şükela:  tümü | bugün
  • cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte
    büyük önder atatürk'ün genç türkiye cumhuriyeti'nin gündemine getirdiği bir imgedir bozkurt.
    öyleki, atatürk bozkurt imgesini günlük yaşamda görünür kılabilmek
    ve yurttaşlarda bu konuda merak uyandırmak için o dönemde yapılabilecek hemen hemen herşeyi yapmıştır.
    örneğin,
    bağımsız türk yurdunun ulusal simgelerinden biri olan türk lirası'na bozkurt resmini koydurmuş, posta pullarına da bozkurt resmini koydurtmuş, ilk yolcu gemisine bozkurt adı konulmasını önermiş,
    petrol ofisinin logosunun bozkurt olmasını istemiş ve öyle de yaptırmış, döneminin adelet bakanı mahmut esat'a bozkurt soyadını vermiş, kendi döneminin ilk tarıma dayalı sanayi ürünlerinden olan yeni çıkan bir sigaraya da bozkurt adını vermiş ve paket üzerine bozkurt resmini koydurmuş, eğitim bakanlığı girişine bozkurt'u simgeleyen ergenokon'dan çıkış temalı resmi yaptırmıştır, türk küçük izcilerine yavru kurt adını koymuş, türkiyat enstitüsü'nün ambleminin de bozkurt olarak tasarlanmasını istemiş ve yaptırmış, aynı biçimde türk ocakları'nın logosunu da bozkurt yaptırmıştır.
    türk işbirliği ve kalkınma ajansı'nın logosunun da kurtbaşı olmasını önermiştir.
    ankara üniversitesi'nin diplomalarının alt köşesine kurtbaşı imgesi koydurtmuştur.
    ve çalışma masasındaki çağırma zili bir bozkurt'tur.
  • yabancı kaynaklarda sıkça mustafa kemal'i simgeleyen bir ifadedir bozkurt. hatta şöyle bir rivayet de vardır ki, atatürk zamanında türk bayrağını mavi zemin üzerine bozkurt resimli bir bayrakla değiştirmeyi önermiş (göktürklere özenerek). anlatanın yalancısıyım*.
  • atatürk'ün sağlığında türkleri pek de sevmediği bilinen amerikalı bir yazar olan harold courtenay armstrong büyük önderin bu özelliğini yani bozkurt imgesine düşkünlüğünü bildiğinden atatürk'ü ve dönemin türkiye'sini anlattığı kitabına bozkurt adını koymuş, atatürk de sağlığında bu kitabı okumuş ve ülkede yayınlanmasına izin vermiştir.
  • atatürk'ü çok iyi gözlemlemiş olan, çok iyi tanıyan
    ve kendisine yazdığı bir mektupta
    "senin eserin ve sana aziz olan türk dilinin inanmış bir şairiyim" diyen
    dünyaca ünlü komünist türk şairi nazım hikmet ran da kurtuluş savaşı destanı adlı yapıtında kendisinden söz ederken
    atatürk'ü sarışın bir kurt'a benzetmiştir.

    "dağlarda tek
    tek
    ateşler yanıyordu.
    ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
    şayak kalpaklı adam
    nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
    güzel, rahat günlere inanıyordu
    ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
    birdenbire beş adım sağında onu gördü.
    paşalar onun arkasındaydılar.
    o, saatı sordu.
    paşalar : «üç,» dediler.
    sarışın bir kurda benziyordu.
    ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
    yürüdü uçurumun başına kadar,
    eğildi, durdu.
    bıraksalar
    ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
    ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
    kocatepe'den afyon ovası'na atlıyacaktı."
  • o'nun kurduğu genç türkiye cumhuriyeti'nin eğitim ordusunda, o dönemin koşullarında öğrencilerin tek bir örnek şapka,kep takması zorunluydu ve okula şapkasız gidilemezdi.
    ilk ve orta dereceli okuların şapkalarında da o'nun istediği gibi kurt başı bulunurdu.

    1958 yılında adnan menderes'in başbakanlığı döneminde eskişehir'de yapılan ilk türk lokomotifine de karakurt adı verilmişti.
  • cumhuriyet gazetesi'nde yayınlanan bir şiiriinde fazıl hüsnü dağlarca da atatürk ve kurt imgelerini yanyana kullanır.

    "mustafa kemal'in kurdu"

    “bir kurdu vardı mustafa kemal’in
    kimi orta asya’dan gelmiş der,
    kimi anadolu’da dinelmiş der
    bir kurdu vardı mustafa kemal’in
    kimi tanrı’ya tanrı’ya yükselmiş der
    (.....)

    oralarda dört yünden dört milyon dört kara ağız
    yıl 1980 mi ne
    ısırmış ipek toprağını yurdun çepçevre ısırmış kan.
    ama tohumlar tohumlar özgürlüğe sevgiye doğru,
    eksen mi ne.

    daralmış yüreği yurdun ulusun,
    er kişiye ölüm son değil
    bir mağara değil ki dele dele gidesin hey
    bir demir yamaç değil ki eritesin hey
    bu güç daha, bu büyük daha, ergenekon değil,
    o sıra bir kurt bozdan sarı,
    o sıra bir kurt yakında, uzakta.
    o sıra var, geçmişten geleceğe, o sıra var,
    o sıra hep.
    o sıra bir kurt gözleri yanmakta.
    (.....)

    ışık mı desen karanlık mı desen,
    boşalır boşalır gün içre bir deli oluk
    bu bir yürekten boşluğa açılmış yaşama çiçeği
    bu bir direnç
    dağılan yayılan toplum olan bir soluk.

    açlığı yalnız özgürlük üzerine,
    yemiş içmiş nice zengin savaşları tok.
    dört ayaklı ama dört kara parçasınca dört ayaklı,
    bin elli gezegenlerle bin elli,
    kişi ama gövdesinden öte çok.

    işte işte mustafa kemal’in kurdu kocaman
    kocaman bir gündü.
    yurt üzre, yeryüzü üzre,
    sonsuzluk üzre,
    58 yıl göründü.”

    yine fazıl hüsnü dağlarca'nın bu kez cumhuriyet'in 50. yılında yazdığı bir şiir.

    bozkurtla kavak

    ben yabanın kurduyum nazlı kavak
    gelirim her yılın en karlı günü
    dumanlı dağlardan
    ankara'ya
    arar mustafa kemal'ini susan doruk,
    bozundan bozundan bir susar ki
    inilder havalar acısnda.
    hadi sen yücesin akıllısın
    bilirsin bilgeliğini
    sessizliğin
    de bana bir yaprak.

    dinle kardeş kurdum,
    yellerle gecelerle
    yaşamakla dolu olduğun kadar
    düşün
    ve duy:
    işte özgürlükler,
    sonsuzluk,
    işte ölümsüz toprağın gizi
    sen onu aramasan
    ve o sevmese seni
    ben nasıl yeşil olurdum?
  • enver naci gökşen’in behçet kemal çağlar adlı kitabında,
    behçet kemal’in ergenekon adında bir piyes yazdığı ve bunu atatürk’ün huzurunda bir arkadaşıyla birlikte oynadığı belirtilir. behçet kemal şöyle anlatır:
    “ankara’ya ayak basışının yıldönümünü kutlamaya halkevi’nde ilk defa karar vermiştik. reşit galip nutuklarının en güzelini söylemiş, ben de ergenekon ismindeki manzum ve bir perdelik bir piyes bir arkadaşla oynamıştım. birinci efsane ergenekon’la ikinci hakikî ankara ergenekon’u birbirine vasleden bu piyeste dağlar, demircinin çekiciyle parçalanınca
    turan illeri yerine ankara görünüyor ve kaybolan bozkurt’un yerine atatürk’ün silüeti ufukta güneş gibi parlıyordu...
    ankara dekorunun önünde seymenler türkülerine ve rakslarına başlıyorlardı.”

    behçet kemal çağlar,
    bozkurt motifini ve ergenekon temasını
    “atatürk’ü dinlerken” adlı şiirinde de kullanır:
    “yay yine gerilmede, fırlayacak yine ok,
    yine vatanımızın yeryüzünde eşi yok;
    bozkurt, ergenekon’u yeni delmiş gibidir;
    herkes bir ihtiraı seyre gelmiş gibidir.”

    vasfi mahir kocatürk, “istiklâl savaşı destanı”nda,
    atatürk’ün samsun’a çıktığı sırada
    tanrısal bozkurt”un geldiğini belirtir. şiirde destanî bir tablo çizilir.
    “güneşin çizdiği izden
    canlı bir umut geliyor;
    ufku dumanlı denizden
    tanrısal bozkurt geliyor.”

    vasfi mahir kocatürk, ergenekon adında bir şiir kitabı da yayınlamıştır.
    kitapta mavi kurt, tanrı’dan ilahî bir görev ve kılıç alır.
    görevi işgal altındaki yurdu kurtarmaktır.
    türk milletinin atilla, timur gibi beklediği bir lider olan atatürk ortaya çıkar;
    o âdeta tanrısal bir bozkurt’tur.

    oğuz akkan’ın, "ergenekon" kitabının aynı adlı ilk şiirinde bu destanın gayet sade bir anlatımla dörtlüklere dökülmüş özetini okuruz.
    akkan, şiirin son iki bendinde destanı, istiklâl savaşı’na, anadolu’ya ve atatürk’e şöyle bağlar:
    “istiklâl savaşında çıktık ergenekondan
    orta anadoluda yazıldı ayni destan
    atatürk kurdumuzdu yurt ise ergenekon
    bu yurt için uğraştık bu yurt için döktük kan
    ergenekondan çıkıp düşmanı yere serdik
    kurtuluşu birlikte, ilerlemede gördük.”

    nurettin özyürek’in
    mustafa kemal paşa” adlı şiirinde,
    onun kocatepe’ye çıkışı bozkurt’un yol göstericiliğiyle birleşir:
    “ve bir gümüş ay yükseldi yangınlıklar üstüne
    kuru dallar çiçek verdi
    çıkıp kocatepe’ye bozkurt misâli
    kemal paşa yol gösterdi.”

    muin memduh tayanç’ın "ergenekon, türk gençliğine" kitabı da bunlardan birisidir.
    kitabın son bölümünlerinde,
    “bu menkıbe bir efsane değil, bir hakikattir. (...) yirmi bir yıl önce, bütün dünya türke düşman olmuş, el ele vererek onu ardından vurmuştu. bu vuruşla yok olacağımızı bekledikleri anda türk şahlandı, önderlerini buldu,
    dirilen ülküsünü kanı ile besleyerek çarpıştı ve inönülerini, sakaryaları, dumlupınarları yarattı...
    anadolumuzda, bu yeni ergenekonumuzda, asîl türk çocuklarının kanı ile yıkadığımız içimizin acısını unuttuk,
    bayrağımızın rengini, öz kanımızla tazeledik ve bütün dünyanın saygı ile eğilen başları önünde şimdi yükseliyoruz.
    ruhlarımızı bu gün altı ok tutuşturuyor ve geçitleri gösteriyor!”
    burada da atatürk'ün kurduğu parti olan chp’nin ilkelerini belirten altı ok, tıpkı bozkurt gibi millete yol göstermektedir.

    kaynak:muharrem kaya
  • photoshop kullanmayı biraz olsun bilenler için şöyle bir imgedir: http://galeri7.uludagsozluk.com/…bozkurt_288405.jpg

    mevzubahis montajla kısa bir süre önce facebook'ta tekrar karşılaştım. paylaşan arkadaşın yorumu kabaca şu şekildeydi: "ilk meclis! kurt ve hilal arka planda. sonradan vatan hainleri tarafından değiştirilmiştir!"

    ne yazık ki fotoğrafın orijinali budur: http://www.ataturktoday.com/…yis1935chpkurultay.jpg

    bir kaç tane daha örnek mevcut. görüldüğü üzere fotoğraf ilk meclise değil, 1935 tarihli chp kurultayına aittir. arka planda ise sözde tüm türklüğün simgesi (!) olan bozkurt ve hilal yerine cumhuriyet halk partisi'nin altı oku bulunmaktadır.

    dipçik not: ne anti milliyetçi ne de chp'liyim. sadece global olarak yalancılığa ve gerizekalılığa tahammül edemeyen bir bireyim.