şükela:  tümü | bugün
  • bu soylev'i gençleri anarşizm'e yöneltiyor diyerek bi çok yerde yayınlamazlar okulda öğretmezler... ataturk'un geleceği nasıl gördüğünün kanıtıdır. okuyunuz, sindiriniz.

    “türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, ‘bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır.’ demeyecektir. elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

    polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. genç, ‘polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir.’ diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. mahkeme onu yargılayacaktır. yine düşünecek, ‘demek adliyeyi ıslah etmek, rejime göre düzenlemek lazım.’ diyecek.

    onu hapse atacaklar. yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. diyecek ki, ‘ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. araya girişimde ve eylemimde haklıyım. eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.’

    işte benim anladığım türk genci ve türk gençliği!”
  • atatürk'ün bu söylevinin, çok ilginçtir, uzun bir süre ile türkiye'de basılıp, yayınlanması resmi olarak yasaklanmıştır. dikkat edilirse, bu söylevin orjinal metni hemen hiç bir yerde dahi bulunamamaktadır. bulunabilen yerlerde ise metnin türkçeleştirilmiş ve kısaltılmış hallerine rastlanır. hatta ve hatta bu metin, atatürk'ün türm konuşma ve yazışmalarının toplandığı 5 ciltlik dev eserde dahi yoktur.

    söylevin tamamı okunacak olursa, bugünün şartlarında, insanı nasıl gaza getirdiği bir başka hissedilir.
  • cok cok enteresandir ki bu söylevin yasagi 1970 li yillara kadar kalkmamisdir. o yillarda cafer tanriverdi adli arkadasimiz yerel gazetesinde bunu yazdiktan sonra yaka paca mahkemeye götürlmüs hakkinda acilan dava da bu nutku bir zamanlar cumhurbaskanlarimizdan birinin (su anda adini hatirliyamiyorum cemal gürselmiydi emin degilim) meclisde bir seferinde okudugunu tutanaklardan ispat ederek bunun suc sayilmamasi gerektigini ortaya koymus mahkemeyi kazanmis ve artik bu yaziyi bulundurmak suc olmaktan cikmisdir. ama yinede hala basili olarak kolay kolay bulunan, her yerde gidipde alabileceginiz bir nane degildir. *
  • burak bora anadolu lise'si yıllıklarında yer alan söylev. ilk yer alacağı sene okul yönetimi ile öğrencilerin ters düşmesine sebep olmuştur. bundaki en büyük sebep ise okul yönetiminin meb ile ters düşmek istememesi idi.
    bu söylev günümüz türkiyesinde atatürkün gençliğe hitabesinden çok daha gerçekçi bir anlam taşımaktadır.
  • mustafa kemal vizyonunun en muhteşem ispatlarından biri.
  • okuyup okuyup feyz alınması gereken büyük adamın büyük sözleri... keşke hala yaşıyor olsa idi...
  • 12 eylul'den sonra uzunca bir sure hic bir yerde yayinlanmayan, izine raslanmayan (yasaklanmis miydi tam bilemiyorum) ve o donemlerde icinde sosyalist rejime ovguler bulundugunu zannettigimiz nutuk..
  • her lise kitabında gençliğe hitabenin yanında yer alması gereken muhteşem söylev. apolitik bir gençlik yerine belli bir ideolojisi olan, haksızlıklara boyun eğmeyen, devletin özeleştirisini yapabilme yeteğine sahip katılımcı bir gençlik arzuladığını cesurca ifade eden mustafa kemal'in büyük sözleri.

    (bkz: bir devrimci olarak mustafa kemal atatürk)
  • zarfa degil de mazrufun cagristirdiklarina bakilacak olursa yigitlik ve vatanseverlik kokusu almanin mümkün oldugu bir metindir.

    emperyalizmi ya da bugünkü adiyla küreselciligi yenen, tam bagimsizligi siar edinmis bir devrimi gerceklestirerek mazlum uluslara örnek olan türk ulusu'nun önderi atatürk'ün, vatani daima bekleyen tehlikenin büyüklügünü görmemis olmasi düsünülemez. zira 1947'de marshall planinin imzalandigi günden sonra tam bagimsizlik elden gitmistir. türkiye bugün küreselci güclerin kontrolü altindadir. wolfovitz'e "beni basbakan yapin" mealli mektup yazarak iktidar olanlar, güdümlü medya, köse entellektüelleri, muhalefet, hatta nato'ya bagimliligiyla, cuvalla, kendisini tam bagimsiz türk ordusu olarak tanimlamakta güclük ceken ordu, küreselci sermaye gruplarinin yerli isbirlikcisi olan yerli sermaye gruplari ve bir coklari ister istemez yeni dünya düzeni'ne hizmet etmektedirler. bir yanda, islami siyasilestirerek, "islam devleti" adi altinda islam'la ilgisi olmayan emperyalizm usagi bir devlet kurmak isteyenler, bir yanda yerel yönetim yasasiyla türkiye'nin güneydogusu'nu kuzey kürdistan yapmak isteyenler, bir yanda büyük ortadogu projesiyle büyük israil projesine hizmet edenler, bir yanda ic borc sarmaliyla ekonomiyi bir günde cokertecek gucu imf eliyle emperyalistlere verenler, yiyiciler, ver-kurtulcular, avrupali parlamenterlerin "yeni sevr" dedikleri kopenhag kriterlerini yasalastirmak icin jimnastik yapar gibi millet iradesinden yoksun el kaldirip yasa cikartanlar, korkaklar, susanlar, ekonomi iyiye gidiyor yalanlarini pazarlayanlar oldukca, icinde bulunulan durumun tam da bursa nutku'nda tarif edildigi gibi oldugu anlasilir. ve bu noktada gercekten de nasil genclere ihtiyac oldugunun alti cizilir. gercek savas; aristo-evrim teorisi-adam smith (ya da marx) zihniyetinin ürünü olan, "güclü olan kazanir gücsüz olan ezilir" bencil zihniyetine karsi -ki dünya kaynaklarinin %80'i dünya nüfusunun altida biri olan zenginlerce sömürülmektedir-, "komsusu acken tok yatmayan", insanlari "hak" gören, kisaca "istiklal marsini" iyi okumus mazlumlar arasindadir. yoksa bursa nutku bahanedir. ataturk genclige söyleyecegini "genclige hitabe"de soylemistir zaten.
  • dikkatlice okunursa gençliğe hitabeden pek de farkı olmadığı görülebilecek bir söylev..