şükela:  tümü | bugün
  • merhaba arkadaşlar, kanalıma hoşgeldiniz (gülme efekti). bugün de atatürk hakkında özellikle sinan meydan gibi hatalarla ve yalanlarla dolu tarih anlatıcılarının bir yalanına değineceğiz.

    bugünkü yalanımız, kur'an-ı kerim'i türkçeye ilk kez atatürk'ün elmalılı hamdi yazır'a yaptırttığı yönündeki iddiadır. bu iddianın bir diğer yanı da bu meal gerekli parayı atatürk'ün cebinden verdiğidir.

    1) kur'an-ı kerim'i türkçeye ilk kez atatürk mü çevirttirdi?

    kur'an-ı kerim ilk kez türkçeye karahanlılar devleti zamanında çevrilmiştir. aşağı yukarı atatürk'ten 1000 sene öncesine aittir bu meal. hatta bu o kadar acınası bir yalandır ki, bu asırlar önce yapılan çeviriler halen kitapçılardan satın alınabilmektedir.

    murat bardakçı ve erhan afyoncu bunu bir programda dile getirip dalga geçmişlerdi zaten.

    ayrıca atatürk'ten önce çevirilen kur'an mealleriyle ilgili detaylı bir yazı.

    2) atatürk elmalılı hamdi yazır'a kur'an mealini kendisi mi çevirttirmiştir ve parasını cebinden mi vermiştir?

    elbette bir materyalist ve islam karşıtı düşüncelere sahip bir insan olarak mustafa kemal'in ne kuran çevirteceğini ne de buna cebinden para vereceğini beklemek yanlış.

    mevzunun detayları geniş ama ben özet geçeceğim.

    a) elmalılı hamdi yazır'a meal/tefsir yazması 1. ve 2. meclis’in “sarıklıları” arasında sayılan eskişehir mebusu abdullah azmi efendi’nin meclise verdiği 21.02.1341 tarihli takrir ile mümkün oldu. bu takrirde mustafa kemal atatürk'ün imzası yoktu 2 3 4.

    b) atatürk bu mealin parasını cebinden de vermemiştir. ödeme toplamda 6000 tl mehmet akif ersoy'a, 6000 tl de elmalılı hamdi yazır'a olmak üzere diyanet işleri başkanlığı bütçesinden diyanet işleri başkanı ahmet hamdi akseki imzasıyla verilmiştir.

    c) mustafa kemal atatürk kuran mealini islam karşıtı materyalist bir ekibe yaptırmak istiyordu, amacını silah arkadaşı kazım karabekir'in hatıratından okuyalım:

    “ziyafete m. kemal paşa da, ben de davet edilmiştik. vekillerden kimse yoktu. hayli geç gelen m. kemal paşa heyet-i ılmiye’nin şimdiye kadarki mesaisi ile ilgili görünmeyeni “kur’ân’ı türkçeye aynen tercüme ettirmek” )arzusunu ortaya attı. bu arzusunu ve hatta mücbir (zorlayıcı) olan sebebini başka muhitlerde (çevrelerde) de söylemiş olacaklar ki, o günlerde bana şeriye vekili konya mebusu hoca vehbi efendi vesair sözüne inandığım bazı zatlar şu malûmatı vermişlerdi:

    “gazi m. kemal, kur’an-ı kerim’i bazı islâmlık aleyhtarı züppelere tercüme ettirmek arzusundadır. sonra da kur’an’ın arapça okunmasını namazda dahi men ederek bu tercümeyi okutacak. o züppelerle de işi alaya boğarak aklınca kur’ân’ı da islâmlığı da kaldıracaktır. etrafında böyle bir muhit kendisini bu tehlikeli yola sürüklüyor.”

    “bazı yeni simalardan da bahş ettikleri gibi bu akşam da bu fikre mumaşaat eden (beraber olan) bazı kimseler görünce bu tehlikeli yolu önlemek için m. kemal paşa’ya şöyle cevap verdim:

    – devlet reisi sıfatıyla din işlerini kurcalamaklığınız içerde ve dışarıdaki tesirleri çok zararımıza olur. ışi alâkadar makamlara bırakmalı. fakat, rastgele, şunun bunun içinden çıkabileceği basit bir iş olmadığı gibi kötü politika zihniyetinin de işe karışabileceği göz önünde tutularak içlerinde arapçaya ve dinî bilgilere de hakkıyla vakıf değerli şahsiyetlerin de bulunacağı yüksek ilim adamlarımızdan mürekkep bir heyet toplanmalı ve bunların kararına göre tefsir mi? tercüme mi yapmak muvafıktır? ona göre bunları harekete geçirmelidir.

    – m. kemal: din adamlarına ne lüzum var? dinlerin tarihi malûmdur. doğrudan doğruya tercüme ettirmeli… gibi bazı hoşa giden bir fikir ortaya atılınca buna karşı şöyle konuştum:

    – müstemlekeleri (sömürgeleri) islâm halkıyla dolu olan bu milletler kendi siyasî çıkarlarına göre kur’ân’ı dillerine tercüme ettirmişlerdir. ıslam dinine ve arap diline hakkıyla vakıf kimselerin bulunamayacağı herhangi bir heyet bu tercümeyi, meselâ fransızcadan da yapabilir. fakat bence burada maarif (öğretim ve eğitim) programımızı tesbit etmek için toplanmış bulunan bu yüksek heyetten vicdanî olan din bahsinden değil ilim cephesinden istifade hayırlı olur. kur’an’ın yapılmış tefsirleri var, lazımsa yenisini de yaparlar. devlet otoritesini bu yolda yıpratmaktansa millî kalkınmaya hasr etmek daha hayırlı olur.

    m. kemal paşa, beyanatıma karşı hiddetle bütün zamirlerini (içyüzünü) ortaya attı:

    – m. kemal: evet karabekir, arap oğlunun (hz. muhammed) yavelerini (saçmalıklarını / yalanlarını) türk oğullarına öğretmek için kur’ân’ı türkçeye tercüme ettireceğim. ve böylece de okutacağım. ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler…

    ışin bir heyet-i ılmiye huzurunda berbat bir şekle döndüğünü gören hamdullah suphi ve ruşen eşref:

    – paşam, çay hazır, herkes sofrada sizi bekliyor.. diyerek bahsi kapattılar.”

    herhangi bir yorumda bulunmadan özet:

    kazım karabekir'in anılarına bakılırsa ve olaylar kazım karabekir'in anlattığı gibiyse -ki kendisi güvenilir bir insan olmakla nam salmış bir kahramandır- mustafa kemal atatürk kuran'ı din ile alakası olmayan ve arap diline de hakim olmayan kişilere çevirtip arap oğlu dediği hz. muhammed'in "saçmalıkları"nı herkese göstermek arzusundadır.

    tabi biz bunları delilli, belgeli açıklıyoruz ve yalanları ortaya döküyoruz ama yarın x bir başlıkta "atatürk kuran'ı türkçeye çevirtti, o olmasaydı ne okuduğunuzu anlamadan bin yıldır yaptığınız gibi ibadet edip duracaktınız" gibi saçmalıklarını yazmaya devam edecekler, zerre kadar da utanmayacaklar.

    çünkü cahiller utanmaz.

    not: “karahanlılardan atatürk devrine kadar hiç kuran meali ve tefsiri olmadığı” iddiası üzerine kurulan yalan, manipülasyon ve laf kalabalığı dolu şu entry’e yukarıda kuran mealleri üzerine detaylı bir yazıya bağlantı vererek zaten cevap vermiştim. (bkz: #74170926) bir de buradan yazalım.

    ben sadece atatürk’ten önce karahanlılar çevirmişler iddiasında değilim, karahanlılarla ilk kez çevrilen kuran atatürk dönemine kadar elliden fazla kez (50) tercüme ve tefsir edildi. tüm bu tercümeler halen kitapçılardan satın alınabiliyor ve kütüphanelerden ulaşılabiliyor.

    yani evet atatürk’ün derdi iyi ve anlaşılır bir kuran tefsir ettirmek değil, özellikle de eski alfabeyi kaldırdıktan sonra yeni alfabe ile materyalist islam karşıtı bakışla çeviri yaptırmak ve hayalini kurduğu üzere materyalist bir nesil yetiştirmekti. kendisi de sıkı bir materyalistti.

    fakat kendi istediği kişilere meal yaptırmayı başaramamıştır. bu yüzden mehmet akif ve elmalılı hamdi yazır’a meclis tarafından ısmarlanan meallerin materyalist bir bakışa hizmet etmesi için yazarlarla baskı yapma yolunu seçmiştir.

    bu yüzden mehmet akif yazacağı mealin atatürk’ün amacına hizmet etmesini istemediğinden yaptığı tercümeyi chp’lilerin cumhurbaşkanlığı seçiminde oy verdikleri ekmeleddin ihsanoğlu’nun babasına imha ettirtmiştir. elmalılı hamdi yazır ise atatürk’ün amaçladığı şekilde kullanılmaması için yaptığı tercümenin dilini bilinçli olarak ağırlaştırmış, hatta bilinçli olarak düşük cümleler kullanarak anlaşılması zor bir hale getirerek teslim etmiştir. bir de bu kuran’ın önsözünde materyalistlere laf sokmuştur. onu da siz bulup buraya koyarsınız artık, güya çok dürüst ve delikanlısınız ya, ahahahahah.
  • ne yani, ölmeden önce aleyküm selam dememiş mi??!1!!

    saniyorum kemalistlerimiz ataturk cok dindar insandi dedirtmek ve dindar vatandaslara yarandirmak icin ataturk adina ahkam kesme yetkisini kendinde buluyor. ne büyük eziklik. sonra ataturk'un dini inanci gundeme gelince altında tehditler savuruyorlar yobazca. allah'im sen akillarina mukayyet ol.

    herkes dinini, inancini secmekte ozgur.

    tanim editi: bir kemalist yanilgisina deliller ve kaynaklarla verilen cevaplarin bulundugu hede.
  • ister farsça, ister ingilizce, ister yunanca, ister türkçe'ye çevir. sonuç değişmiyor. (bkz: islam dünyası denen lağım çukuru) 1000 yıl önce çevrilmişte kaç kişi okumuş bu kitabı? bir elin parmağını geçmez. okuyan adamların da ne yöne saptıkları ortada. (bkz: ebu'l-a'la el-ma'arri) (bkz: takuyuddin rasathanesinin yıkılması) son 80 senede yapılan çevriler olmasa bugün hala kur'an türkçe okunur mu okunmaz mı diye tartışırdı bu eblek muhafazakar kitle. boş yere kendinizi kandırmayın. islam dünyası denen bok çukurundan bu ülke biraz daha yaşanır ise atatürk sayesindedir. gerisi palavradır.
  • keşke bu 100 yıl önce tükçeleştirilmiş eserden birkaç da örnek sunulsaydı diyerek normal bulduğum hadise.

    gerçekten okumak isterim birkaç örnek.
  • işin en komik kısmı siz din adına her türlü şerefsizliğe yol veren çomarların atatürk'ün dinlerden pek hoşlanmadığını ispatladığında bu ülkeyi daha güzel bir yer haline getireceğine inanması.

    atatürk'ün bundan 100 yıl önce bu kafada ve bu denli cesur olması beni gururlandırmıştır, kendisi kısacası şu an bu ülkede yaşayan bir çok insan gibi kuran'ı içeriği 7. yüzyılda arap ırkı için arapça yazılmış çeşitli ticaret ilişkileri, aile ilişkileri, özel hayat, önceki iki kitabın özeti olan bir yapıt olarak görmektedir. şu an anayasasında dini olmayan bu ülkede nasıl ki diyanet işleri başkanı çıkıp afrin'deki askerlerin "islam askeri" olduğunu söyleyebilecek kafayı ve rahatlığı bulmuşsa, o zaman da güç sahibi olanlar kendi fikirlerini halka aşılamak istemiştir. aradaki tek fark şudur:

    -bir tanesi senden 3 çocuk yapıp, vatanındaki tarihi eseri put görüp, vatanındaki midyeyi bile regl oluyor diye yememeni isteyip, evrim teorisini kitaplardan silip, ülkeni değil, ümmetini düşünmeni isterken

    -diğeri senden okuyup, sorgulayıp, vatanın ve dünyanın taşı, çiçeği, çayı, endemik türü, tarihi eseri, coğrafyası, tarihi, sanatı, ekonomisi hakkında bilgi sahibi olan, hurafenin her türünü hayatından siktir etmiş, neye inanırsa inansın veya inanmasın hayatında hiç çıkmadığı kasabasında oturup hayatında bir tanesiyle tanışmadığı yahudilerden nefret etmek gibi aptalca gereksinimler hissetmeyen, insanlara bu dünyaya ne kattıkları üzerinden değer vermeyi öğrenmiş bir toplum yaratmak ister.

    atatürk'ün neye karşı, ne sebeple savaştığını herkes çok iyi biliyor, masal anlatmayı kesin şimdi insanlara.
  • çok klasik olacak ama kusura bakmayın!
    we have no durum and couldnt read it.
  • diyanet işleri başkanlığı'nı atatürk kurdu. belgelerle tarih adı altında bir kişinin hatıratı referans gösterilerek (hem de o kişi atatürk'le papaz olan biri) yapılan dedikodu tarihi yerine icraate bakınız. nedir o icraat? diyanet işleri başkanlığı'nı karahanlıların ya da kazım karabekir' in değil atatürk'ün kurmasıdır. ayinesi iştir kişinin dedikoduya bakılmaz. nokta.

    esen kalın.
  • orijinalinden değil farsça'dan çevrilmiştir.
  • "ilk defa atatürk çevirdi" diye kim dedi lan? kendi kendine gelin güvey oluyor yav.