şükela:  tümü | bugün
  • http://www.sozcu.com.tr/…u-ibadete-donustu-2085814/
    yargıtay üyesi abdullah yaman ın boş beyanıdır
  • kimsenin, kendisinden 10 kasım günü matem tutmasını beklemediğini; yalnızca, tarafsız ve adil olma erdemlerine sahip olmasının kafi olduğunu bilmeyen ''hukukçu'' beyanatı.
  • bu zihniyet bizi sadece 10 kasım atatürkçüsü olarak görmeye devam ededursun, biz her 10 kasım'da, her 23 nisan'da her 30 ağustos'da her 29 ekim'de daha güçlü olarak büyüyeceğiz.

    bizim için 10 kasım değil her kasım yas günü, ve bunu her yıl kafanıza kafanıza vurmaya devam edeceğiz, her 10 kasımda sevmeseniz bile eşek gibi gidip anıtkabirde saygı duruşunda bulunacaksınız.
  • sonuna kadar arkasında olduğum, her satırının altına imzasını attığım yargıtay üyesi abdullah yaman’ın efsane yazısı. böyle akıcı ve güzel bir eleştiri okumayalı çok uzun zaman olmuştu. elleri dert görmesin.

    “türkiye'de öteden beri dinde reform çağrısı yapan kemalist'lerin kendi dinlerinde en ufak bir tadilat yapmaya niyetleri yok… öyle ki, yontma kemalizm çağından, cilalı kemalizm sürecine evirileceklerine dair en ufak bir umut ışığı dahi görememekteyiz…

    ne var ki, kendileri muhalefette olsa dahi dinlerini iktidarda tutan bir koruma zırhına sahipler… dogmatik olmakla itham ettikleri sair dinler bile kendi içinde ciddi tartışmalar yaşarken; anayasanın “değiştirilemez ve değiştirilmesi dahi teklif edilemez” zırhıyla kaplı olan bir dine mensup olmanın konforunu yaşamaya devam edecekler…”

    edit: aşağıda birisi demiş ki “imzalarını nicklerinin arkasına saklanarak değil de gerçek isimleriyle atsalar da bi görelim bakalım kimlermiş.”

    bu arkadaş mağaraya internet bağlatmış sanırım. tüm türkiye biliyor olm ismimi, sen yontma taş cilalı taş diye evrimleşirken duymadıysan benim suçum mu?
  • (bkz: atatürk paylaşımı direnişin diğer adıdır)

    buradayız, sonsuza kadar da olacağız.
  • tayyip erdogan'in hosuna gitmeyecek talihsiz cumle. yeni turkiye ataturkcu oldu, yargitay baskaninin haberi yok.
  • "cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler."

    mustafa kemal atatürk
  • ''hürriyet, ihtimal ki, zorla tesis olunur; fakat herkese karşı taassupsuzluk göstermekle ve aldırmamazlıkla muhafaza edilir.''
    hürriyetin, vicdan ve din hürriyetlerinin ne olduğunu biliyoruz.
    türkiye cumhuriyeti'nde herkes allah'a istediği gibi ibadet eder. hiç kimseye din fikirlerinden dolayı bir şey yapılamaz. türk cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur.

    türkiye'de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. artık samimi mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğrenmiş görünüyorlar.
    bütün bunlarla beraber, din hürriyetine, umumiyetle vicdan hürriyetine karşı, taassup kökünden kürünmüş müdür?
    bunu anlayabilmek için taassupsuzluğun ne olduğunu tetkik edelim. çünkü bu kelimenin delalet ettiği manayı, zihniyeti, herkes kendine göre anlamaya çok meyillidir. dini hürriyeti bir hak telakki etmeyen acaba kalmadı mı?

    vicdan hürriyetini, insan ruhunun, allah'ın âli hüküm ve nüfuzu altında, dini hayatı idare için malik olduğu haktan ibaret olduğunu bellemiş olanlar, acaba bugün nasıl düşünmektedirler? bu gibiler kendisi gibi düşünmeyenlere içlerinden olsun kızmıyorlar mı?

    bu saydığımız zihniyette bulunduğuna ihtimal verilen kimselere hür müttefiklerimiz, acaba bir teessür hissiyle esefle bakmıyorlar mı?
    bu saydığımız gibi muhtelif inanışlı kimseler, birbirlerine kin, nefret besliyorlarsa birbirlerini hor görüyorlarsa ve hatta sadece birbirlerine acıyorlarsa, bu gibi kimselerde taassupsuzluk yoktur; bunlar mütaassıptırlar.

    taassupsuzluk o kimsede vardır ki, vatandaşının veya herhangi bir insanın vicdani inanışlarına karşı hiçbir kin duymaz; bilakis hürmet eder. hiç olmazsa başkalarının, kendininkine uymayan inanışlarını bilmemezlikten, duymamazlıktan gelir.
    taassupsuzluk budur. fakat hakikati söylemek lazım gelirse diyebiliriz ki hürriyeti, hürriyet için sevenler, taassupsuzluk kelimesinin ne demek olduğunu anlayanlar, bütün dünyada pek azdır. her yerde umumi olarak cari olan taassuptur. her yerde görülebilen sulh manzarasının temeli, taassup ile hür fikrin birbirine karşı kin ve nefreti üstündedir; temelin devrilmemesi, kin ve nefret zeminindeki muvazeneyi tutan fazla kuvvet sayesindedir.

    bu söylediklerimizden şu netice çıkar ki, aramızda hürriyet hailelerinin zail olduğuna, bizim gibi düşünen ve hissedenlerle birlikte yaşadığımıza hüküm vermek müşküldür.
    o halde görülen, taassupsuzluk değil zaafın dermansız bıraktığı taassuptur.

    şüphesiz, fikirlerin itikatların başka başka olmasından şikâyet etmemek lazımdır. çünkü bütün fikirler ve itikatlar, bir noktada birleştiği takdirde bu hareketsizlik alametidir, ölüm işaretidir. böyle bir hal elbette arzu edilmez. bunun içindir ki, hakiki hürriyetçiler, taassupsuzluğun umumi bir haslet olmasını temenni ederler. fakat hatta hüsnüniyetle dahi olsa, taassup hatalarına karşı dikkatli olmaktan vazgeçemezler. çünkü hüsnüniyetle, hiçbir zaman, hiçbir şeyi tamir edememişlerdir.
    insanların, ruhun selameti için yakıldıklarını biliyoruz.
    herhalde bunu yapan engizisyon papazları hüsnüniyetlerinden ve iyi iş yaptıklarından
    bahsederlerdi; belki de cidden, bu sözlerinde samimi idiler. fakat bir hamakati, yahut bir hıyaneti iyi bir iş kalıbına uydurmak güç değildir, en nihayet bu, bir isim değiştirmek meselesidir.

    işte bu sebepledir ki aldırmamazlığı, kayıtsızlık derecesine kadar götürmemek mühimdir.
    gerçi hür olmak herkesin hakkıdır ve bunun için hakiki hürriyetçiler, hürriyetçi olmayanlara karşı da geniş davranılmasını isterler. fakat bunların hiçbir zaman elleri ayakları bağlı olduğu halde kurbanlık koyun vaziyetine razı olacakları asla kabul olunmamalıdır.

    unutmamalıdır ki bazı insanlar istikbali, mazinin arasından görmekte musırdırlar. bunlar, alakamızı kestiğimiz ananelere karşı behemehal, sadakatın iadesini isterler.
    bu gibi insanlar, kendi itikat ettiği gibi itikat etmeyen kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini, cenderede hissederler.
    herhalde, taassupsuzluğun arzu edildiği gibi umumileşmesi, huy haline gelmesi fikri terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır. "

    mustafa kemal atatürk
  • sorsan islam’ın veya imanın şartlarını bile sayamayacak adamın beyanı. 10 kasım haricindeki günlerde atomu parçalıyor sanki pezevenk.

    o değil de, bu nasıl bir kuyruk acısıdır be. acıyorum size.
  • kamalinkilere vermiş de vermiş.

    “sair türbe ve kabirlerde dua edenler, bilimsellik namına ti'ye alınırken, milli bayram ve anma törenlerinde bir nevi içtima alanına çevirdikleri anıtkabir'deki cemaat mevcudiyeti istatistikleri üzerinden gurur devşirdiler” resmen saplamış.