icmek adabidir,
    ama fazlasi zarardir...
  • cevabı hiç şüphesiz ki "tekkeleri kapattığı için" olan soru.

    ilahi adalet işte. değil mi şakirtim, değil mi tontişim?
  • 9 yaşındaki yeğene gayet iyi bir cevabı olan sual.

    bir vatanı kurtarmak için tüm hayatını bu uğurda adadığı için,
    kah karın içinde kah uyumadan yıllarca cephede koşuşturduğu için,
    memleketi iki adım daha ileri nasıl götürebilirim diye kendini helak ettiği için

    öldü.

    bu ülkeyi o kadar sevdi ki, uğrunda canını, hayatını herşeyini verdi.

    işte bunun için siroz oldu, öldü atatürk. organları bu hızlı yaşama ayak uyduramadı. dayanamayıp iflas etti.
    kolay değildi bir vatanı baştan aşağı inşa etmek zira.

    içkisi mi? içkiden siroz olmuş der şakirtler. çok içermiş. içkiye, sarhoşluğa getirirler hemen konuyu. bazısının öyle işine gelir. görmek istediklerini görür, duymak istediklerini duyarlar. işlerine gelmez başka türlü çünkü.

    onca mücadele ile yaratılan bir vatanı görmez, iki kadeh rakıya saldırırlar.

    ama iş rakıda kadehte değil, yürektedir.

    ha, rakı mı?

    içtiği rakılar helali hoş olsun bu büyük insana, var mı itirazınız?
  • atam madem sarhoş ise, onun sarhoşken yaptıklarını kırk akıllı geçinen kokuşmuş, ayık kafayla yapsanız da eyvallah desek, cevabı aşikar sorudur vesselam. anlamak için arif de alim de olmaya gerek yok, nankör köpeklik yapmayıp azıcık adam olunsa yeter zannediyorum.
  • cevabı " o kadar çok orospu çocuğuyla uğraştı ki , nasıl hastalanmasın " olan soru cümlesi.
  • 9 yaşında beyni yıkanıp geleceğin yobazı olmaya aday bir çocuğun sorusu imiş.

    cevabı yukarda birçok arkadaş vermiş, lütfen oradan okutun. müslüman diliniz alkol lafıyla dinden çıkmasın. zira o kadar basit ki sizin için yoldan çıkmak, sözlerden dahi korkar olmuşsunuz. bu kadar kolay tahrik olmak da ilginç doğrusu.
  • sorunun cevabini sadece alkole baglayanlarin sormus oldugu soru. alkolik oldugunu ve sirozdan öldugunu bile varsaysak, bu ulke icin yaptiklarini inkar edebilir miyiz. bu ulkeyi ayaga kaldirmis bir insana saygi gosterebilmek bu kadar mi zor anlamiyorum. bu topraklar icin savasmis ve gazi olmus birisi bunu hakeder. ikinci van depreminden sonra sorumluluklari dahilinde ki kucuk bir ilde bile, basarili olamayan yoneticilerini elestiremeyenler, yuzyil once ki olaylari hangi vicdanla elestirebiliyorlar.
  • çok içtiği için siroz oldu şeklinde cevabı olan saçma sapan soru.

    bazıları anlamıyor. o yüzden bu şekilde yazıyorum (alıntılıyorum ) buyrun :

    31 mart vakası
    mustafa kemal atatürk, öncelikle 3. ordu'ya bağlı selanik redif fırkası'nın kurmay başkanı olan mustafa kemal 31 mart vakası nedeniyle istanbul'daki istanı bastırmak amacıyla görevlendirilir ve bu isyan başarılı bir şekilde bastırılır.

    arnavutluk isyanı
    15 ocak 1911 tarihinde cereyan eden arnavutluk isyanı nedeniyle isyanı bastırmak üzere görevlendirilen harbiye nazırı mahmut şevket komutasındaki kuvvet içerisinde yer almış ve isyan 1 ay içerisinde bastırılmıştır.

    trablusgarp savaşı
    1911 ve 1912 tarihleri arasında bu günkü libya topraklarının bir bölümünü ifade eden trablusgarp bölgesinde cereyan eden isyanları ve italyan işgalini bastırmak amacıyla görevinden azlini isteyerek bölgeye gitmek istediğini bildirir. izin alındıktan sonra bölgede yerel halkı isyancı ve işgalci kuvvetlere karşı örgütler ve bu örgütlenen yerel kuvvetler ile beraber cephelerde çatışmaları yönetir ve katılır. ancak hem arkadaşları, hem emri altındaki gönüllü yerel savaşçılar hemde kendisinin bütün gayretlerine rağmen bölge toprakları düşman kuvvetlerinin eline geçmiştir.

    balkan savaşları (ikinci balkan savaşı)
    1912 ve 1913 yıllarıdan balkan savaşları adı verilen birinci ve ikinci balkan savaşları meydana gelir. birinci balkan savaşları'na katılamayan mustafa kemal ikinci balkan savaşlarına bolayır kolordusu kurmay başkanlığı görevine getirilerek katılmış ve birinci balkan savaşında kaybedilen bir kısım toprakların alınmasını sağlayan kuvvetlerden birisi olmuştur.

    çanakkale savaşları
    conkbayırı taaruzu :liman von sanders komutasında altındaki 19. tümen'in başında olan mustafa kemal, ingiliz kuvvetlerini conkbayırı'nda sıkıştırarak taaruz başlatmış ve ingiliz kuvvetlerini başarılı birşekilde püskürtmüştür. ancak boş durmayan düşman kuvvetleri bölgeye çıkarma yapmaya devam etmiş ancak mustafa kemal komutasındaki kuvvetler düşmana ağır zahiyatlar vererek başarılı bir şekilde görevlerini yerine getirmişlerdir. elde edilen bu başarı üzerine mustafa kemal 1 haziran 1915 tarihinde miralaylığa yani albay rütbesine yükseltilir.
    arıburnu ve seddülbahir savunması :düşman kuvvetleri asla vaz geçmeyecektir. emellerine ulaşmak için bu seferde 6 ve 7 ağustos l915 günlerinde tekrar çıkarma yaptılar fakat mustafa kemal'in aldığı önlemler neticesinde bu çıkarmalarda kısa sürede püskürtüldü.
    birinci anafartalar zaferi :8 ağustos 1915 tarihinde anafartalar grup komutanlığı görevine getirilen albay mustafa kemal ertesi gün iş başına koyulur ve çıkarma yapan düşman kuvvetlerinin ilerlemesini önleyerek geldikleri yere geri göndermiş fakat durmayarak conkbayırı bölgesine komutasındaki askerler ile tekrar giderek 10 ağustos 1915 sabahı kıyıdaki kuvvetlere taaruz başlatılmış ve anafartalar bölgesi kati süretle kontrol altına alınmıştır.
    birinci anafartalar zaferi :ingiltere komutasındaki düşman askerleri son bir umutla tekrar çıkarma yapmayı deneyecekler ve ilerlemeye çalışacaklardır. bölgede üç komutan ve bu üç komutanın emri altında bulunan askerlerin verdikleri mücadele ve azmin neticesinde düşman kuvvetleri ülke bölge topraklarında bir daha gelmemek üzere kovulmuştur. bu üç komutan, esat paşa, vehip paşa ve mustafa kemal paşa'dır.

    kafkasya cephesi (doğu cephesi)
    bitlis ve muş topraklarının kurtarılması :11 mart 1916 tarihinde kolordu komutanı olarak diyarbakır-muş-bitlis cephelerinin komutanı olarak tayin edildi. 1 nisan 1916'da tuğgeneralliğe yükseltildi ve hemen ardından işgal altındaki bitlis ve muş topraklarına taaruz başlattı şiddetli çatışmaların ardından 8 ağustos 1916 akşamı bitlis, 14 mayıs 1917 tarihinde de muş düşman işgalinden kurtulmuştur.

    sina ve filistin cepheleri
    yıldırım orduları grubu komutanı general liman von sanders'in emrindeki 7. ordu komutasına atanmıştır. ayrıca padişah'ın onursal yaveri ünvanıda kendisine yani mustafa kemal'e layık görülmüşütür. ancak düşman kuvvetleri olan itilaf kuvvetleri 3 komuta altında toplanan yıldırım orduları'na ağır zahiyatlar vermiş ve bölgedeki osmanlı hakimiyeti son bulmak zorunda kalmıştır. alınan yenilgiler üzerine mustafa kemal istanbul'a telgraf çekerek antlaşma yapılması ister ve ardından mondros mütarekesi yani barış antlaşması imzalanır.

    kurtuluş savaşı
    sakarya meydan muharebesi : 1921 4 ağustos günü millet meclisi'nin kararıyla başkomutanlığa getirilen mustafa kemal, kısa sürede orduyu toparlamış ve ihtiyaçlarının karşılanması için gereken tüm emirleri ülke geneline iletmiştir. tüm bunlar yaşanırken düşman yunan ordusu ilerlemeye devam ediyordu, sakarya nehri kıyılarına kadar gelmişti. artık düşmana dur demenin vakti gelmişti. başkomutan mustafa kemal komutasındaki ordu önce savunmaya sonrada karşı taaruza geçmiş ve düşman sakaryadan kovulmuştur. mustafa kemal bizzat cephede, ateş hattında yer almış ve emirleri buralardan vermiştir.

    büyük taaruz (başkomutanlık meydan muharebesi) : düşman yunan ordusu tüm planlardan habersiz türk ordusunun artık daha fazla gücü kalmadığı düşüncesinde idi. ancak durum böyle değildi. yunan ordusu yeni bir taaruz hazırlığı içine girmiş, ancak türk tarafında herşey uygulamaya kalmıştı. ve mustafa kemal'in başkomutanlığındaki fevzi paşa ve inönü paşa emrindeki ordular karşı taaruza geçtiler. sık ve çetin çatışmaların ardından düşman artık kıyı şeridinde evlerine dönmeyi bekleyen yolcular misali bekliyorlardı. büyük destanların ardı ardına yazılığı bu çatışmalarda sakarya meydan savaşı'nda olduğu gibi mustafa kemal emirlerini bizzat cepheden vermiştir.
    düşman kuvvetlerinin yurt topraklarından temizlenmesiyle savaş dönemide bitti. artık iç sorunlara çare üretme ve artık büyüme zaman idi.

    şimdi bütun bunları okuduktan sonra. otur bir düşün bakalım. bir insan düşün ki; bütün hayatı barut kokuları, kurşunlar,silahlar ve ölüler ve yaralılar içinde geçmiş olsun..

    bir insan düşün ki; bütün bir milletin elinde kalan son gücü o milletin kurtuluşu ve özgürlüğü için kullanacak olsun, koca bir ulus kendisine varını yoğunu teslim etmiş olsun. sen hiç böyle bir sorumluluk aldın mı ? sen hiç böyle bir stresin altına girdin mi ? koca bir ulusun -bak üç beş kişi değil- bütün geleceğini şekillendirmek durumunda kaldın mı ? üç kişilik bir şirketi bile yönetirken " iki aydır maaşları ödeyemiyorum, çalışanlar perişan" diye intihar ederken, koca bir orduya, milletin elinde kalan son güce büyük taarruz emrini verdin mi ??

    çok işmişmiş. az bile içmiş.... çok sigara kullanırmış, az bile içmiş.

    sıcacık evlerinizde, yediğiniz önde yemediğiniz arkada götünüzden sallamak kolay tabii. gidip 1 hafta çadırda yaşayın bakalım, sabahlara kadar top sesleri patlasın sağınızda solunuzda. yürüdüğünüz arazide onlarca gencecik askerin cansız bedenleri ile karşılaşın. bakalım sadece rakı mı içiyorsunuz.