şükela:  tümü | bugün
  • oldukça saygı duyduğum insanlardır.

    ben ve benim gibi birçok suser atatürk'ü seven ve sayan ailelerde yetiştik. akp öncesinde daha çok kalbimizle seviyorduk ailemiz ve okullarımızın da etkisiyle. atatürk bir kahramandı, işgal edilmiş ülkeyi kurtarmış ardından devrimleriyle kalkındırmıştı. ama bugün birçok atatürkçünün kabul ettiği üzere atatürk'e olan bu sevgi yüzeyseldi, törenlere, törenlerdeki klişe konuşmalara ve şiirlere hapsedilmişti. biz atatürk'ün değerini yeterince bilmiyorduk. çünkü iç ve dış kaynaklı birçok sorunu olsa da ülkenin özünde hep atatürk'ün yolunda olduğuna ve bir gün kalkınacağına ve çağdaş ülkeler arasında yer alacağına inanıyorduk. ancak özellikle akp sonrasında durumun böyle olmadığını gördüğümüzde elimizden yitip gitmekte olanın kıymeti arttı. atatürk'ün yaptıklarını daha çok araştırdık, okuduk. hayranlığımız daha da arttı. kalbimizin yanında aklımızla da çok sevmeye başladık onu. bu ülkede teba olmaya alışmış insanlarla bunları nasıl başardı diye hep şaşırdık, hala da şaşırırım bazen. akp ironik olarak atatürk sevgisini daha da perçinledi içimizde, kıymetini daha da anlamamızı sağladı. artık atatürk'ü devlet değil halkın bir bölümü sahipleniyor ama devletin eski sahiplenmesinden çok daha etkili ve bilinçli bir sahiplenme bu.

    bizde durum buyken bir de bahsettiğim insanlar ortaya çıktı. sözlükte de çeşitli başlıklarda zaman zaman denk geldim bu yazarlara. çoğu aileden atatürk düşmanı veya düşman olmasa bile atatürk'e sevgi duymayarak yetiştirilen yani atatürk'ü anlamak için bir teşvik görmeyen insanlar bunlar. bazıları da bizim gibiyken çeşitli ideolojilere savrulmuş, atatürk'ü önemsiz görmeye başlamış ancak daha sonrasında hata yaptığını anlamış yazarlar. bir kısmıyla yazıştım, hikayelerini merak ettim. onlara böyle bir başlık açacağımı söylemiştim uzun zaman önce ama araya çeşitli şeyler girdi. 10 kasımın yıldönümü yaklaşmışken aklıma geldi ve vakit ayırıp açmaya karar verdim. çeşitli başlıklarda dağınık olarak duracağına böyle bir başlıkta hikayeleri toplanırsa atatürk'ü anlamak isteyen başka insanlara yol gösterici olabilir diye düşündüm. çünkü bahsettiğim gibi herkes bizim gibi atatürk'ü seven bir ailede doğmuyor. bu insanların atatürk'ü kendi yönelimleriyle araştırıp sever ve sayar hale gelmeleri bana göre çok takdir edilesi ve örnek gösterilmesi gereken bir durum.

    gelecek için pek ümidim olmasa da kendileri gibi insanların sayılarının artmasının önemli olduğunu ve bizlere mücadele azmi vereceğine inanıyorum. bu arkadaşlar hikayelerini mümkün olduğunca anlatırlarsa çok iyi olacağını düşünüyorum ve hepsine teşekkür ediyorum.
  • o yazarlar arasında olmaktan onur ve gurur duyuyorum. doğru yolda olmamı sağlayan akp ye de teşekkür ederim.
  • sözlüğün, aklımızı da okumaya başladığını görmemi sağlayan başlıkta söz edilen yazarlardır.
    atatürk başlığına yazayım diye düşünürken burayı gördüm daha uygun olacak diye burdan devam edeyim.
    bu yazarlardan biri de kısmen benim diyebilirim. kısmen diyorum çünkü benimki sevmemek değil de bazı konularda, olumsuz anlamda eleştirmekti. bir şey istediği zaman "abi, allahını atatürkünü seviyorsan" diyen bir çocuğun yetiştiği bir aile ortamında onu da belirtmek isterim.
    kendisinin, bu ülkeyi çıkarmak istediği seviyeye giden yoldaki kimi uygulamalarına karşı çıkarken, bu konulara dair önemli boyutta bilgi eksikliğim olduğunu farkettim. islamcı, sosyalist vb ideolojilerde olsun, doğruluğundan şüphe edilmeyen, resmi tarih inkarcılığı mevcut. ben resmi tarihin her dediği muhakkak doğrudur demiyorum ama uzun sayılabilecek bir süre önce anladım ki sırf buna karşı çıkmak için de tarihin eğilip bükülmüş halini de mutlaklaştımak gibi bir yanlışa da düşülüyor. alternatif tarihte, mazlum, değeri bilinmemiş olarak anlatılan kimi kişilerin pek de öyle muhteşem karakterler olmadığını da bilgiye ulaştıkça fark ediyorsun.
    atatürk'ün, bir ülkeyi dipten ayağa kaldırmaya çalıştığı bir dönemde tam da kritik zamanlarda yaşanan bazı gelişmeler ve o gelişmeler içerisinde yer alan isimlerin ilişkileri aydınlandıkça, insan haaaaa diyor ister istemez. yanlışlar yok mu evet var ama karşı tarafta da her şey o kadar masum değil gibi sanki.
    ülkenin şimdi bile uğraştığı meselelere dair hem de fiili olarak işgal edilmiş bir toprak üzerinde, inisiyatif alıp bir de köklü değişikliklere girişmek herkesin harcı değil. bunu zaten bugün de görüyoruz.siyaset oyuncularının tutumlarına bakarak, onun zerre cesaretine ve donanımına sahip olmayan adamların, bugün başka yarın başka noktalara savrulduğuna açıklıkla şahit oluyoruz. bu yazdıklarım direk muhalefet içindir onu da belirteyim. bugün, kendi siyasi amaçları için, birbirinin farklı versiyonu olan sömürgecilerden birinin yamacından öbürünün yamacına kolayca savrulanlar, siyasetin en kritik dönemlerinde kitlenin ufkunu açacak yerde daha da geriye düşenler ya da "bizi topa tutarlar" diyerek sözünü esirgeyenler bu topluma liderlik edemezler. toplumsal olana karşı hiç bir öngörüsü olmayan, günün koşullarını bile kavrayamadan basit sorunlarla boğuşan yapıları gördükçe ortaya attıkları tezlere de şüpheyle bakmaya başlıyor insan. örneğin geziyi bile şaşkınlıkla karşılayıp, kitlenin peşinden sürüklenen, oraya buraya bayrak ve flama yetiştirme telaşına düşen hareketleri süzgeçten geçirmek, böyle bir durumda anormal olmasa gerek diye düşünüyorsun haliyle.kişilere bakarak karar vermek değil bu onu da belirteyim. mevcut durumda yapılanlar ve o duruma verilen tepkiler bir yerlerde bir yanlışlık olduğunu düşündürüyor o kadar.
    atatürk , günün koşullarında, cehaleti sonlandırmayı, sanayi ve tarımsal kalkınmayı, ulus kültürü üzerinden ortaklaşmış değerlere sahip bir insan topluluğu olarak, gerektiği yerde ülkesini ve siyasi varlığını koruyabilecek bir insan profilini hedeflemişti. yanlış uygulamalar tabii ki oldu. onun adına, uygulayıcı konumda olanların yanlışları da eklendi buna.herkesin orasından burasından çekiştirdiği bir düşünce çıktı ortaya. adı sürekli anılırken hakkında çok az şey bilindi bu adamın. en basitinden bir din düşmanı, en beterinden bir ırkçı olarak resmediliverdi kolaylıkla.her renkten alternatif tarihçilerin, kendi siyasal pratiklerindeki apaçık hatalar ise dava, mücadele adına kolaylıkla görmezden gelinebildi ama. sorgulama ve düşüncenin yerini biat veya adanmışlık aldı. işte bu hengamede biz de biraz haksızlık ettik paşa'ya.
  • bir çoğu akp öncesine dek kemalist statükoya saydırırken şimdilerde sümükleriyle gözyaşları birbirine karışmış halde sarı saçlım mavi gözlüm şarkısını söylüyor :)
  • küçüklüğünden beri din sömürgenlerinin tasallutlarından ötürü zihni nefes alamayan, çevresinde, tanıdıkları içinde sorgulamak, düşünmek nâmına bir şeyler söyleyen tek kişi bulunmayan fakat "inandığıma neden inanıyorum, inanmadığıma neden inanmıyorum?" sorusunu sorarak kendisine öğretilen her şeyi - ama her şeyi- sorgulama cesâretini gösterip, yıllar süren acılı bir düşünsel hesaplaşmadan, beyin ağrısından sonra hakîkati olanca çıplaklığıyla kabûllenen kimseler için soran, sorgulayan insanların sopayla kovalandığı bu coğrafyada her nasılsa gerçekleştirebildiği türk inkılâbıyla kendisine bu fikir hürriyetini, dimağını sanılardan, kanılardan, önyargılardan, bönyargılardan, müstehase fikirlerden kurtarma imkânını bahşeden mustafa kemal, anlatılmaz ölçüde büyük biridir.

    çocukken atatürk benim için canavardı. andımızı "ey küçük atatürk!" diye okuduğumu hatırlıyorum. o islâm âlimlerini ve şapka giymediler diye hemşehrilerimi asmıştı, hilâfeti kaldırmıştı, ablamın başörtüsüyle üniversiteye girememesine sebep olmuştu. vs vs iptidâi yobaz gevişleri işte biliyorsunuz. atatürk hakkında infial uyandıran iftirâların çok daha beterini biz -atatürk'ün tâbiriyle- 'sebükmağz' zibidiler olarak kendi aramızda yapıyorduk. şu an kayıtdışı olarak bu iftirâlar alttan alta yayılmaya devâm ediyor. ne beyin mıncıklatan hurâfeler var bir bilseniz. öyle aptalca ve nâmussuzca şeyler ki... atatürk'ün vefâtına ilişkin meselâ... bana o zırvayı anlatan akrabâma "siktir ulan" diyemedim ya hâlâ içimde ukdedir. alçaklar! keşke sohbet(!) ortamlarında yapılan bu iftirâ oturumlarının hepsi kameraya yakalansa...

    peki fikrim nasıl değişti? öncelikle şunu söylemeliyim ki bu çok uzun ve sancılı bir süreçti. iş mustafa kemâl'in mîrâsını temsil ettiğini öne süren bir takım zevâta('sen kemalistlik yapma bokunu çıkarıyorsun' denilecek kimseler) kalsaydı bu sevginin oluşması da pek mümkün değildi.

    süreci burada uzun uzadıya açıklamayacağım. fakat ihtimal ki bu girdiyi benim gibi beyni küçük yaşta hür aklın cellatlarınca mıhlanmış bir kimse okuyordur diye süreci başlatan, tezleştiren önemli bir şeyi söyleyeyim. kemalistlerin müslümanlara zulmettiğini anlatıp bizi cumhûriyet nîmetine karşı dolduran orta çağ artıkları, kadir mısıroğlular, said-i nursîler vesâire açık açık islâm'da dinden dönenin öldürüleceğini bunun dînin bir emri olduğunu söylüyorlardı. bunu ilk öğrendiğimde dehşete düşmüştüm. geleneği araştırınca gerçekten de böyle olduğunu gördüm. böyle bir şey nasıl olabilirdi? insanları seçmedikleri bir dîni terk ettikleri için öldürebilecek kadar vahşîleşebilecek, zâlimleşebileceksek mustafa kemal'in zulmünden bahsetmeye ne hakkımız vardı? velev ki kemalistler zulüm yapmış olsun. onların yaptıkları kıyâmet kopuncaya değin her şartta tatbik edilmesi gereken, allah'ın değişmez, dönüşmez, tek bir virgülüne dâhî dokunulmaz hükümleri değildi ki? pekâlâ eleştirilebilirdi. bizimki öyle mi? bir insan, dinden dönenin öldürülmesini, ramazanda oruç tutmayanların mezheplerde olduğu gibi tutuklanmasını, ona dayak atılmasını savunup inancı baskı aracı hâline getirdikten sonra utanmadan hazret-i ömer'in adâleti, osmanlı'nın hayranlık uyandıran hedehödöleri diye hezeyan savurmaya yüzü olabilir miydi? zerre kadar muhakeme kâbiliyeti varsa olamazdı. bunu senin için yazdım karanlık içine doğmuş kardeşim... dürüstçe şu soruyu bir sor! aydınlıktan korkma! doğduğunda allah'ın ipi diye bir şeye tutturmuşlar elini... hele sen bütün gücünle ipi bir çek. aşağı biri düşüyorsa o zâten allah'ın ipi değildir.

    yazılacak daha çok şey var ama şimdilik bu kadar... âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacak geleceğe kavuşma ümîdiyle diyip son sözü gâzî'ye bırakayım.

    "unutmamalıdır ki, bâzı insanlar istikbâli, mâzinin arasından görmekte mûsır(ısrarcı)dırlar. bunlar, alâkamızı kestiğimiz ananelere karşı behemal, sadâkatin iâdesini isterler. bu gibi insanlar, kendi îtikat ettiği gibi, îtikat etmeyen kimseleri istedikleri gibi ezemezlerse, kendilerini cenderede hissederler.

    herhâlde, taassupsuzluğun arzu edildiği gibi, umûmileşmesi, huy hâline gelmesi fikrî terbiyenin yüksek olmasına bağlıdır."
  • (bkz: #49886056)
  • (bkz: #83197467)
  • önemli olan sevmek değil o'nu anlayabilmek.
  • yavaş yavaş atatürk’ün fikirlerini anlamaya başlayan yazarlardır. zararın neresinden dönseniz kârdır.
    kendisinin de dediği gibi;
    -beni görmek demek yüzümü görmek demek değildir. benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.

    mustafa kemal atatürk.
  • (bkz: ahmet hakan)*